İstanbul tarihçisi ve yazar Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul’un kuytularında kalmış karakterlerini,

arzularını, suçlarını ve söylentilerini sahneye taşıyan Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia

Hanım, 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamındaki gösterimlerini tamamladı. Gerçek bir müzayede

evinde seyirciyi hikâyenin içine çeken yapım, müzik, anlatı ve mekânın iç içe geçtiği hunhar ve

hipnotik dünyasıyla sezon boyunca seyirciyle buluşmayı sürdürecek.

Boğaz’daki yalısında kendi arzu krallığını kuran Rabia Hanım’ın hikâyesinden yola çıkan oyun, 17.

yüzyıl İstanbul’una uzanıyor. Rabia Hanım’ın cüretkâr fantezilerine sürüklenen iki genç âşık, Yusuf

ile Letaif’in hikâyesi arzu, iktidar, şiddet ve mülkiyet ilişkileri etrafında şekilleniyor.

ÇERKES RIDVAN’DAN RABİA HANIM’A: KOÇU’NUN İSTANBUL’UNDA YENİ BİR DURAK

Yaratıcı yapımcılar Tülin Özen ve Yağmur Dolkun’un Reşad Ekrem Koçu’nun dünyasına odaklanan

anlatıları, geçtiğimiz yıl Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş? –Çerkes Rıdvan’ın Dolabı ile

başladı. Koçu’nun İstanbul’unu tarihsel bir yeniden canlandırmanın ötesine taşıyan bu sahne

araştırması, Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım ile yeni bir boyuta uzanıyor.

Geçtiğimiz yıl İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Küveloğlu Han’da sahnelenen Çerkes Rıdvan’ın

Dolabı ile başlayan yolculuk, bu kez Asmalımescit’teki Phebus Müzayede Evi’nde devam ediyor.

Gerçek bir müzayede evinin oyunun dramaturjisine dahil edildiği yapımda seyirci, daha mekâna adım attığı andan itibaren hikâyenin parçası hâline geliyor.

Arzu nesnelerinin ve “günah eşyalarının” açık artırmaya çıktığı müzayedede seyirciler de nesnelere

pey verebiliyor. Böylece Koçu’nun geçmişte anlattığı insanların arzularıyla bugünün seyircisinin

arzuları aynı masada buluşuyor. Oyun ile gündelik hayat arasındaki sınırların giderek silikleştiği bu

deneyim, seyirciyi hunhar ve hipnotik bir İstanbul kabare dünyasına davet ediyor.

BEDİR BEDİR’DEN GELENEKLE BUGÜN ARASINDA BİR YORUM

Ödüllü oyuncu Bedir Bedir’in anlatıcı olarak yer aldığı yapım, onun orta oyunu geleneğinden

beslenen oyunculuk birikimini çağdaş bir anlatı içinde buluşturuyor. Seyirciyle kurduğu ilişki ve

hikâyeye yön veren anlatımıyla Bedir Bedir, oyunun kendine özgü ritmine ve atmosferine güçlü bir

Geleneksel bir tiyatro salonu yerine gerçek bir müzayede evinde sahnelenen oyunda mekân, dekor

olmanın ötesine geçerek anlatının etkin bir parçasına dönüşüyor. Seyircinin de katıldığı müzayede, nesneler ve arzular üzerinden oyunun dünyasını genişletirken gerçek ile kurmaca arasındaki çizgiyi belirsizleştiriyor. Bu karşılaşma seyirciyi oyunun hunhar ve hipnotik atmosferine ortak ediyor.

AFİFE ÖDÜLLÜ MÜZİK EKİBİNDEN HUNHAR VE HİPNOTİK BİR İSTANBUL KABARESİ

Çerkes Rıdvan’ın Dolabı ile 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde Yılın En Başarılı Sahne

Müziği ödülünü kazanan müzik ekibi, bu kez Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia Hanım

Gökçe “CheChe” Gürçay, Volkan İncüvez, Özlem Kaya ve Miray Eslek’in hazırladığı müzikler,

çağdaş anlatı tiyatrosunu İstanbul’un kabare ve eğlence kültürünün izleriyle buluşturuyor. Müzik,

anlatı, performans ve mekânla birleşerek oyunun tekinsiz, arzulu ve grotesk atmosferini

derinleştiriyor, seyirciyi İstanbul’un karanlık ve baştan çıkarıcı kabare dünyasına çekiyor.

Tülin Özen ve Yağmur Dolkun’un Çerkes Rıdvan’ın Dolabı ile başlattığı Koçu anlatıları, böylece

geçmişin hikâyelerini bugünün seyircisiyle buluşturan özgün sahne dilini yeni bir müzik ve mekân

Reşad Ekrem Koçu’nun dünyasını bugüne taşıyan Kafes Arkası Günahkârları: Silahşör Kızı Rabia

Hanım, festival gösterimlerinin ardından sezon boyunca Phebus Müzayede Evi’nde sahnelenmeye

devam edecek. Hunhar ve hipnotik İstanbul kabare dünyasını deneyimlemek isteyen seyirciler,

oyunun Kasım ayındaki ilk gösterimlerinde 14 ve 15 Kasım 2026 tarihlerinde saat 19.00’da Phebus