Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu'nda düzenlenen 28. Dönem 4. Yasama Yılı Değerlendirme Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kurtulmuş şu konulara değindi:

  • Yeni Anayasa ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması
  • İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'nda protesto edilmesi

"İZLEME KOMİSYONU HIZLI BİR ŞEKİLDE KURULACAK"

Kurtulmuş, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında Meclis'te kurulması planlanan komisyona ilişkin şunları söyledi: 

"Meclisin açılmasıyla birlikte bu süreçte önemli bir görev görecek olan izleme komisyonu hızlı bir şekilde kurulacak, yasanın kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirecektir."

4. YASAMA YILINDA 36 KANUN KABUL EDİLDİ

Yoğun bir dönemi geride bıraktıklarını belirten Kurtulmuş, bu dönemde milletvekillerinin 571 kanun teklifi sunduğunu söyledi. Bütçe ve Kesin Hesap Kanun teklifleri ise Cumhurbaşkanı tarafından TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Kurtulmuş, Genel Kurul gündeminde 121, komisyonlarda ise 3 bin 538 kanun teklifinin bulunduğunu belirtti.

Kurtulmuş, yasama yılının bilançosunu şöyle açıkladı: 

"4. Yasama Yılı'nda 36 kanun kabul edilmiş, 41 TBMM Kararı alınmıştır. Bu süre içerisinde 125 birleşimde toplam 929 saat 21 dakika çalışılmış ve yaklaşık 24 bin 150 sayfa tutanak tutulmuştur. İhtisas ve Meclis Araştırma Komisyonlarında ise 901 saat çalışılmış ve 27 bin sayfayı aşkın tutanak tutulmuştur."

Kurtulmuş, TBMM'nin dünyanın en yoğun çalışan meclisleri arasında yer aldığını vurguladı. Yaptıkları ziyaretlerde ve meclis başkanlarıyla görüşmelerde meclislerin çalışmalarını karşılıklı olarak gözden geçirdiklerini anlattı. Bu görüşmelerde TBMM'nin fevkalade yoğun, ciddi ve planlı bir çalışma yürüttüğünü tespit ettiklerini söyledi.

Yasama dokunulmazlıklarına da değinen Kurtulmuş, "4. Yasama Yılı'nda TBMM Başkanlığına 160 Yasama Dokunulmazlığı Tezkeresi sunulmuştur. Halihazırda 1096 tezkerenin Karma Komisyonda olduğunu hatırlatmak isterim" dedi.

"TBMM TARİHİNDEKİ EN YÜKSEK KONSENSÜS"

Kurtulmuş, geçen yasama yılının en önemli faaliyetlerinden birinin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları olduğunu belirtti. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un Genel Kurul'da kabul edilmesiyle yeni bir döneme geçildiğini vurguladı.

Kurtulmuş'a göre bu çalışmalar, TBMM tarihinde müzakereci demokrasinin en olgun örneklerinin başında geliyor. Komisyon 21 toplantı yaptı. Toplantılarda farklı bölgelerden ve farklı siyasi görüşlerden çok sayıda sivil toplum kuruluşu, akademisyen, eski meclis başkanı ve siyasetçi dinlendi. Toplam 90 saat müzakere yapıldı ve 4 bin 318 sayfa tutanak tutuldu.

Kurtulmuş, komisyon raporunun Türkiye demokrasisinde ender görülen bir ittifakla, 47 milletvekilinin "kabul" oyuyla onaylandığını hatırlattı. Bu kabulle Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili kapının aralandığını söyledi. Ardından Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda 467 milletvekilinin oyuyla kabul edildi.

Kurtulmuş şunları söyledi:

"Bildiğimiz kadarıyla, TBMM'de şimdiye kadar herhangi bir yasa teklifi üzerinde oluşmuş olan en yüksek ittifak, en yüksek konsensüstür. Rapor kapının aralanması, yasanın bu kadar büyük oyla kabul edilmesi de kapının sonuna kadar açılmasıdır. Bu kapı yeni bir yola çıkmıştır, yeni bir yol karşımızdadır. Bu yol başından beri iddiayla söylediğimiz gibi Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgenin inşa edilmesi yoludur. Bundan sonra bu ülkede birliğin, beraberliğin, kardeşliğin, dayanışmanın ve demokratik standartları yüksek bir ülke içerisinde, terörden tamamen kurtulmuş bir Türkiye'nin kurulduğunu inşallah hep beraber göreceğiz."

