İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, yüze yaptırılan iğneli işlemlerde kullanılan ürünlerin yanlışlıkla damara, sinire ya da istenmeyen bir kasa enjekte edilmesi durumunda kalıcı körlüğe neden olabildiği uyarısında bulundu.
Kutlubay, sağlık kongresi için geldiği Antalya'da, AA muhabirine, estetik uygulamaların sosyal medyada çok basit işlemlermiş gibi gösterilmesinin çok yanlış olduğunu söyledi.
Sosyal medyada bazı kişilerin uygulamaları ayna karşısında kendilerine yaparak içerik paylaştığını, bununla "işlemler çok kolaymış" gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldığını vurgulayan Kutlubay, şunları kaydetti:
"Bu doğru değil çünkü siz eğer bu iğneli işlemleri yanlışlıkla bir damara, sinire ya da istenmeyen bir kasa enjekte ederseniz hastada körlük bile meydana gelebiliyor. Dünyada yanlış estetik uygulamalarından kaynaklı bildirilmiş 150'den fazla, ülkemizde ise 2 kalıcı körlük vakası var. Yanlış dolgu, yanlış işlemden dolayı körlük meydana gelebiliyor. Biz işte dermatologları bu açıdan eğitiyoruz. Diyoruz ki bakın doğru tabakaya, doğru yere vermelisiniz. Damarların anatomisini iyi bilmelisiniz. Çok iyi bilmenize rağmen başınıza bir olay geldiğinde de nasıl tedavi edeceklerini öğretiyoruz."
Kutlubay, komplikasyonları yönetmenin önemine işaret ederek, kaçak, ruhsatsız veya yanlış yere uygulanan botokstan kaynaklanan durumlarda insanların yoğun bakıma düşebildiğini dile getirdi.
Kaçak ürünlerin sıkıntılarını da hatırlatan Kutlubay, şöyle devam etti:
"Siz zannediyorsunuz ki kutuda mesela 100 ünite var ama eğer ki 100 ünite zannettiğiniz kutuda 1000 ünite varsa ve siz yanlışlıkla yüksek doz verirseniz sonuçta botoks dediğimiz şey bir bakteri zehridir yani toksindir. Yüksek doz verdiğinizde hastada istenmeyen yan etkiler meydana gelebiliyor. Toksin kasların kasılmasını engelliyor. Siz toksini yüksek dozla verdiğiniz zaman bu solunum kaslarına da gidebiliyor. Solunum kaslarına gidince bu sefer solunumu durmaya başlıyor ya da nefes almasında güçlük meydana gelebiliyor. Vücut kaslarına yayıldığı zaman hareketlerde kısıtlılık meydana gelebiliyor. Yürüyemiyor, uyuşukluk meydana geliyor."
"Artık doğal güzellikler tercih ediliyor"
Kutlubay, eskiden dolgular daha revaçtayken bugün ciltteki kolajen ve elastin denilen maddeleri uyaran işlemlerin tercih edildiğini kaydetti.
İnsanların artık doğal güzelleşme yöntemlerine yöneldiğine değinen Kutlubay, "Çünkü bunlar dolgu gibi şişirmeden direkt ciltte canlılık, parlaklık, lifting dediğimiz böyle kırışıklık azaltıcı, sıkılaşma sağlayıcı şeyler meydana getiriyor. Bunlar çok ön planda. Eksozom dediğimiz hücresel tedaviler öne çıkıyor." diye konuştu.
Eksozomların kök hücrenin son ürünü olduğunu belirten Kutlubay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eksozom??????? tedavilerini, hem kırışıklık tedavilerinde yüze, saça, vitiligo (ala hastalığı), sedef tedavisinde yani bazı dermatolojik hastalıkların tedavisinde kullanıyoruz. Damardan da uygulanabiliyor. Bu yöntemler sadece dermatolojide değil, tıbbın her alanında kullanılıyor. Yani kısırlıktan tutun da demansa, nörolojik hastalıklara kadar, kalp krizlerine, inmelere kadar birçok alanda kullanılmaya başlanmış durumda. O açıdan çok iyi bir yöntem."
Prof. Dr. Kutlubay, yeni çıkan cihazların da çok daha etkili olduğunu belirtti.
Teknolojik cihazlarla damarsal yapıları da tedavi edebildiklerine dikkati çeken Kutlubay, "Hem kolajeni uyararak anti-aging (yaşlanma karşıtı) özellikler sağlıyor. Eskiden cihazlar daha çok deriyi soyarak hastayı biraz da sosyal yaşantıdan uzaklaştırarak işlem yapıyordu ama yeni cihazlar çok soymadan, hastanın günlük sosyal yaşamını etkilemeden cildi canlandıran cihazlar." ifadelerini kullandı.





