Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, son yıllarda artış gösteren kadın infertilitesinde genetik özellik ve ilerleyen yaş gibi değiştirilemeyen faktörler kadar hatalı alışkanlıkların da önem taşıdığına dikkat çekti, anne olmayı zorlaştıran hatalı alışkanlıkları anlattı. Günümüzde eğitim, kariyer ve sosyal yaşam nedeniyle annelik yaşı giderek ileriye taşınabiliyor.

Ancak kadın üreme sistemi açısından ilerleyen yaş göz ardı edilmemesi gereken en önemli faktörlerden birini oluşturuyor. Kadınlar belirli bir yumurta rezerviyle dünyaya gelmektedir. Yıllar içerisinde hem yumurta sayısı azalmakta hem de kalan yumurtalarda kromozomal bozukluk görülme olasılığı artmaktadır. Üreme kapasitesindeki azalma özellikle 35 yaşından sonra belirginleşirken, 40 yaş sonrasında daha hızlı azalma eğilimine girmektedir.

Yaş ilerledikçe doğal hamilelik ihtimalinin azalmasının yanı sıra düşük ve embriyodaki kromozomal anomalilerin görülme riski de artmaktadır. DOĞRUSU: Hamileliğin uzun süre ertelenmesi düşünülüyorsa, kadının yaşı ile tıbbi özellikleri doğrultusunda üreme potansiyelinin değerlendirilmesi ve uygun hastalarda üreme sağlığının korunmasına yönelik seçeneklerin kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla görüşülmesi yararlı olabiliyor.

Ancak yardımcı üreme tedavilerindeki gelişmelerin kadının yaşının fertilite üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırdığı düşüncesine kapılmamak gerekmektedir. Sigara kadın üreme sağlığını birçok farklı mekanizmayla olumsuz etkileyebiliyor. Sigara dumanındaki toksik maddeler yumurtalık dokusuna zarar verebiliyor, yumurta kaybını hızlandırabiliyor ve hamileliğin oluşma süresini uzatabiliyor.

Bilimsel çalışmalarda sigara kullanan kadınlarda infertilite riskinin kullanmayanlara göre daha yüksek olduğu gösterilmiş. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği’nin değerlendirmesinde sigaranın kadın üreme sağlığını olumsuz etkilediği, üreme fonksiyonlarındaki kaybı hızlandırabildiği ve yardımcı üreme tedavilerinin sonuçlarını da olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor.

Elektronik sigaraların da üreme sağlığı açısından güvenli bir alternatif olmadığına dikkat çekiliyor. DOĞRUSU: Hamilelik planlayan kadınların sigara ve diğer nikotin ürünlerini bırakması, mümkün olduğunca pasif sigara maruziyetinden de uzak durması gerekiyor. Vücut ağırlığı kadınların hormonal sistemi ve yumurtlama düzeniyle yakından ilişkili oluyor.

Obezite; insülin direnci, hormonal düzensizlikler ve yumurtlama problemlerine yol açarak üreme sağlığını etkileyebiliyor. Özellikle polikistik over sendromu olan kadınlarda fazla kilo mevcut hormonal ve metabolik sorunları daha belirgin hale getirebiliyor. Bunun tam tersine, çok düşük vücut ağırlığı, ciddi kalori kısıtlaması veya aşırı egzersiz de adetlerin düzensizleşmesine, hatta yumurtlamanın durmasına neden olabiliyor.

Yani fertilite açısından yalnızca fazla kilo değil, aşırı düşük kilo da önem taşıyor. DOĞRUSU: Amaç kısa sürede çok fazla kilo vermek değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir vücut ağırlığına ulaşmak olmalı. Dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyle ideal kiloya yaklaşmak hem genel sağlık hem de üreme sağlığında kilit bir rol üstleniyor.

Sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi kadınlarda üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle yüksek miktarda alkol tüketildiğinde hormonal denge ve yumurtlama düzeninin etkilenebileceğine ilişkin veriler bulunuyor. Bu nedenle hamilelik planlama döneminde de alkol tüketimine dikkat edilmesi önem taşıyor. Ayrıca, kısa sürede yüksek miktarda alkol tüketme alışkanlığının göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor.

DOĞRUSU: Hamilelik planlayan kadınların alkol tüketimini mümkün olduğunca sınırlandırmaları, hamilelik oluştuğunda ise alkol kullanmamaları gerekiyor. Güvenli olduğu kanıtlanmış bir alkol miktarı olmadığı için en doğru yaklaşım alkol tüketmemektir. Üreme sağlığını tek başına artıran mucizevi bir besin veya özel bir “doğurganlık diyeti” bulunmuyor.

Ancak uzun süreli sağlıksız beslenme ve hareketsizlik; kilo artışı, insülin direnci ve metabolik bozukluklar üzerinden hormonal sistem ile yumurtlamayı olumsuz etkileyebiliyor. Bununla birlikte çok yoğun egzersiz yapmanın da her zaman daha sağlıklı olduğu düşünülmemeli. Yetersiz enerji alımıyla birlikte gerçekleştirilen aşırı fiziksel aktivite bazı kadınlarda adet düzensizliklerine ve yumurtlamanın baskılanmasına neden olabiliyor.

DOĞRUSU: Sebze, meyve, tam tahıllar, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme modeli tercih edilmeli; aşırı işlenmiş ve yüksek şeker içeren gıdalar sınırlandırılmalı. Düzenli ve sağlık durumuna uygun egzersiz yapmaya, aşırıya kaçmamaya da dikkat etmek gerekiyor. Jinekolojik kontrollerin yalnızca bir sorun ortaya çıktığında yapılması gerektiğini düşünmek önemli bir hata olarak karşımıza çıkıyor.

Yumurtlama bozuklukları, endometriozis, rahim ve yumurtalıklarla ilişkili bazı hastalıklar veya üreme sağlığını etkileyebilecek diğer durumlar her zaman belirgin yakınmalara yol açmayabilir. Özellikle adet düzensizliği, uzun süren adet gecikmeleri, şiddetli adet ağrısı, ara kanama, geçirilmiş pelvik enfeksiyonu veya yumurtalık ameliyatı öyküsü gibi durumların göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Bu sorunların zamanında değerlendirilmesi, ileride hamilelik planlandığında önem taşıyabilecek durumların daha erken fark edilmesini sağlayabilmektedir. DOĞRUSU: Kadınların jinekolojik kontrollerini aksatmaması, özellikle adet düzeninde ya da mevcut yakınmalarında değişiklik olduğunda hekime başvurması önem taşıyor.