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE ETE KEMİĞE BÜRÜNÜYOR"

Kurtulmuş, bölgedeki gelişmelerin Terörsüz Türkiye meselesinin yalnızca bir temenni ve siyasi retorik olmadığını gösterdiğini söyledi. Kurtulmuş'a göre süreç yavaş yavaş ete kemiğe bürünüyor.

Kurtulmuş, Suriye'de PYD unsurlarının yönetime entegrasyonunun hızlı ve başarılı şekilde sürmesinin terörsüz bölgeye ulaşmak için önemli bir adım olduğunu belirtti. Irak'la ilgili ise şunları söyledi:

"Aynı şekilde geçtiğimiz haftalarda bize de gelen Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Heybet Halbusi ile yaptığımız görüşmelerde dile getirilen, en son Sayın Cumhurbaşkanımızın BM toplantısı marjında Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile yaptığı görüşmede gündeme gelen Irak'taki silahlı milislerin elindeki silahların alınması ve Irak'ta devlet otoritesinden başka hiçbir gücün elinde silah kalmaması süreci de bu ayın sonu itibarıyla ya da ekimin başında başlayacak. Böylece Irak içinde devletten başka kimsede silahın olmadığı, meşru tek otoritenin silahları da elinde bulunduran güç olduğu bir Irak'a inşallah en kısa süre içerisinde geçilecektir."

"MECLİS'E ÜÇ SORUMLULUK DÜŞÜYOR"

Kurtulmuş, kanunun kabulünün ardından atılan adımları da hatırlattı. Kanun çerçevesinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında üst düzey bir kurul oluşturuldu ve çalışmalarına başladı. Kurul, örgütün silah bıraktığının ve kendini feshettiğinin tespitinden sorumlu.

Kurtulmuş, Meclis'te atılacak adımları şöyle anlattı:

"Meclisin açılmasıyla birlikte bu süreçte önemli bir görev görecek olan izleme komisyonu hızlı bir şekilde kurulacak, yasanın kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirecektir. Bundan sonraki süreçte Meclisimize üç sorumluluk düşüyor: Konunun sonuna kadar takibini en ciddi şekilde gerçekleştirmek. Terör örgütünün silahsızlanma ve feshi ile ilgili kurulun dosya bazlı çalışmaları da dikkate alarak hukuk ölçüsü içinde bu sürecin izlenmesi ve Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki bu kurul ile Meclis arasındaki uyumun tesis edilmesi. Üçüncü olarak da ihtiyaç halinde yeni birtakım yasal düzenlemelerin yapılmasına ilişkin müzakerelerin gerçekleştirilmesi."

"ÖRGÜTÜN FESHİ SAĞLANMADAN YASA UYGULANMAYACAK"

Kurtulmuş, yasanın büyük bir titizlikle hazırlandığını ve içine üç emniyet sübabı konulduğunu belirterek şunları söyledi:

"Örgütün gerçekten fesih ve silahsızlanma sürecinin yolunda gittiğinin tespitinin Türkiye'nin en üst kurulu olan MGK tarafından ifade edilmesi, ilan edilmesiyle birlikte bu yasa uygulamaya konulacak. Yani örgütün feshi ve silahsızlanması sağlanmadan yasa uygulanmayacak. İkinci sigorta, yasanın yedinci maddesi gereğince oluşturulan bu süreci yürütecek olan yürütmenin bünyesinde kurulmuş olan kurul. Bu kurul da çok üst düzey bir temsil ile görevini yerine getirecek. Üçüncüsü ise millet adına bu süreçleri başından sonuna kadar takip edecek ve yasal düzenlemeleri yapmakla yükümlü olan TBMM bünyesinde oluşturulacak izleme kurulu yani bu üç önemli sigorta, bu sürecin fevkalade ciddi bir şekilde garantisidir. Hepimizin beklentisinin üzerinde bir ittifakla rapor ortaya çıktıysa bu sürecin takip ve kontrolüyle ilgili izleme de aynı şekilde büyük bir demokratik olgunluk içerisinde gerçekleşecektir."

14 BİN 354 SORU ÖNERGESİ VERİLDİ

Kurtulmuş, 4. Yasama Yılı'nda toplam 14 bin 354 soru önergesi verildiğini, bunlardan 6 bin 720'sinin cevaplandığını belirtti. TBMM Başkanlığı olarak her yıl aralık ve haziran aylarında ilgili bakanlara ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı'na yazı gönderdiklerini söyledi. Bu yazılarda milletvekillerinin sorularına vaktinde ve etkili cevap verilmesi yönündeki tavsiyelerini tekrarladıklarını ifade etti.

