Grip (influenza) her yıl küresel ölçekte yaklaşık 1 milyar kişiye bulaşan ve yaklaşık 500 bin kişinin ölümüne neden olabilen mevsimsel bir hastalık.

İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, meme kanseri hastalarında da enfeksiyonların tedavilerin ertelenmesine ya da aksamasına neden olabildiğini söyleyerek, "Grip aşısı, uygun hastalarda grip enfeksiyonu ve buna bağlı komplikasyon riskini azaltmaya katkı sağlar. Ancak kanser tedavisi gören hastalarda aşının türü ve zamanlaması, uygulanan tedaviye ve bağışıklık durumuna göre hekim tarafından belirlenmelidir" dedi.

Prof. Dr. Evrenkaya, grip aşısı hakkında doğru sanılan 4 yanlışı anlatarak, önemli uyarılarda bulundu.

Doğrusu: Grip aşısıyla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri, aşı sonrasında ortaya çıkan hafif ateş, halsizlik veya kas ağrılarının grip olunduğu şeklinde yorumlanmasıdır. Oysa uygun şekilde uygulanan inaktif grip aşıları gribe neden olmaz. Aşı sonrasında enjeksiyon yerinde ağrı, hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrısı veya halsizlik gibi kısa süreli yan etkiler görülebilir.

Prof. Dr. Evrenkaya, “Aşıdan sonra ortaya çıkabilecek kısa süreli yakınmalar ile grip hastalığını birbirinden ayırmak gerekiyor. Grip aşısı gribe neden olmaz. Ancak aşı olduktan sonra da başka solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmak mümkün. Bu durum doğrudan aşının etkisiz olduğu anlamına gelmez” dedi.

Doğrusu: Grip aşısının yüzde 100 koruma sağlamadığı bilinmesi gereken önemli noktalardan biridir. Aşının etkinliği; dolaşımdaki virüslerle aşıdaki virüslerin uyumu, kişinin yaşı ve sağlık durumu gibi birçok faktöre göre değişebilir. Grip virüsleri sürekli mutasyon geçirir. Aşı üretimi için geçmiş verilerden yararlanılarak, tahmini bir aşı üretilir. Bu nedenle aşılanmış bir kişinin grip geçirmesi, aşının hiçbir koruyucu etkisinin olmadığı anlamına gelmez. Dünya Sağlık Örgütü de etkinliğin sezonlara göre değişebileceğini, ancak aşılamanın gribe bağlı ağır hastalık riskini azaltmada en önemli araçlardan biri olduğunu belirtmektedir.

Doğrusu: Prof. Dr. Evrenkaya “Gebelikte grip enfeksiyonunun anne açısından oluşturabileceği riskler daha fazladır. Grip, gebelik döneminde daha ağır seyredebilir ve hastaneye yatış riskini artırabilir. Hamileliğin ilk 3 ayında grip aşısı yapılmaz, sonraki aylarda yapılması tavsiye edilir. Bu nedenle ‘hamileyken kesinlikle grip aşısı olunmaz’ şeklindeki genel bir yaklaşım doğru değil” dedi.

Doğrusu: Grip aşılarının içinde civa ve alüminyum gibi metaller olduğuyla ilgili söylentiler de grip aşısına soğuk bakılmasına neden oluyor. Oysa aşının hangi ürün olduğuna ve formülasyonuna göre içerik farklılıkları olabileceği için “bütün grip aşılarında şu madde vardır” şeklinde genelleme yapılmaması gerekir. Özellikle tek kullanımlık enjektör türündeki aşılar metal içermez. Bu nedenle hastaların kullanacakları aşının içeriğini sağlık profesyonelinden öğrenmesi en doğru yaklaşımdır.

Prof. Dr. Tevfik Rıfkı Evrenkaya, aşılanmanın özellikle risk grubundaki kişiler için gerekli olduğunu vurgulayarak, yüksek risk gruplarını şöyle sıraladı:

-Kronik Hastalığı olanlar (Kalp yetmezliği, KOAH, diyabet (şeker), böbrek yetmezliği hastaları)

-Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar (Organ nakli olanlar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar ve kanser hastaları)