YETER ADA ŞEKO - COP31 öncesi Fiji ve Tuvalu'da düzenlenen Pre-COP Zirvesi'nde 1,5 derece hedefi, iklim finansmanı, okyanus-iklim ilişkisi ve Pasifik'in küresel iklim gündemindeki yeri öne çıkarken, toplantının Antalya'daki müzakerelerin sonuç odaklı ilerlemesine zemin hazırlaması bekleniyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek.
COP31'de ele alınacak başlıkların, varılacak anlaşmaların ve Pasifik ülkelerini ilgilendiren sorunların gündeme geleceği Pre-COP Zirvesi, Güney Pasifik'teki ada ülkesi Fiji'de başladı.
8 Ekim'e kadar sürecek Pre-COP Zirvesi'nin gündem başlıkları arasında öne çıkacak dört temel öncelik, 1,5 derece hedefinin ulaşılabilir tutulması, iklim finansmanına erişimin artırılması, okyanus-iklim ilişkisinin güçlendirilmesi ve Pasifik'in sorunlarının küresel iklim politikalarında daha görünür hale getirilmesi olarak sıralanıyor.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un başkanlık yaptığı zirve kapsamında hem Fiji'de hem de Tuvalu'da liderler etkinliği düzenlenecek.
İklim değişikliğinin etkilerine en fazla maruz kalan ülkelerden Tuvalu'daki iklim risklerini yakından inceleme fırsatı bulacak liderler, Fiji'de ise Pre-COP Genel Kurul toplantısı için bir araya gelecek.
Ayrıca COP31 Zirvesi'nde varılacak anlaşmalar üzerinde Fiji'de müzakereler yürütülecek. Bu müzakerelere yaklaşık 4 bin delegenin katılması bekleniyor.
COP31 Başkanı Kurum, Fiji'de "COP31 Antalya ve Eylem Gündemi"ni açıklayacak. Kurum, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin yöneticileri, diğer ülkelerin iklim ve enerji bakanları ile de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Pasifik ada ülkeleri için varlık-yokluk savaşı
İklim değişikliği, başta Pasifik Okyanusu'ndaki ada ülkeleri olmak üzere birçok ülkenin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini tehdit ediyor.
Deniz seviyesinin yükselmesi, ekstrem hava olayları, toprağın ve içme suyunun olumsuz etkilenmesi, küçük ada ülkeleri açısından varoluşsal açıdan risk oluşturuyor.
Bu ülkelerden Tuvalu'nun topraklarının büyük bölümünün, 2100 yılına kadar sular altında kalacağı tahmin ediliyor.
Yok olma tehdidine karşı ülkenin kültürel ve doğal mirasını dijital ortama taşıyan Tuvalu, iklim krizinin tehdidi altındaki tek ülke değil.
Fiji, Vanuatu, Kiribati, Marshall Adaları ve Maldivler gibi ada ülkeleri, düşük nüfusları, sınırlı kaynakları, dış pazarlara bağımlılıkları gibi faktörler de eklenince iklim değişikliği karşısında en hassas bölgeler arasında yerini alıyor.
İklim krizinde neredeyse hiç sorumluluğu bulunmayan ancak krizin etkilerine en ağır şekilde maruz kalan ülkelerden Vanuatu, sorumlu ülkelerin yükümlülüklerinin belirlenmesi amacıyla Uluslararası Adalet Divanına (UAD) başvurmuştu.
İklim konusunda dünyanın en önemlisi olarak nitelendirilen davada danışma görüşü açıklayan UAD, iklim sözleşmelerine taraf olan ülkelerin sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunmak ve iklim değişikliğine uyum sağlamak amacıyla önlemler alma yükümlülüğü bulunduğunu belirtmişti.
UAD yargıçları, sorumlu devletin ihlal edilen yükümlülüğü yerine getirmeye devam etme görevi olduğunu, hukuka aykırı eylemin sürmesi halinde doğacak hukuki sonuçların, eylemin durdurulması, gerekli durumlarda bir daha tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi, durumun eski haline getirilmesi ve zararın tazminini içerebileceğini ifade etmişti.
"İklim adaletini öne çıkarmak adına önemli fırsat"
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Pre-COP'un önemini ve gündemini AA muhabirine değerlendirdi.
COP zirvelerinde iki haftada yaklaşık 200 ülkenin aynı metin üzerinde uzlaşması gerektiğini kaydeden Kurnaz, "Bu süre, en zor konuları sıfırdan tartışmaya yetmez. Pre-COP, zirveden yaklaşık bir ay önce bakanların bir araya gelip hangi konularda anlaşmaya yakın olunduğunu, hangi konularda ise ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu masaya yatırdığı bir ön toplantıdır, bir anlamda zirvenin provasıdır. İyi geçen bir Pre-COP, Antalya'da zamanın sonuca odaklanarak kullanılmasını sağlar." dedi.
Pre-COP'un ana gündeminin Pasifik olacağını belirten Kurnaz, Pasifik ülkelerinin okyanusların, müzakerelerde daha üst sıraya taşınmasını, iklim finansmanı ve 1,5 derece hedefi konusunda da daha güçlü adımlar atılmasını talep edeceğini söyledi.
Pasifik ülkelerinin taleplerini sunarken Uluslararası Adalet Divanının danışma görüşünü hukuki dayanak olarak kullanacağını aktaran Kurnaz, Avustralya'nın fosil yakıt ihracatı ile Pasifik'teki komşularının talepleri arasında nasıl bir denge kurulacağının yakından izleneceğini ifade etti.
Pasifik adalarında düzenlenen Pre-COP toplantılarının iklim adaletini öne çıkarmak adına önemli bir fırsat olabileceğinin altını çizen Kurnaz, "Tuvalu gibi ülkeler iklim değişikliğine neredeyse hiç katkıda bulunmadan, onun en ağır bedelini ödeyen ülkeler. Karar vericilerin bu tabloyu raporlardan değil, yerinde görmesi çok değerli." diye konuştu.
"Tuvalu'daki liderler etkinliğinin amacı da dünya liderlerinin Pasifik'teki iklim tahribatını kendi gözleriyle görmesi ancak fırsatın gerçeğe dönüşmesi, bu ziyaretin Antalya'da somut adımlara yansımasına bağlı. Kayıp ve zarar fonuna gerçek kaynak aktarılması, uyum finansmanının artırılması ve emisyon azaltımında daha cesur hedefler... Burada Türkiye'nin de özel bir rolü var. Ne gelişmiş ülkeler grubunda ne de klasik gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan bir ev sahibi olarak, iki taraf arasında köprü kurmak için elverişli bir konumdayız."