TBMM Başkanı'na ise 133 yazılı soru önergesi verildi. Bunlardan 125'i vaktinde cevaplandı, kalanların cevaplanma süreci sürüyor. Kurtulmuş, "kağıtsız parlamento" anlayışı çerçevesinde yanıtları milletvekillerine e-posta ve SMS ile, parti gruplarına da e-posta ile gönderdiklerini belirtti. Kurtulmuş, "Bu dönemde 1403 Meclis Araştırma Önergesi verildi. Bunların içerisinde ittifakla kabul edilen 12 önergenin sonucu olarak iki Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştur. 59 genel görüşme önergesi de bu dönem içerisinde Meclis Başkanlığına sunulmuştur" dedi.

PARLAMENTER DİPLOMASİDE YOĞUN DÖNEM

Parlamenter diplomasiye ilişkin bilgi veren Kurtulmuş şunları söyledi:

"TBMM olarak parlamenter diplomasiyi dünyada en etkin kullanan parlamentolardan birisiyiz. Bu çerçevede uluslararası parlamenter asamblelerce toplam 191 toplantı ya da karşılıklı ziyaret yapılmış, ihtisas komisyonlarınca toplam 105 faaliyette bulunulmuş, 10 seçim gözlemine iştirak edilmiş, parlamentolar arası dostluk grupları tarafından ise toplam 52 etkinlik gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Meclisimizden yurt dışına 209 heyet resmi ziyaretlere gitmiş, yabancı parlamenterlerden oluşan 36 heyet de ülkemizde ağırlanmıştır."

Kurtulmuş, TBMM Başkanı olarak çeşitli düzeylerde toplam 95 ikili görüşme yaptığını söyledi. Bunların 8'i cumhurbaşkanı, devlet başkanı ve devlet başkan yardımcısı, 52'si meclis ve senato başkanlarıyla yapıldı. Kurtulmuş, geçen 1 Ekim'den bu yana 5 ülkeye resmi ziyarette bulunduğunu, 10 ülkenin meclis ve senato başkanının da Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştirdiğini belirtti.

PAB GENEL KURULUNA 157 ÜLKEDEN KATILIM

Kurtulmuş, Türkiye'de ve yurt dışında 11 uluslararası toplantıya katıldığını söyledi. TBMM'nin bu yıl Parlamentolar Arası Birlik'in (PAB) 152. Genel Kurulu'na İstanbul'da ev sahipliği yaptığını hatırlattı. PAB'ın uzun yıllardır en yüksek katılımlı ve en etkin genel kurulunu yaptıklarını belirten Kurtulmuş, 80'i meclis başkanı olmak üzere 157 ülkeden 2 bin 420 delegenin katıldığını söyledi.

Kurtulmuş şunları ekledi:

"Bu Genel Kurul çerçevesinde 15 Nisan 2025'te Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu olarak İstanbul'da ilkini yaptığımız toplantının ikincisini gerçekleştirdik. Ayrıca TÜRKPA'nın birinci gayriresmi toplantısını da bu toplantı marjında gerçekleştirdik. Yine Kadın Parlamenterler Forumu'nun, Genç Parlamenterler Forumu'nun ve Bağlantısızlar Hareketi Parlamenter Ağı'nın toplantılarını da İstanbul'daki Genel Kurul çerçevesinde gerçekleştirmiş olduk. Ayrıca 152. Genel Kurul marjında meclis başkanları ve uluslararası kuruluşların başkanlarından 41 kişiyle ikili görüşme yapma imkanı buldum."

Kurtulmuş, TBMM'nin NATO Parlamenter Zirvesi'ne de İstanbul'da ev sahipliği yaptığını bildirdi. Zirve, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'nden bir hafta önce yapıldı. Washington ve Brüksel'den sonra üçüncü kez düzenlenen zirveye 20 meclis başkanı ve 4 meclis başkanvekili katıldı. Kurtulmuş, NATO üyesi ülkelerin yalnızca liderler düzeyinde değil parlamentolar düzeyinde de görüş alışverişinde bulunmasının önemine dikkat çekti.

