Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri… Ülkemizde her 8 kadından biri bu hastalığa yakalanıyor. Bilinçli olmak ise hayat kurtarıyor. Genel Cerrah ve Meme Cerrahı Prof. Dr. Mustafa Tükenmez, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında hastalıkla ilgili merak edilen ve bilinmesi gereken noktalara değindi. İşte açıklamaları…
En çok kimler risk altında?
Meme kanserinde en önemli risk faktörleri kadın olmak, ileri yaş, daha önceden goğüs bölgesine radyoterapi almış olmak ve meme kanseri ile ilgili genetik mutasyona sahip olmaktır… Hastalık özellikle 40 yaşından sonra daha sık görülür. Ancak genç yaşta da gelişebilir, nadiren erkeklerde de görülebilir. Anne, kız kardeş veya kız çocuk gibi birinci derece akrabalarda meme kanseri bulunması riski artırır. Meme kanseri riskini artıran kalıtsal gen değişiklikleri de bazı ailelerde önemli rol oynar.
Bunların dışında özellikle menopoz sonrasında fazla kilo, alkol kullanımı ve yaşam boyu hormonlara maruz kalma süresini artıran bazı durumlar riskle ilişkilidir.
Önemli bir nokta da şu: Meme kanseri olan kadınların çoğunda bilinen güçlü bir aile öyküsü yoktur. Dolayısıyla ‘ailemde kanser yok’ diyerek taramayı ihmal etmemek gerekir.
‘Gencim bende olmaz’ demeyin!
Meme kanseri yalnızca ileri yaşların hastalığı değildir; genç kadınlarda da görülebilir. Türkiye’de genç yaş meme kanseri görülme sıklığı batıya göre daha fazladır. Türkiye’de her 100 meme kanseri tanısı almış kişinin 19-20 si 40 yaş altındadır.
Genç yaş grubundaki olguların nedenlerini tek bir faktörle açıklayamıyoruz. Türkiye’de genç nüfus daha fazla olduğu için oranın yüksek olmasında etkili olmakla beraber bunu dışında etkiler olduğu da aşikardır.
Yaşam tarzı da etkiler
Kalıtsal yatkınlık bazı hastalarda etkili olabilir; genetik özelliklerle çevresel ve yaşam tarzına ilişkin etkenler birlikte rol oynayabilir.Burada önemli bir uyarı yapmalıyız: Genç yaşta memede kitle veya başka bir şikayeti olan birinin ‘yaşım genç bende meme kanseri olmaz’ diye düşünmesi tanıda gecikmelere yol açabilir. Genç kadınların da memelerindeki yeni, kalıcı değişiklikleri önemsemesi ve 'Bu yaşta kanser olmaz' düşüncesiyle hekime başvurmayı ertelememesi gerekir.
Elle muayenenin faydaları nelerdir?
Kendi kendine meme muayenesinin en önemli katkısı, kadının memesinin normal görünümünü ve dokusunu tanıması, yeni bir değişikliği fark etmesidir. Özellikle ayna karşısında iki meme arasında daha once olmayan bir asimetri ciltte cekinti kızarıklık memenin kontür ve kavislerinde düzleşme gibi bulgular önemlidir.
Ancak yalnızca elle muayene yaparak meme kanserini erken yakalayabileceğimizi söyleyemeyiz. Bu nedenle kadınlara 'Memenizi tanıyın, yeni bir değişiklik fark ederseniz başvurun' diyoruz. Elle muayene, mamografinin veya gerekli durumlarda ultrason ve diğer görüntülemelerin yerini tutmaz. Özellikle küçük, henüz ele gelmeyen tümörler tarama mamografisinde saptanabilir.
Her kitle kanser işareti midir?
