Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin, Ege'deki mevcut tehditleri ciddiye almamasıyla ilgili bir durum olmadığını ve pozisyonunun belli olduğunu belirterek, "Bir defa Ege'deki sorunlar, kıta sahanlığı meselesi çözülene kadar bizim durduğumuz yer belli. Biz, gerilim çıkarılmasından taraf değiliz. Gayri askeri statüye sahip adaların silahlandırılmasını asla kabul etmiyoruz. Bununla ilgili çok ince, çok ısrarlı girişimlerimiz var." dedi.

Fidan, NTV canlı yayınında dış politikaya ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazze Barış Planı'nda birinci aşamadan ikinci aşamaya geçilemediğini hatırlatan Fidan, "Burada tabii İsrail'in oyunbozanlığı en büyük faktör. Filistin tarafı Hamas öznesinde başta rehineleri bırakmak olmak üzere birçok konuda Barış Planının birinci aşamasında üzerine düşen birçok konuyu yaptı." ifadesini kullandı.

Bakan Fidan, Filistin tarafının üzerine düşen görevleri yerine getirdikçe İsrail'in yeni talepler getirdiğini kaydederek, "(İsrail) Kendini bu anlaşmaya bağlı görmüyor. Şimdi en büyük problemimiz bu." diye konuştu.

Bu ay Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesinin yıl dönümü olacağını anımsatan Fidan, şunları kaydetti:

"Şimdi artık bir yıl aradan sonra buradaki kilitlenmenin aşılması gerekiyor ama İsrail'in dediğim gibi bu noktadaki tıkayıcı rolü devam ediyor. Uluslararası toplumun ve bu konuda görev alan ülkelerin bu tıkanmayı aşmak için çalışmaları gerekiyor. Burada insani yardım konularında istediğimiz miktarda ve hızda adım atıldığını görmüyoruz. Eskisi gibi kötü değil ama istediğimiz şekilde bir yaygınlık yok. Barınma konularının hayata geçmesi gerekiyor çünkü İsrail, demir vesaire gibi bir takım kısıtlayıcı malzemeler listesi yayımlayarak bazı barınma malzemelerinin, prefabrik yapılarının ve inşaat malzemelerinin içeriye girmesine izin vermiyor. Bu, şu anda insani açıdan fevkalade kötü bir şey. Diğer taraftan, savaş zamanında olduğu gibi büyük miktarlarda öldürme eylemi yapmıyor ama seçilmiş hedefleri vurmaya devam ediyor. Geçen gün de biliyorsunuz bir apartmanı vurdu. Yine çocuklar şehit oldu. Yani burada da bu öldürme eylemleri devam ediyor, yani ihlaller var."

Fidan, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin giderek tırmanmasının uluslararası toplumun da dikkatini çektiğini vurgulayarak, "İllegal yerleşimcileri savunan hiç kimse yok ama engelleyen, engelleyebilen var mı? Uluslararası toplumun da İslam toplumunun da imtihanı burada. Biz bunu mümkün kılmak için elimizden geldiğince çalışıyoruz. Tabii Filistinlilere düşen görev de var, ona da bakmak lazım. Burada kendi birliklerini sağlamaları gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin Batı Şeria ile Gazze arasında birleşme olsun diye çok uğraştığını ifade eden Fidan, Türkiye'nin hem Ramallah hem de Gazze ile temas edebilen ender ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Hakan Fidan, hükümetin, Ramallah ve Gazze arasında eşit bir ilişki yürüttüğüne işaret ederek, Türkiye için önemli olanın Filistin davasına hizmet edilmesi olduğunu dile getirdi.

ABD ile İran arasındaki görüşmelere ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Katar, Pakistan ve Umman gibi ülkelerin arabuluculuk faaliyetlerinin kesintili bir şekilde devam ettiğini aktardı.

Fidan, bu savaştan en çok Katar'ın etkilendiğine dikkati çekerek, "Katar hiçbir şeyini satamıyor. İran'a da çok yakınlar. İran'la da konuşabilir durumdalar. Bunu da kullanıp hem İran'la hem Amerika'yla da iyi ilişkileri var ve etkilenen ülkelerin başında, bir şey yapmaya çalışıyorlar. Bugün Katarlı arabulucu arkadaşlarla da görüştüm. Tarafların özellikle Amerika'da seçime giderken ortaya koyduğu durumları uyumlaştırmak biraz zor. Ama imkansız değil. İnşallah iyi sonuçlar bekliyorum ben." sözlerini sarf etti.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bitmesiyle ilgili bazı girişimlerin mevcut olduğunu aktaran Fidan, "Ama bunların açıkçası kalıcı sonuç üretmesi an itibarıyla biraz zor gözüküyor. Ama bununla beraber çalışmalara devam etmek, ümitsiz olmamak gerekiyor." görüşünü paylaştı.