Kurtulmuş, 17-19 Kasım 2025'te İstanbul'da düzenlenen AGİT Parlamenter Asamblesi'nin 23. Sonbahar Toplantısı'na da 56 ülkeden 53'ünün katıldığını bildirdi. Kahire'de yapılan Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Genel Kurulu'ndaki seçimle TBMM'nin Başkanlık Divanı'nda yer aldığını da söyledi.

COP31'İN PARLAMENTER AYAĞI ANTALYA'DA

Kurtulmuş, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ne (COP31) de değindi: "Antalya'da gerçekleştirilecek bu toplantının Türkiye için fevkalade önemli bir etkinlik ve prestij olduğunun altını çizmek isterim. Antalya'daki toplantının parlamenter ayağını 16 Kasım'da Parlamentolar Arası Birlik ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ortaklaşa gerçekleştirecek."

GAZZE İÇİN 9 TEZKERE İTTİFAKLA KABUL EDİLDİ

Kurtulmuş, TBMM'nin İsrail'in Gazze'de ve Filistin'de işlediği insanlık dışı suçları tespit etme ve ilan etme konusunda dünyanın en etkin parlamentosu olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, "Bu çerçevede 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana TBMM Genel Kurulunda 9 TBMM Başkanlık Tezkeresi ittifakla kabul edilmiş ve Resmi Gazete'de yayımlanarak devlet politikasının resmi belgeleri haline gelmiştir" dedi.

Yasama Yılı'nda iki tezkere Genel Kurul'da ittifakla kabul edildi ve Resmi Gazete'de yayımlandı:

  • "İsrail'in Gazze'ye Giden İnsani Yardım Filolarına Yönelik Saldırılarına Dair Karar" (8 Ekim 2025)
  • "Küresel Sumud Filosu'na İsrail Ordusu Tarafından Yapılan Silahlı Müdahale Hakkında Karar" (30 Nisan 2026)

Kurtulmuş, Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu'nun TBMM'nin inisiyatif aldığı alanlardan biri olduğunu vurguladı. Grubun ikinci toplantısına 30 ülkenin meclis başkanı ya da farklı düzeylerde temsilcisi katıldı. Kurtulmuş, grubun gelecek dönemde dünyanın farklı bölgelerinden ülkelerin katıldığı vicdani bir uluslararası platforma dönüşeceğini söyledi.

MECLİS'TE TASARRUF VE GÜNEŞ ENERJİSİ

Meclis'teki tanıtım, organizasyon, proje ve hizmetler hakkında da bilgi veren Kurtulmuş, hizmetlerin eksiksiz sürdüğünü bildirdi. Tasarruf tedbirleriyle ilgili ise şunları söyledi:

"Haziran 2023'ten bu yana yaptığımız tasarruf tedbirleri sonucunda 2 milyon 500 bin kilovatsaat elektrik, 300 bin metreküp doğal gaz ve 20 bin ton su tasarrufu sağlanmıştır. Ayrıca Meclis'te çevreye duyarlı ve yenilenebilir enerji meselesine dikkat çekmek üzere çalışmalar sürdürüyoruz. Konya'da, kullandığımız enerji kadar güneş enerjisi üretmek amacıyla bir güneş enerjisi santrali kurulmasıyla ilgili faaliyetlere başladık. Yine TBMM'nin çok katlı otoparkında da otopark tipi güneş enerjisi santralini kurmak üzere çalışmalarımız devam etmektedir.

Bunlarla birlikte, bugünün değerleriyle söylüyorum, yenilenebilir enerji alanında yaptığımız yatırımlarla birlikte 115 milyon TL ilave bir ekonomik katkı sağlanacaktır. Ayrıca Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik Merkezi ile ilgili bir merkezimiz de inşa edilmektedir. TBMM çatısı altında mümkün olduğu kadar yazılı evrakı ortadan kaldırmaya gayret ediyoruz ve bu alandaki faaliyetlerimiz de sürüyor. Ana Bina ve Halkla İlişkiler Binası bakımından da 'yeşil sertifika' belgesi almaya hak kazandık."

"FONKSİYONEL BİR KOMİSYON KURARIZ"

Kurtulmuş, toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. İzleme komisyonunun yapısına ilişkin soru üzerine, çalışmalara Meclis açıldıktan sonra başlanacağını söyledi. Komisyonun yapısının, üye sayısının ve çalışma prensiplerinin siyasi partilerle yapılacak müzakereler sonucunda belirleneceğini belirtti.

