1-Beşikten acil servise iki doktorun hikâyesini anlatıyorum.
Doğdukları hastaneye doktor olan iki genç.
Yıllarca annesiyle, babasıyla o hastanede çocukluğunu geçiren İlkay ve İrem’in hikâyesi.
İnegöl Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi bir anne Sevinç Demiray...
Yine aynı hastanede laboratuvar teknisyeni olarak görev yapan Ersural Süner...
Sevinç Hanım o hastanede doğurduğu kızı İrem’i neredeyse o hastanede büyütüyor.
Ersural Bey, oğlu İlkay’ı yıllarca doğduğu hastanede büyütüyor.
Ve iki çocuk büyüdükleri hastane ortamının sıcaklığıyla “tıp okumaya” karar veriyorlar.
Okuyorlar da...
Üstelik ilk tercihleri olan tıbbı kazanıyorlar. Mezun oluyorlar.
“İnegöl Devlet Hastanesi’nde 30 yıldır laboratuvar teknisyeni olarak görev yapan Ersural Süner’in oğlu Dr. İlkay Murat Süner ile aynı hastanede 19 yıldır güvenlik görevlisi olarak çalışan Sevinç Demiray’ın kızı Dr. İrem Demiray, doğdukları ve ailelerinin yıllarca görev yaptığı hastanede doktor olarak çalışmaya başladı.”
Hastanenin Başhekimi Dr. İlyas Sarı, iki genç doktor için insan sıcaklığını bakın nasıl anlatıyor:
“Çalışan arkadaşlarımızın evlatları ile aynı çatı altında çalışmış olmak bize şunu gösteriyor; hastanemiz sadece bir sağlık kuruluşu değil, aynı zamanda güçlü bir meslek ve dayanışma ailesidir.”
Dünyaya yayılan bunca savaşın, çatışmanın, gerilimin arasında;
Bursa İnegöl’den bir sıcaklık göndermek istedim.
2-SAYIN BAKAN DURDURUN ŞU GIDA YÜZSÜZLERİNİ
Adam “saf zeytinyağı” diye etiketi basıyor. “Soğuk sıkım” diye havalı ambalajlar yapıyor. Bursa’nın “meşhur” diye başlayan etlerini internetten ve uzaktan satış vitrinlerine koyuyor.
Bakanlık isim isim deşifre ediyor. Cezalar veriyor. Ama adam yüzsüz kardeşim. Milleti kandırmaya, zehirlemeye ve ahlaksızlığa devam ediyor. Geçen hafta Tarım Bakanlığı, uzun bir “sahtekârlık” listesi daha yayınladı.
Aydın’dan Gaziantep’e, Bursa’dan Adana’ya kadar uzanan bir “sahtekârlar listesi”.
Merak ettim: “Nereden çıkıyor bu kadar sahtekâr. Her defasında yeni sahtekârlar mı türüyor? Bu kadar kötü esnaf olur mu?”
Hayır arkadaş. O listeye her defasında yani isimler eklenmiyor. Çoğu aynı. Örnek mi?
Buyrun: “2025 başından 12 Ekim 2025’e kadar 37 firma taklit veya tağşiş listesinde en az iki kez yer almış. Ertü... Et Ürünleri, dört farklı ayda toplam 17 kez mekanik ayrılmış kanatlı etle yakalanmış. Bal... Gıda Sanayi ise haziran, temmuz ve eylül aylarında toplam 14 kez listede yer almış. Sonk... Yağ, nisan ile ekim arasında zeytinyağına tohum yağı karıştırdığı için listeye 11 kez girmiş. Saf.. Naturel Bal, bal ve pekmez gibi ürünleriyle mayıs, ağustos ve ekim aylarında toplam 6 kez; Özdeğir… Gıda, zeytinyağında tohum yağı tespitiyle nisan ve mayısta 5 kez; Hilal... Hayvansal Ürünler de aynı tespitle iki farklı ayda toplam 4 kez listede yer almış. Mesela Vahit Yıl... ise yalnızca Mayıs 2025’te 19 farklı marka ve ürün kaydıyla listede görünmüş.”
Sahtekârlar listesi artık bir genel sabıka haline dönüşmüş.
Sahtekârlar cezayı ödeyip sahtekârlığa devam ediyor.
“Mevzuat hazretleri” onların işlerine geliyor. Ama artık bunlara kesin bir çözüm gerekiyor. Yani, Tarım Bakanlığı da bu listeleri yayınlayarak görevini yapmış olmuyor aslında.
Nasıl trafikte cezalar belirli bir çizgiye geldi. Üzerine gidildi. Ehliyetlere el kondu. Bu konuda da aynı şey olmalı. Sayın Bakan İbrahim Yumaklı,“Lütfen kesin bir çözüm bulun.”






