Aşıyla tamamen kontrol altına alınabilen ve hatta dünyadan silinmesi mümkün olan kızamık, Türkiye’de yeniden tırmanışa geçti. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve uzman verilerine göre, 2026 yılının sonbaharı itibarıyla vaka sayıları binleri aştı. Sağlık alanında uzun yıllardır başarıyla bastırılan bulaşıcı hastalıkların hortlaması endişeleri artırırken, uzmanlar toplumsal bağışıklık eşiğinin düşmesine ve aşı reddine dikkat çekiyor.
Dünyada her yıl çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 1 ila 2 milyon çocuğun hayatını kaybetmesine yol açan kızamık virüsü, son dönemde Türkiye’de de ciddi bir tehdit oluşturmaya başladı. Tek bulaş kaynağının insan olması ve etkili bir aşısının bulunması sayesinde tamamen yok edilebilme potansiyeline sahip bu virüs, aşı kapsayıcılığının düşmesiyle birlikte hem çocukları hem de yetişkinleri hedef alıyor.
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Songül Özer, Türkiye’deki son durumu, artışın arkasındaki nedenleri ve hastalığın hayati risklerini tüm detaylarıyla anlattı.
VAKA SAYILARI KATLANARAK ARTIYOR: 2026’DA KRİTİK EŞİK AŞILDI
Türkiye’nin kızamıkla mücadelesi köklü bir geçmişe dayanıyor. 1969 yılında 66 binin üzerinde vaka ve 532 ölüm kaydedilmesinin ardından 1970’te rutin aşılama başlatıldı. 1985’teki büyük aşı kampanyasıyla vaka sayıları 2 binlere kadar geriledi ve ölümler sıfırlandı. 2003’ten itibaren uygulanan stratejiler ve 2006’da devreye giren Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK) karma aşısı sayesinde hastalık yıllarca kontrol altında tutuldu.
Ancak son yıllardaki istatistikler tablonun hızla tersine döndüğünü gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de 2022 yılında sadece 127 olan vaka sayısı: 2023 yılında 500’e, 2024 yılında 1.500’e, 2025 yılında 2.000 civarına yükseldi.
2026 yılına gelindiğinde ise tırmanış korkutucu bir ivme kazandı. Yılın ilk beş ayında 877 olarak kayıtlara geçen vaka sayısı, TTB ve uzman verilerine göre eylül itibarıyla 1.103’e, ekim ayı itibarıyla ise 3.000 sınırına ulaştı.
BULAŞTIRICILIĞI EN YÜKSEK VİRÜS: BİR HASTA 18 KİŞİYE BULAŞTIRABİLİYOR
Kızamık virüsünün en tehlikeli özelliklerinden biri olağanüstü yüksek yayılım hızı.
Uzm. Dr. Songül Özer, virüsün damlacık yoluyla solunum sisteminden ve döküntüler aracılığıyla bulaştığını belirterek, "Kızamık bulaştırıcılığı en yüksek enfeksiyonlardan biridir. Tek bir hasta, çıkardığı damlacıklar yoluyla çevresindeki 16 ila 18 kişiyi enfekte edebilir. Toplum içindeki bulaştırıcılık oranı %75 ile %90 seviyelerine kadar çıkabilir" uyarısında bulundu.
Bildirilen vakaların yaklaşık %30’unda bir veya daha fazla komplikasyon geliştiğine dikkat çeken . Songül Özer, hastalığın artık sadece çocuklarda değil, yetişkin popülasyonda da sıklıkla görüldüğünü ve yetişkinlerde ağır seyrederek ölüm riskini artırdığını vurguladı.
Kızamık gibi salgın yapma potansiyeli yüksek hastalıkların toplumda yayılmasını önlemek için gerekli olan toplumsal bağışıklık eşiği %95 olarak kabul ediliyor. Ancak Türkiye’de bu oran %92 seviyelerine gerilemiş durumda. Özellikle büyük şehirlerde aşılanma oranlarının bu eşik değerin de altına düştüğü saptanıyor.
Uzm. Dr. Songül Özer, bağışıklık duvarının sarsılmasında öne çıkan temel faktörleri ise şöyle açıkladı:
Covid-19 sonrası artan aşı reddi: Pandemi sonrası süreçte sosyal medyada ve medyada yayılan yanlış bilgilendirmeler, aşı sonrası meydana gelebilecek komplikasyon korkusu ve ilgisiz rahatsızlıkların aşıya bağlanması aşı kararsızlığını körükledi.
Düzensiz göç ve kayıtsız nüfus: Türkiye’de KKK aşısı Ulusal Aşı Takvimi kapsamında Aile Sağlığı Merkezlerinde tüm çocuklara ve kayıtlı göçmenlere ücretsiz olarak uygulanıyor. Ancak kayıtsız göçler, göç eden kişilerin aşı geçmişinin bilinememesi ve takibinin yapılamaması önemli bir güvenlik açığı yaratıyor.
Eksik doz ve bağışıklık sorunları: İki doz yapılması gereken aşının ilk dozda bırakılması veya iki doz yapılsa dahi kişisel bağışıklık yanıtının yetersiz kalması vakaların önünü açıyor.