Kurtulmuş, "Herhalde öyle çok geniş bir komisyon olmasına ihtiyaç yok. Zaten üzerinde bir yürütme görevi olmadığı için yani alacağı bir karar, hazırlayacağı bir rapor da olmayacağı için daha fonksiyonel bir komisyon şeklinde bunu kurarız" dedi.

SİLAH BIRAKMA SÜRECİ: TIKIR TIKIR İŞLİYOR

Sahadan gelen raporlara göre terör örgütünün silah bırakma sürecindeki son durum soruldu. Kurtulmuş, her şeyin "tıkır tıkır işlediğini" söyledi ve şunları ekledi:

"Fitne çıkarmak, provoke etmek isteyenlerin, bölgede terör ve kan görmeye alışmış olanların heveslerine rağmen bu süreç Allah'ın izniyle sonuna kadar başarıyla yürütülecek ve nihayete erecektir. Ayrıca ifade ettiğim gibi, Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki gelişmeler de 'terörsüz bölge' iradesini destekleyen, tahkim eden gelişmelerdir. Bu çerçevede ilgili birimlerimiz, terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi süreciyle ilgili bütün detayları takip ve kontrol ediyorlar. Yine oluşturulan kurul vasıtasıyla da sahadaki gelişmeler takip edilecek."

"ÜÇÜNCÜ GÖZ MİLLETİN KENDİSİDİR"

Kurtulmuş, dünyadaki hemen hemen tüm çatışma çözümlerinde örgütlerle devlet arasındaki süreci bir yabancı ülkenin ya da uluslararası kuruluşların denetlediğini söyledi. Bu yapının "üçüncü göz" olarak tanımlandığını anlattı.

Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli özelliklerinden birinin yabancı bir üçüncü gözün bulunmaması olduğunu belirten Kurtulmuş şöyle konuştu: "Üçüncü göz milletin bizatihi kendisi, milleti temsil eden TBMM'dir. TBMM'de oluşturulacak komisyon da tabiri caizse millet adına bu süreci murakabe edecek bir komisyon olarak görev yapacaktır."

FON SORUŞTURMASI: SONUNA KADAR GİDİLMELİ

Sermaye piyasasındaki işlemlere yönelik soruşturmalarla ilgili TBMM'nin bir sorumluluk üstlenip üstlenmeyeceği soruldu. Kurtulmuş, olayın Türkiye ekonomisini derinden sarsacak bir noktaya gelmeden tespit edildiğini söyledi.

Olayın üzerine sonuna kadar gidilmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu mesele ümit ediyorum ki çok dar bir alanda bir kriminal mesele olarak kalsın ve Türkiye ekonomisine güveni sarsacak bir noktaya gelmesin. Bunun için de kimsenin gözünün yaşına bakmadan, kim varsa, nereye uzanıyorsa bu soruşturmaların tamamlanarak ilgililerin mahkeme önünde hesap vermelerinin temin edilmesi lazım" dedi.

YENİ ANAYASA: ZAMANI GELDİ

Bir gazeteci, İçtüzük, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'na yönelik talepleri hatırlattı ve şunu sordu: "Sizce bu üç düzenlemenin önümüzdeki yasama döneminde en azından altlıklarının teşkil edilebileceği bir ortam oluşur mu?" Kurtulmuş bu soruya "Oluşmalıdır" yanıtını verdi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin kapsayıcı, demokrat, kuşatıcı, insan hakları ve özgürlükleri esas alan, hukukun üstünlüğünü teyit eden yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Bunu bir "zorunluluk" olarak değerlendiren Kurtulmuş, artık zamanın geldiğini vurguladı:

"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hem çalışmaları hem de raporda ortaya koyduğu konsensüs bize bir şeyi ispat etti: TBMM, müzakereci demokrasiyi fevkalade ciddi bir şekilde uygulayabiliyor. Bu kadar çok siyasi partinin, farklı fikrin var olduğu bir Meclis, aslında yeni bir anayasa yapmaya en uygun Meclis'tir. Hiçbir partinin tek başına anayasa yapma çoğunluğu yok. Partilerin bir araya gelerek, herkesin kendi ideal anayasası kendisine ama ortak, Türkiye'nin bugünkü ihtiyaçlarını karşılayacak ve Türkiye'yi geleceğe taşıyacak güçlü, demokrat, katılımcı bir anayasa yapılmalıdır."

