Nermin Ülker'in "Dört Köşeli Üçgen: Yerini Bulamamış Cümlelerin Anıtları" başlıklı sergisi, küratör Filiz Ağdemir'in seçkisiyle Black Light Gallery'de sanatseverlerle buluştu.
Adını Salah Birsel'in 1961'de yayımlanan tek romanı "Dört Köşeli Üçgen"den alan sergi, dile getirilemeyen, söylenmesi göze alınamayan ve bu nedenle yerini bulamayan sözlere odaklanıyor.
Çevresindekiler tarafından "gözlemci" olarak tanımlanan romanın kahramanı, gördüklerini açıkça dile getirdiği için tepkiyle karşılaşırken sergi ise söylemenin bedelini ve sözün ifade edilemediğinde geride bıraktığı izleri ele alıyor.
Heykelin somutlaştırma imkanlarını sorgulayan sergi başlığı, sanatçının görünür olmayanı görünür kılma çabasına da işaret ediyor.
Eserlerinde ağırlıklı olarak metal kullanan sanatçı, önceki sergisinde boşluklar üzerinden şekillendirdiği metal heykellerini bu kez cümlelerle ilişkilendiriyor.
"Sergilerimin hepsinin çıkış noktaları biraz kişisel hikayeler"
Uzun yıllar sağlık sektöründe hemşirelik yaptıktan sonra sanat alanında çalışmalarını sürdüren Ülker, AA muhabirine sergiye ve sanat çalışmalarına dair açıklamada bulundu.
Ülker, çocukluğundan beri sanata karşı ilgi duyduğunu dile getirerek, 35 yaşından sonra güzel sanatlar fakültesinde heykel üzerine eğitim aldığını anlattı.
Sanat çalışmalarını finanse etmek adına halen hemşirelik yaptığını söyleyen Ülker, "Ameliyatlarda kazandığım parayı kenarda tutup, biriktirip heykellerimi üretiyorum. Bu altıncı sergim ve sergilerimin hepsinin çıkış noktaları biraz kişisel hikayeler. Ama bir yandan da okuduğum kitaplar, dinlediğim müzikler, seyrettiğim filmler, bir şekilde kendi geçmişimle ilgili bir şeyleri tetikleyip heykel, proje üretmeme neden olabiliyor." dedi.
Ülker, Salah Birsel'in "Dört Köşeli Üçgen" kitabının kendisine ilham verdiğini kaydederek, "Yazın ağır bir yas sürecinden geçtim. Bu yas sürecinde de kaybettiğim kişiye söyleyemediğim kelimelere çok takıldım. Çocukluğum biraz travmatik geçti. Benim yaş grubumun hepsi böyle çocukluk geçirdiği için aslında şahsıma ait bir şey değil bu. Bu sergi de ondan oluşmuş bir sergi." diye konuştu.
Sanatın kendisi için vazgeçilemez olduğunu vurgulayan Nermin Ülker, şöyle devam etti:
"Sanat benim için kendimi ifade edebilme biçimi. İfade etme şekli bazıları için söz, görmeyenler için barille alfabesi, işitemeyenler için işaret dili. Benim için de bu aslında. Heykel ve sanatla ben kendimi ifade edebiliyorum. Orada o kadar çok şey söylemeye çalışıyorum ki, bence o yüzden sanat... Sanat sizi zengin etmeyecek, popüler etmeyecek, çok paralar kazandırmayacak olabilir ama ben zaten bunun olmama ihtimalini de düşünerek sanat yapıyorum. Bununla bir şey elde ederim diye değil de susmamak için eser üretiyorum."
Çalışmalarını ve hem de hayatını İstanbul Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi'nde bulunan atölyesinde sürdüren Ülker, sergide ürettiği heykellerdeki malzemeyi de ekonomik nedenlerle kullandığını söyledi.
Ülker, eşinin desteğiyle en az karbon iziyle ve düşük bütçeyle iş üretmeye çalıştığını aktararak, "Bu durumun avantajları şöyle işe daha çok hakim oluyorum ve daha duygusal olarak malzemelerle bağ kuruyorum. Her işim öznel ama bu son işler biraz daha benim kişisel hikayelerimi anlattığım çalışmalar oldu." dedi.
Sergi, 5 Aralık'a kadar ziyarete açık olacak.
Nermin Ülker, heykel pratiğinde metal malzemenin olanaklarını, boşluk ve doluluk ilişkisini, kavramsal düzlemde ise ev, pencere, kadın ve mekan imgeleri üzerinden ele alıyor. Ülker'in pratiği, metal konstrüksiyon aracılığıyla form, mekan ve boşluk arasındaki ilişkiyi sorgulayan heykeller etrafında gelişiyor.
Ülker, 2012'de İstanbul'da Işık Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesinden mezun oldu. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Kuramı ve Eleştiri Programı'nda yüksek lisans yapan sanatçı, aynı kurumda heykel dersleri de veriyor.
Sanatçı, beşi kişisel olmak üzere yaklaşık 30 ulusal ve uluslararası karma sergide yer aldı. Kişisel sergileri arasında "Penceremden", "Pencereler", "hane", "Yuvarlağın Köşeleri" ve "Gözün Kayıp Oyuğu" bulunuyor.




