TURİZM LİTERATÜRÜNDE BUNA ‘SPOR HACCI’ DENİYOR

Öncelikle futbol yıldızlarının dokunduğu sıradan şeyleri “ziyaret noktasına” dönüştürmek yalnızca bize özgü değil. Dünyada bir futbolcuya ait yer ve nesnelere anlam yüklemenin en çarpıcı örneklerinden biri Diego Armando Maradona.

Öyle ki Maradona hayranları 1998’de Arjantin’in Rosario kentinde “Iglesia Maradoniana”, yani “Maradona Kilisesi” kurdu. Maradona’nın kendisi, “futbolun tanrısı” kabul ediliyor. “Aziz” kabul edildiği Napoli’deki, Bar Nilo’da ise Maradona’ya ait olduğu iddia edilen bir saç teli yıllardır cam fanusta sergilenmekte.

Bir benzeri müzik dünyasında da var aslında: “Abbey Road.” Beatles’ın 1969’da geçtiği yaya geçidinden geçmek ve benzer pozu vermek için turistler birbiri ile yarışıyor.

Turizm literatüründe işte bunun için bir kavram var: “Celebrity” ya da “sport” pilgrimage yani “ünlü” ya da “spor” haccı. “Yıldızların izinden gitme” de denebilir.

9 YIL ÖNCE AYNI HİKÂYE: ARDA TURAN BANKI

Gelelim 3 bin 500 kilometre uzakta, Barcelona’daki “o” banka. Arda Turan, Barcelona forması giydiği 2017’de Jardinets de Gràcia’daki sıradan bir belediye bankında bir fotoğraf çektirdi.

Fotoğraf sosyal medyada yayıldıktan sonra Türk turistler bankı buldu. Sadece bulmakla da kalmadılar. Arda’nın oturduğu yere oturup onun pozunu birebir taklit ederek fotoğraf çektirdiler. Bank zamanla “Arda Turan bankı” olarak anılmaya başlandı.

Aradan 9 yıl geçti. İlgi hâlâ sürüyor. Üstelik bugün turistlerin oturduğu bank, Arda’nın oturduğu orijinal bank bile değil. Yol düzenlemesi nedeniyle 2025’te kaldırılan eski bank, Türkiye’nin Barcelona Başkonsolosluğu’na teslim edildi. Aynı noktaya ise yeni bir bank yerleştirildi.

ONUN OTURDUĞU YERE OTURMAK SANKİ ONA TEMAS ETMEK GİBİ

Spor psikoloğu Dr. Seren Akıncı, bunun arkasında hayran olunan yıldızla sembolik bir temas kurma isteği olduğunu söylüyor ve diyor ki:

“Bu yalnızca futbolla ilgili değil aslında. Birine fazla öykündüğümüzde, onu ilahlaştırdığımızda, o kişinin de insan olduğunu unutuyor, onunla ilgili her detayı bilmek istiyoruz. ‘Salah’ı belki yakından göremem, ancak maçta uzaktan görebilirim. Ama oturduğu yere ben de oturabilirim.’ Bu da kişide ‘O da buradaydı, ben de buradayım; aynı noktada buluştuk’ hissi yaratıyor. Sanki onunla temas etmiş, ortak bir anı yaratmışlar gibi...”

Trabzon’da futbolun ve duyguların çok yoğun yaşanmasının da bu ilgiyi büyüttüğünü belirten Dr. Akıncı, hayranlığın fanatizme dönüşmemesi gerektiğine de dikkat çekiyor:

“Şu anda Trabzon’da gördüğümüz şey hayli hoş, ben de keyifle izliyorum. Ama bu kadar yukarı çıkardığınız birine karşı beklentiniz karşılanmadığında aynı duygu tersine de dönebilir. Bir gün performansı düşerse ya da isteneni veremezse, bugün o taşta hatıra fotoğrafı çektiren, yarın o taşı yıkmak da isteyebilir. Burada iki yönlü bir duygu var. Bu nedenle aidiyet ve hayranlıkta denge önemlidir. Bir başkasına, bir eşyaya ya da kendinize zarar vermeye başladığınız anda artık eğlenmenin ve duygu boşalmasının sınırını geçmiş olursunuz. Orada fanatizm başlar.”

BU OLAYIN TRABZON’DA YAŞANIYOR OLMASI DA ÇOK ÖNEMLİ

Sosyolog ve spor yazarı Prof. Dr. Ahmet Talimciler ise bu durumu yalnızca yıldız futbolcu hayranlığıyla açıklamanın yeterli olmadığı görüşünde.

Talimciler’e göre olayın Trabzon’da yaşanıyor olması da önemli.

Trabzon ile Trabzonspor arasındaki ilişkinin başka kentlerden farklı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Talimciler, “Trabzon kenti ile Trabzonspor arasında çok güçlü bir birliktelik var. Trabzon’a gittiğiniz zaman karşınıza çıkan temel unsurlardan ilki Trabzonspor’dur. İstanbul dahil pek çok kentte o kentin asli unsuru futbol takımı değildir. Trabzon’da ise futbol ve kent kimliği çok daha iç içedir. Salah meselesi biraz buradan okunmalı. Salah saç tıraşının moda olması, tribünde açılan ‘Ya Allah, Bismillah, Muhammed Salah’ pankart ve tezahüratları... Tüm bunlar kente özgü bir durum. Kent kendini futbolla ifade ediyor ve Salah da buna eklemlenmiş durumda” yorumunu yapıyor.

Prof. Dr. Talimciler, Salah’ın küresel ölçekte popüler bir kültür ikonu olduğunu da hatırlatıyor:

“İngiltere’deki çalışmalarda Salah’ın özellikle Müslümanlara yönelik algılar üzerinde olumlu bir etki yarattığı ortaya konuldu. Orada da benzer bir ikonikleşme durumu var. Bu da onu sıradan bir futbol yıldızından daha farklı bir figür yapıyor. Trabzon’da da doğal akışında gelişen bir sahiplenme var. Salah oynadıkça, gol attıkça, başarı geldikçe bunun daha da artacağını göreceğiz.”