Kurtulmuş, Meclis çalışmalarındaki aksaklıkların en önemli nedenlerinden birinin içtüzük eksikliği olduğunu belirtti. Demokratik akışı sağlayacak ve çalışmaları hızlandıracak bir içtüzüğe ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim Kanunu'nu da "değişmesi zorunlu olan siyasi metinler" olarak nitelendirdi ve "Buna ilave olarak Türkiye'de bir siyasi etik yasasının da oluşturulması herhalde Türkiye demokrasisine katkı sunacak metinlerdir" dedi.

"İKİ SÜREÇ BİRBİRİNE KARIŞTIRILMADI"

Yeni anayasa ile Terörsüz Türkiye süreçlerinin paralel ilerleyip ilerlemediği soruldu. Kurtulmuş, yeni anayasa arayışının Terörsüz Türkiye sürecinden önce de var olduğunu hatırlattı. Daha önce de iki sürecin birbirinden farklı olduğunu söylediğini anımsattı.

Kurtulmuş şöyle konuştu: "Hiçbir şekilde yeni anayasa sürecinin Terörsüz Türkiye meselesiyle karıştırılmamasına özen gösterildi. Ben bu açıdan da bütün siyasi partilere teşekkür ediyorum. İkisi ayrı konulardır ama her ikisi de TBMM'nin uhdesi altında olan konulardır. Dolayısıyla bunları birbirine karıştırmadan ama olgunlukla anayasa konusundaki tartışmalarımızı da süratle sürdürmek ve sonuçlandırmak noktasındayız."

MEKKE ANLAŞMASI: HENÜZ MECLİS'E İLETİLMİŞ BİR TEKLİF YOK

Bir gazeteci, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Meclis'e sunulma takvimini sordu. Anlaşma yürürlüğe girmeden toplantı yapılmasına ilişkin tartışmaları da hatırlattı. Kurtulmuş şu yanıtı verdi:

"Bu konuda henüz TBMM'ye iletilmiş olan bir teklif yok. Herhangi bir uluslararası anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için TBMM'ye sunulması lazım. Zannediyorum Meclis'in açılmasıyla birlikte en kısa süre içinde bu konu TBMM'nin gündemine gelecektir. Kaldı ki şu anda bildiğim kadarıyla Mekke Anlaşmasıyla ilgili yapılan çalışmalar hazırlık mahiyetinde olan çalışmalardır. Evet, Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla Mekke'de anlaşma imzalanmış, irade ortaya konulmuş, beyan edilmiş. Bundan sonraki süreçte de her ülkenin kendi yasal süreçleri içerisinde anlaşma her ülkenin meclislerinde ya da ilgili kurullarında kabul edilerek yürürlüğe girecektir. Önümüzdeki dönemde bu konuyla ilgili konunun Meclis gündemine geleceğini düşünüyorum."

İÇTÜZÜK İDDİALARINA YANIT: 5'TE 2 KONUŞMA HAKKI

  • Bazı sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelinin "belirli kesimin sesinin kesilmesi" olarak yorumlanması
  • Meclis İçtüzüğü'nün "muhalefetin sesini kısacak" şekilde değiştirilebileceği iddiası

Kurtulmuş, yanıtında Meclis'teki sandalye dağılımında muhalefetin oranına dikkat çekti. Meclis'te toplumdaki siyasi fikirlerin temsil edildiğini ve demokratik katılımın yüzde 99 olduğunu söyledi. Kurtulmuş, "Bu Türkiye demokrasisi bakımından önemlidir. Birtakım eleştirilerse her zaman her dönem oldu. Bizim hepimizin ortak sorumluluğu bu eleştirileri mümkün olduğu kadar azaltmak ve Türkiye'de herkesin çok daha güçlü bir şekilde demokratik süreçlere katılımını temin etmektir" dedi.

Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını da hatırlattı. Siyasi partilerin hazırladığı raporlarda herkesin farklı görüş belirttiğini, ancak komisyon raporunda "ittifaklı bir metin" ortaya çıktığını söyledi.

İçtüzük değişikliği iddialarına ilişkin ise şunları söyledi: "Bir parti diyebilir ki 'benden başka kimse konuşmasın'. Öteki diyebilir ki 'şunlar şu kadar az konuşsun'. Mesele konuşmak değil, karşı taraftakinin de görüşüne tahammül edebilecek bir demokratik olgunluğu göstermektir. Şu an için TBMM çatısı altında 5 muhalefet grubu var. İktidarda ise iki grup var. İktidarın muhalefete göre 5'te 2 konuşma hakkına sahip olduğu bir yasama yılını açacağız 1 Ekim'de. Dolayısıyla bunun doğru bir tespit olmadığı kanaatindeyim."