Memede ele gelen her kitle kanser değildir. Kist ve fibroadenom gibi iyi huylu nedenler oldukça yaygındır. Ancak yeni ortaya çıkan bir kitle mutlaka değerlendirilmelidir. Özellikle memede veya koltuk altında kalıcı sertlik ve şişlik; memenin boyutunda veya şeklinde değişiklik; ciltte çekinti, çukurlaşma veya portakal kabuğu görünümü; meme başının sonradan içeri çekilmesi ve özellikle kendiliğinden, tek taraflı gelişen kanlı meme başı akıntısı dikkat edilmesi gereken bulgulardır.Meme kanseri her zaman ağrı yapmaz; hatta erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Bu yüzden hem yeni bir değişiklik olduğunda gecikmeden muayene olmak hem de belirti olmasa bile düzenli kontrol önemlidir.
Geç kalmaktan korkun
Mamografi, düşük doz X ışını kullanılarak yapılan ve meme kanserinin erken tanısında etkinliği kanıtlanmış bir yöntemdir.
Az miktarda radyasyon içerir; fakat önerilen yaş ve risk grubunda düzenli taramanın sağlayabileceği yarar, bu çok düşük radyasyon riskinden belirgin biçimde fazladır. Mamografideki sıkıştırma kısa süreli rahatsızlık verebilir ama çoğu kadın için işlem birkaç dakika içinde tamamlanır. Mamografinin de sınırları vardır: Bazen ek inceleme gerektiren, sonuçta iyi huylu çıkan bulgular görülebilir; yoğun meme dokusunda bazı kanserler gözden kaçabilir. Buna rağmen mamografiden korktuğu için taramayı ertelemek doğru bir yaklaşım değildir. Kadınlara mesajım şu: Mamografiden değil, gecikmiş tanıdan çekinelim.
Aklınıza takılan soruları hekiminizle konuşun ve size uygun tarama programını aksatmayın.
Erken tanı hayat kurtarıyor
Meme kanserini günümüzde eskisine göre çok daha başarılı şekilde tedavi edebiliyoruz. Bunun iki önemli nedeni var: Hastalığı daha erken evrede saptayabiliyoruz ve cerrahi, radyoterapi, ilaç tedavilerinde önemli gelişmeler yaşandı. Özellikle erken evrede tanı konulan hastaların büyük bir bölümünde tam iyileşme sağlanabiliyor. Elbette her meme kanseri aynı değil. Hastalığın evresi, tümörün biyolojik özellikleri ve tedaviye verdiği yanıt sonucu belirliyor. Bu nedenle vermek istediğim mesaj şu: Meme kanseri tanısı, umutsuzluk anlamına gelmiyor; erken tanı ve kişiye uygun tedavi yaşam kurtarıyor.
Kadın kanserleri
İşte yol haritanız
Erken teşhis için altın kurallar şöyle sıralanabilir:
Ailenizde kanser yoksa bile risk altındasınız. 40 yaş sonrası risk artar. Aile öyküsü olanlar taramaya daha erken başlamalı.
Memede yeni kitle, ciltte çekinti, portakal kabuğu görünümü, meme başında içeri çekilme veya kanlı akıntı fark ederseniz beklemeyin, hemen uzmana başvur.
Hiçbir şikâyetiniz olmasa da yaşınıza ve risk durumunuza uygun tarama programına katılın.
Türkiye'deki ulusal tarama programında, ortalama risk taşıyan kadınlarda 20 yaşla beraber aylık kendi kendine muayene 2 yılda bir hekim muayenesi, 40 yaşla beraber yıllık hekim muayenesi, 40–69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi önerilir. Bazı uluslararası uzmanlık kuruluşları daha farklı, örneğin 40 yaş sonrası yıllık mamografik tarama aralıkları önerebiliyor. Bu nedenle kişisel risk, önceki görüntüleme sonuçları ve hekim değerlendirmesiyle plan yapmak en doğrusu.
Güçlü aile öyküsü veya kalıtsal gen değişikliği gibi yüksek risk durumlarında tarama daha genç yaşta başlayabilir; mamografiye meme MR'ı da eklenebilir.
Belirti bulunan bir kişide ise tarama zamanını beklemeyiz, tanısal değerlendirmeye hemen geçeriz.