Bakan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşının 2023'e kadar klasik bir savaş olduğunu, bunun daha sonra 2025'e kadar yıpratma savaşına dönüştüğünü, 2025'ten sonra ise yok etme savaşı haline geldiğini belirtti.

Rusya-Ukrayna hattında başta enerji ve ulaştırma olmak üzere, giderek daha fazla ticari alanların hedef alındığını dile getiren Fidan, "Bu giderek sivil hayatı daha zor hale getiren bir husus. Bu yok etmenin önüne geçmek lazım. Şimdi buna yönelik taraflar tabii kendi dayanıklılık güçlerini ortaya koyup bir nevi şeye dönüyor. Kim önce gözünü kırpacak? Kim önce vazgeçecek? Ama bu noktaya gelmeye gerek yok. Devletlerle de konuşarak ne türden ara formüller üretebilir ona çalışıyoruz." dedi.

Karadeniz'de ticaretin, Türkiye için de önemli bir husus olduğuna işaret eden Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarladan toplanan tahıl eğer dünya marketlerine gitmezse, yine gıda güvenliği açısından birçok ülkede sıkıntının olacağını görüyoruz. Son birkaç yıldır aslında biz bir anlaşma yaptık, o anlaşma daha sonra bozuldu ama anlaşma bozulmasına rağmen defakto işleyen bir sistem de vardı, dokunmuyorlardı. Ama şimdi birbirlerine çok dokunuyorlar. Özellikle limanları vuruyorlar, bütün deniz hareketliliğini vuruyorlar. Şimdi biz her iki tarafa da bu konuda bir teklif gönderdik. Ona ilişkin çalışmalarımız var, cevapları bekliyoruz. Taraflardan da buna yönelik cevaplar geldi. Bir noktaya götürmeye çalışıyoruz bunu açıkçası. Burada da tarafların önceki anlaşmanın uygulamasından aldığı derslerden hareketle uyumlaştırılması zor."

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak'ın bu sorunun aşılmasına yönelik Rusya'nın perspektifini ilettiğini kaydeden Fidan, bütün bu verileri değerlendirdiklerini ifade etti.

Fidan, birçok Afrika ülkesinin tahıla ihtiyaç duyduğuna değinerek, tahılın her iki ülkenin de sattığı bir ürün olduğuna da dikkati çekti.

Arabuluculuk faaliyetlerindeki en önemli konunun ülkenin kimliği ve tutumu olduğunu belirten Fidan, ara bulucu ülke, her iki tarafın da saygı gösterdiği, güvendiği bir tarafsa sorunun hızla çözüldüğünü hatırlattı.

Hakan Fidan, buna örnek olarak, Etiyopya ve Somali arasındaki neredeyse çatışmaya dönecek sorunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliği yaptığı görüşmeler sonucunda çözülmesini gösterdi.

Birden fazla tarafın içinde bulunduğu savaşlarda durumun daha farklı olabildiğine dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

"Bazı ikiden fazla tarafın işin içinde olduğu savaşlar var. Diyelim ki Rusya-Ukrayna savaşı. Rusya var, Ukrayna var, bir tarafında Amerika var, başlangıcında oradaydı, Avrupa ülkeleri var, herkes var. İran-Amerika savaşı, bir tarafında İsrail var, Körfez var, diğer ülkeler var, birçok şey var. Bizim en fazla yaptığımız konu, biz çok yakından takip ettiğimiz için arabuluculuk meselelerini, sadece kendi ara buluculuk yaptığımız konular değil, bölgemizde devam eden krizlere de ilişkin arabuluculara da çok iyi şeyler veriyoruz. Bazen moral veriyoruz, bazen diyoruz ki 'şu açıdan bak, burası eksik kalmış'. Yani o da önemli. Çünkü herkesin perspektife ihtiyacı var. Karmaşık problemler, kimsenin tek başına kendi aklıyla çözebileceği konular değil, kendi psikolojisiyle altından kalkacağı şeyler değil. Mümkün olduğunca aklın, bu türden konulara memur edilmesi gerekiyor. Bir de benim gördüğüm, bu arabuluculuk konularında kredi aramaktan ziyade gerçekten sonuca odaklanan ülkeler, ara bulucular daha etkili oluyorlar, daha kabul edilebilir hale geliyorlar. Yani siz yaptığınız işin reklamını yaparsanız bir sonraki konuda sizi insanlar görmek istemiyorlar açıkçası. Bir de öyle bir husus var. Dolayısıyla biraz bunu hayır işi gibi görüp gizli götürmek (gerek)."

