Meme kanseri, her zaman ele gelen bir kitle veya gözle fark edilebilen bir değişiklikle kendini göstermez. Bazı lezyonlar, henüz elle hissedilebilir büyüklüğe ulaşmadan görüntüleme yöntemleriyle saptanabilir.

Bu durum, hastalığın daha erken evrede teşhis edilmesine ve tedavi seçeneklerinin hastalığın özelliklerine göre değerlendirilmesine olanak sağlayabilir. Erken evrede tanı konulması, uygun hastalarda daha sınırlı cerrahi girişimlerin tercih edilebilmesine ve tedavi sürecinin kişiye özel planlanmasına katkıda bulunabilir. Ancak herhangi bir şikâyetin bulunmaması, meme kanseri riskinin olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle düzenli taramaların belirtilerden bağımsız olarak sürdürülmesi önemlidir.

Meme kanseri taramaları hangi yaşta başlamalı?

Meme kanseri taramalarının başlangıç yaşı, kişinin taşıdığı risk faktörlerine göre farklılık gösterebilir. Ortalama risk grubundaki kadınlarda 40 yaşından itibaren düzenli mamografi taramaları önem kazanırken, yüksek risk grubundaki kişilerde daha erken yaşlarda değerlendirme gerekebilir. Özellikle ailede meme kanseri öyküsü bulunması, tarama programının planlanmasında dikkate alınması gereken faktörlerden biridir.

Bazı kişilerde genetik yatkınlık nedeniyle 20'li yaşların başlarından itibaren klinik kontrollerin ve risk değerlendirmelerinin başlatılması uygun olabilir. Ancak bu durum, her kadına 20'li yaşlarda mamografi yapılması gerektiği anlamına gelmez.
Görüntüleme yöntemlerinin hangi yaşta başlayacağı ve ne sıklıkla uygulanacağı, bireysel risk değerlendirmesinin ardından belirlenmelidir.

Ailede meme kanseri öyküsü bulunması riski artırır mı?

Meme kanseri riskinin değerlendirilmesinde yalnızca anne veya kız kardeş gibi birinci derece akrabaların hastalık öyküsü değil, ailenin diğer bireylerinde görülen kanser vakaları da önem taşır.

Anneanne, babaanne, teyze, hala, kuzen veya erkek aile bireylerinde meme kanseri görülmüş olması, özellikle hastalığın ortaya çıktığı yaş ve ailedeki vaka sayısıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Meme kanseri yalnızca kadınlarda görülen bir hastalık değildir. Erkeklerde de meme kanseri gelişebilir ve ailede erkek meme kanseri öyküsünün bulunması kalıtsal yatkınlık açısından önemli bir bulgu olabilir.

Bazı ailelerde genetik değişikliklere bağlı olarak meme kanseri riski daha yüksek olabilir. Böyle durumlarda genetik danışmanlık ve gerekli görülen testler sonucunda kişiye özel bir takip programı oluşturulabilir.

Her kadın için aynı tarama yöntemi uygun mu?

Meme kanserinin erken dönemde saptanmasında mamografi temel tarama yöntemlerinden biridir. Ancak her kadında aynı görüntüleme yönteminin kullanılması veya kontrollerin aynı sıklıkla yapılması uygun olmayabilir. Kişinin yaşı, meme dokusunun özellikleri, aile öyküsü, hormonal geçmişi ve bireysel risk faktörleri görüntüleme yönteminin belirlenmesinde etkili olabilir.

Mamografinin yanı sıra bazı durumlarda meme ultrasonografisinden de yararlanılabilir. Kalıtsal yatkınlığı bulunan veya yüksek risk grubunda değerlendirilen bazı kişilerde ise meme MR tarama programına eklenebilir.

Bu nedenle tarama yönteminin seçimi kadar, kontrollerin hangi aralıklarla tekrarlanacağının belirlenmesi de önemlidir. Her kişinin takip programı, kendi risk özelliklerine göre planlanmalıdır.

Memede hangi değişikliklere dikkat edilmeli?

Meme kanseri bazı kişilerde herhangi bir belirtiye neden olmazken, bazı hastalarda meme dokusunda veya meme başında çeşitli değişiklikler görülebilir. Memede ele gelen sertlik veya kitle, meme başının içe çekilmesi, meme cildinde çöküntü, kalınlaşma ya da belirgin görünüm değişiklikleri dikkat edilmesi gereken belirtiler arasındadır. Bu değişikliklerin her biri meme kanseri anlamına gelmez. Ancak yeni ortaya çıkan veya devam eden belirtilerin nedeninin belirlenebilmesi için hekim değerlendirmesi gereklidir.

Öte yandan meme kanseri her zaman fiziksel muayenede fark edilebilecek büyüklükte bir lezyonla ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle herhangi bir şikâyet olmasa da önerilen taramaların ihmal edilmemesi önem taşır.

Düzenli sağlık kontrolleri neden önemli?

Meme kanserinde olduğu gibi diğer kanser türlerinde de erken tanıya yönelik taramalar, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir parçasıdır.

Kolorektal kanser taramalarında kolonoskopi, rahim ağzı kanseri taramalarında Pap smear ve HPV testleri, uygun risk gruplarında akciğer kanseri için düşük doz bilgisayarlı tomografi ve prostat kanseri değerlendirmesinde PSA testi gibi yöntemlerden yararlanılabilir.

Ancak her tarama yöntemi her yaş grubu için gerekli veya uygun değildir. Taramaların başlangıç yaşı ve uygulanma sıklığı; kişinin sağlık geçmişi, aile öyküsü ve bireysel risk faktörleri doğrultusunda belirlenmelidir. Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve diğer sağlıklı yaşam alışkanlıkları genel sağlık açısından önemlidir.

Günlük Haber Özetiniz

En Son Haberler