"MAZLUM MİLLETLERİN DE TAKDİRLE İZLEDİĞİ BİR KONUŞMA OLDU"

Kurtulmuş'a Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM 81. Genel Kurulu'ndaki konuşması ve ayakta alkışlanması soruldu. İsrail Başbakanı Netanyahu'nun kürsüye çıktıktan sonra protesto edilmesine ilişkin görüşü de soruldu. Kurtulmuş, TBMM ve millet adına Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti. Erdoğan'ın konuşmasını duygulanarak ve dikkatle izlediğini söyledi.

Kurtulmuş, "Fevkalade önemli, tarihi bir konuşmaydı ve 16 yıldır BMGK'de sürdürdüğü bu çizgiyi bir merhale daha yukarıya taşıyan son derece etkili bir konuşmaydı. Sadece bizi, Türk milletini değil, bütün mazlum milletleri, dünyanın dört tarafındaki mazlum milletlerin de takdirle izlediği bir konuşma oldu" dedi.

"TEHLİKE ÇANLARI NETANYAHU VE ÇETESİ İÇİN ÇALIYOR"

Netanyahu'ya yönelik protestoya ilişkin ise şunları söyledi:

"Kalbinde azıcık merhamet ve insaf olan, insanlığa ait azıcık bir değer olan kim olursa olsun, böylesine insanlık tarihinin gördüğü en barbar katille aynı salonda olmamak için yolunu değiştirdi. Bu sadece bir siyasi protesto değil, aynı zamanda insanların büyük bir kısmının, neredeyse salonun tamamına yakınının 'biz buradayız ve biz insanız' diye ortaya koyduğu deklarasyondu. Bundan sonra tehlike çanları Netanyahu ve çetesi için çalıyor. Bundan sonra giderek İsrail'in soykırımcı hükümetinin uluslararası alanda çok daha fazla yalnızlaşacağı bir döneme girdiğimizi ifade ediyorduk. O görüntü bunun ispatıdır. New York'a apar topar gelmiş, kaçarcasına da New York'tan uzaklaşmıştır. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, insanlığa karşı işledikleri bu suçların hesabını mutlaka ama mutlaka vereceklerdir."

ERKEN SEÇİM: BEKLEMİYORUM

Erken seçim tartışmaları hatırlatılarak Kurtulmuş'a "Yakın zamanda böyle bir kararın Meclis'ten çıkmasını bekliyor musunuz?" diye soruldu. Kurtulmuş bu soruya "Beklemiyorum" yanıtını verdi ve şunları söyledi:

"Şu anda erken seçim tartışmalarının yeri ve zamanı değildir. Zaten seçim tartışmaları tartışıldığı için erken seçim olmaz, siyasi şartlar olgunlaştığı için Türkiye'de erken seçim olur. TBMM şu anda vaktinde bir seçime hazırlanıyor. Eğer erkene alınmak istenirse burada irade TBMM'nindir. 360 bulunduğu anda TBMM seçimleri yenileme kararı alır. Bizde biliyorsunuz yasal olarak 'erken seçim' yok, 'seçimlerin yenilenmesi kararı' var. Seçimlerin yenilenmesi kararını alacak olan merci Türkiye Büyük Millet Meclisidir."

"HUKUKİ OLARAK HİÇBİR BOŞLUK YOK"

Bir gazeteci şunu sordu: "Her seçim döneminde birkaç aylık periyotlarla Meclis'in seçim yenileme kararı alması durumunda Sayın Cumhurbaşkanı'nın 2 dönem süresinden daha fazla aday olması hususunu hukuken nasıl buluyor, değerlendiriyorsunuz?" Kurtulmuş şu yanıtı verdi:

"Erken seçim tartışmalarının siyasi partilerin kendi açılarından bir siyasi argümana dönüştürüldüğü tartışmanın içine girmem. TBMM'nin seçimi yenileme kararını nasıl alacağı bellidir. Hukuki olarak hiçbir boşluk yoktur. Ne zaman TBMM seçimi yenileme kararı alırsa Türkiye yenilenmiş bir seçime gider. Dolayısıyla bu tartışmanın içerisine Meclis Başkanı olarak benim girmem doğru değil ama hukuki olarak hiçbir problem olmadığını söylemek isterim."