Yunanistan'da, Türkiye iç siyaset meselesi

Fidan, Yunan yetkililerin Ege sorunları bağlamındaki açıklamalarına ilişkin, Yunanistan'da iç siyasette bir Türkiye faktörünün bulunduğuna işaret ederek, "İç siyasette birisi 'short cut' yapacaksa, ilave hızlı çabuk puan alması gerekiyorsa veya kamuoyunun dikkatini üstüne çekmesi gerekiyorsa, kamuoyu rüzgarına ihtiyaç varsa açacağı kart Türkiye kartı." ifadesini kullandı.

Türkiye'de siyasetin böyle işlemediğini kaydeden Fidan, " Yunanistan'ı istediğiniz kadar konuşun konuşmayın, böyle bir konu yok. Bizim daha büyük, daha küresel sorunlarımız var. Ama Yunanistan siyasetinin bir tane konusu var. Onlar adına da aslında zaman zaman söylüyoruz: Yunanistan gibi bir ülkenin bu kadar dar bir perspektifle siyaset yapmaması gerekiyor. Ama birbirlerini oradan sıkıştırıyorlar." diye konuştu.

Bakan Fidan, Yunanistan'daki mevcut hükümetle bir sonraki seçime kadar bu hükümetlerin sorunları iyi niyetle çözmek için ellerinden geleni yapmalarına ve Ege Denizi'nde önceki gibi bir gerginlik olmamasına yönelik Mayıs 2023'ten itibaren bir anlayış birliğine ulaştıklarını anımsattı.

Yunanistan'da iktidar ne zaman bu noktaya gelse oradaki muhalefetin hükümeti vurduğu tek yerin Türkiye konusu olduğunu hatırlatan Fidan, "Bu siyasetin irrasyonel olduğu taraflar var maalesef. Demokrasi iyi bir sistem ama bazen böyle, ne diyelim, hormonlu tarafları da var." dedi.

"Gayri askeri statüye sahip adaların silahlandırılmasını asla kabul etmiyoruz"

Fidan, Türkiye'nin mevcut tehditleri ciddiye almamasıyla ilgili bir durum olmadığını ve pozisyonunun belli olduğunu belirterek, "Bir defa Ege'deki sorunlar, kıta sahanlığı meselesi çözülene kadar bizim durduğumuz yer belli. Biz gerilim çıkarılmasından taraf değiliz. Gayri askeri statüye sahip adaların silahlandırılmasını asla kabul etmiyoruz. Bununla ilgili çok ince, çok ısrarlı girişimlerimiz var." bilgisini paylaştı.

Çoğu zaman birtakım şeyleri kamuoyuna intikal etmeden yürüttüklerini, çünkü bunun Yunanistan'da sıkıntıya sebep olabildiğini aktaran Fidan, "Ama bu bölgenin barışa ihtiyacı var, silahlanmaya değil. Onu defaatle söyledik. Savaş kimsenin lehine olan bir husus değil. Aslolan barıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Fidan, Yunanistan'da seçim atmosferine doğru bir gidiş olduğuna işaret ederek, "Türkiye karşıtı dilin" bir süre daha kullanılacağını, ancak Türkiye'nin pratikte ve resmiyette olana baktığını söyledi.

Bu konuda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Sahil Güvenlik Komutanlığının hassas durumda olduğuna dikkati çeken Fidan, "Umarız kimse orada çılgınca bir hareket yapmaz. Barışın, huzurun, gereği neyse onu yaparlar." sözlerini sarf etti.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2003'ten itibaren bu meseleyi çözmek istediğini gösterdiğini hatırlatarak, "Yunan hükümetlerinin, Yunan siyasetinin doğası gereği bu konuda ileri adım atamadığı" görüşünü dile getirdi.

Bakan Fidan, belki de Yunan halkının, siyasileri "savaşta, savaş söyleminde değil; barışta senin arkandayız" şeklinde cesaretlenmesi gerektiğini vurguladı.

Fidan, Türkiye'nin ciddi bir devlet olduğunu ve konuları o şekilde takip ettiğini kaydederek, Yunan yetkililerin birtakım söylediklerinin söylem bazında kalmasını umduğunu aktardı.

Öte yandan bunu daha ileriye taşıma ihtimallerine ilişkin Fidan, "İrrasyonel bir noktada, maceracı adımlarla gitme niyetleri olursa bu devletin ciddiyeti, gücü herkes tarafından biliniyor." ifadesine yer verdi.