"SİLAHLARI ZİHİNLERDE DE BIRAKMAK GEREKİR"

Kurtulmuş'a daha önce söylediği bir söz hatırlatıldı: "Eldeki silahları bırakmak kafi gelmez, zihinlerdekileri de bırakmak gerekir." Bu sözle neyi ve kimi kastettiği soruldu. Kurtulmuş şu yanıtı verdi: "Silahların zihinlerde bırakılması gerekir dediğim şey, terör örgütü ya da eli silahlı bir mücadele peşinde koşanların artık zihinlerinde de bu silahları bırakmaları lazım. Bunun için de ısrarla bir şey söylüyorum, önce bu dönemin gerektirdiği şekilde dillerimizi revize etmemiz lazım. Ne ayrılıkçı bir dilin kullanılmasını ne de ayrımcı bir dille toplumun bir kesimini ötekileştirmeyi doğru bulmuyoruz."

Kurtulmuş, Türklerin ve Kürtlerin bir iç savaştan çıkarak bugüne gelmediğini, asırlardır yan yana kardeşçe yaşayan bir millet olduğunu vurguladı. Emperyalistlerin bir asırdır geniş bir coğrafyaya dağıttığı parçaları derleyip toparlama sürecinin tam başında olduklarını söyledi.

"Dillerimizi de düzeltmemiz lazım, zihnimizi de düzeltmemiz lazım" diyen Kurtulmuş, barış ve kardeşlik ikliminin gerektirdiği gibi yapıcı bir dille konuşmak gerektiğini belirtti. Kurtulmuş şöyle devam etti: "Biz Türkler, Kürtler, Aleviler, Sünniler, bu topraklarda yaşayan bütün farklı dinlerden, mezheplerden, meşreplerden, ırklardan insanlar biriz, beraberiz ve bu birliği beraberliği zedeleyecek, tereddüde düşürecek her türlü sözden, her türlü zihinsel çabadan uzak durmamız lazım. Kastettiğim şey budur."

"MEKKE ANLAŞMASI İRAN'A KARŞI DEĞİL"

Kurtulmuş'a Mekke Anlaşması'nın İran'a karşı konuşlandığı iddiası soruldu. Kurtulmuş, bölgedeki sorunun ana kaynağının İsrail'in saldırgan politikaları olduğunu söyledi. İsrail'in bu politikalar çerçevesinde çok sayıda ülkeye sorgusuz sualsiz saldırdığını hatırlattı. Özellikle ABD ve İsrail'in İran'a yönelik son saldırılarının ardından bölgedeki dengelerin tamamen değiştiğini anlattı.

Yalnızca askeri ve siyasi dengelerin değil, dünya ekonomisini de derinden etkileyecek bir durumun ortaya çıktığına dikkat çeken Kurtulmuş şunları söyledi:

"Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini tesis ve temin edecek işbirliklerini artırmasını öneriyoruz. Mekke Anlaşması'nı da bu çerçevede İran'a karşı bir anlaşma olarak asla görmüyoruz ve asla öyle olmamalıdır. Mekke Anlaşması, hatta genişlemesiyle birlikte İran da dahil belki diğer bölge ülkelerinin de işin içerisine gireceği bölge ülkeleri ve geniş anlamda İslam coğrafyasının güvenliğini sağlayacak bir anlaşmaya dönüşsün. Bu, hiçbir ülkeyi bizim açımızdan tehdit etmek için, hiçbir ülkeye karşı tedbir almak için oluşturulmuş bir anlaşma değil, bölge ülkelerinin birliğini, beraberliğini ve güvenliğini temin etmek için oluşturulan bir anlaşmadır. Henüz başlangıç safhasındadır, tam şekillenmiş değildir. Ümit ederiz ki diğer bölge ülkelerinin katılımıyla da çok daha güçlü bir anlaşma haline gelir."

"BASIN EMEKÇİLERİNİN YANINDAYIM"

Kurtulmuş'a basın mensuplarının özlük haklarını güvence altına alacak yeni gelişmeler olup olmayacağı soruldu. Kurtulmuş, "Basın emekçilerinin yanındayım. Bütün gücümüzle, bizlere ileteceğiniz her türlü çabanızın, desteğinizin, teklifinizin gerçekleşmesi için size destek oluruz" yanıtını verdi.