Songül Özer, Türkiye’de çocukluk çağı aşılarının mevzuat gereği yapılması gereken uygulamalar arasında yer alsa da ailelerin hukuki olarak "kendi istekleriyle" aşıyı reddedebildiğini ve buna yönelik cezai bir yaptırımın bulunmadığını da ekledi.
Kızamık aşısı Ulusal Aşı Programına göre 12. ayda birinci doz ve 4-6 yaşında ya da genellikle ilkokul 1. sınıfta ikinci doz aşı yapılıyor. Tek doz aşı olan çocuklarda koruyuculuk oranı yaklaşık %95 civarında ve bu oran ikinci doz sonrası %97-99'a çıkıyor. Yani aşı sonrası %1 ile %3 arasında kızamık geçirme olasılığı vardır.
AŞILANAN VE AŞILANMAYAN ÇOCUKTA KIZAMIK NASIL SEYREDİYOR?
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, aşılanmayan çocuklardaki hastalık tablosunu şöyle detaylandırdı:
Aşılanan çocuklar: İki doz aşılanmış bir çocuk virüsle karşılaşsa bile hastalığı ya hiç geçirmiyor ya da son derece hafif belirtilerle atlatıyor. Aşı, virüsün vücutta hayati organlara hasar vermesini ve ölümcül komplikasyonlar geliştirmesini tamamen engelliyor.
Aşısız çocuklar: Yaklaşık 10 günlük kuluçka (inkübasyon) süresinin ardından hastalık 40°C’ye varan yüksek ateş, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve öksürükle başlıyor. Tam bu evrede ağız içinde kızamığa özgü "Koplik lekeleri" adı verilen beyaz lezyonlar beliriyor. Ardından yüzden başlayıp tüm gövdeye yayılan kırmızı döküntüler oluşuyor. Çocukta iştah kaybı ve ağır halsizlik görülüyor. Hasta, ilk belirtilerin ortaya çıktığı andan döküntüler kaybolana kadar çevresine virüs bulaştırmaya devam ediyor.
ZATÜRRE, BEYİN İLTİHABI VE ÖLÜMCÜL SSPE RİSKİ
Kızamık basit bir çocukluk çağı döküntülü hastalığı olmaktan çok uzak. Komplikasyon gelişen olgularda tablo hızla ağırlaşabiliyor.
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul’un verdiği bilgilere göre, kızamık geçiren her 1.000 çocuktan 50-60’ı (%5-6) pnömoni (zatürre) geçirirken, her 1.000 çocuktan biri akut ensefalit (beyin iltihabı) tablosuna giriyor.
Hastalığın en korkutucu komplikasyonu ise kızamık virüsünün beyne yerleşmesiyle ortaya çıkan ve çaresi bulunmayan Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) hastalığı. Aşı öncesi dönemde her 100 bin çocuktan birinde görülen bu ölümcül tablo, yaygın aşılama sayesinde 10 milyonda bir olguya kadar düşürülmüştü. Ancak aşısız toplumlarda risk hâlâ 100 binde bir gibi yüksek bir oranda seyrediyor.
SSPE HASTALIĞI SİNSİ VE YIKICI İLERLİYOR
Prof. Dr. Ertuğrul, kızamık enfeksiyonundan aylar ya da yıllar sonra ortaya çıkabilen yavaş seyirli beyin iltihabı SSPE’nin 4 evresini şu sözlerle anlattı:
- Evre 1 (Erken dönem): Çocukta belirgin kişilik ve davranış değişiklikleri başlar. Öğrenme güçlüğü ve okul başarısında ani düşüş dikkat çeker. Bu dönemde tanı koymak son derece güçtür ve hastalık farklı nörolojik rahatsızlıklarla karıştırılabilir.
- Evre 2: Birkaç aydan bir yıla kadar sürebilen bu dönemde kas seğirmeleri, konuşma güçlüğü ve vücutta istemsiz hareketler baş gösterir.
- Evre 3: İlk yılı takiben başlayan bu evrede epilepsi benzeri şiddetli nöbetler, kas kasılmaları, yutma ve yeme güçlüğü ile yürüyememe gibi ağır tablolara geçilir.
- Evre 4 (Son dönem): Hasta koma durumuna girer. Beyindeki hayati merkezlerin etkilenmesi sonucunda hastalık ne yazık ki 1 ila 3 yıl içerisinde ölümle noktalanır.
UZMANLARDAN ORTAK ÇAĞRI: "AŞI SAĞLIK HAKKIDIR"
Uzmanlar, kızamık vakalarındaki artış grafiğinin durdurulması için toplumsal farkındalığın ve Aile Sağlığı Merkezlerindeki aşı takiplerinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Canlı ve zayıflatılmış bir aşı olan KKK aşısının, bağışıklık baskılayıcı tedavi görenler ve gebeler dışında tüm çocuklara zamanında yapılması gerektiği vurgulanıyor. Aşılanmayan her çocuğun hem kendi hayatını riske attığı hem de toplumdaki bebekler, yaşlılar ve kronik hastalar için doğrudan bir tehdit oluşturduğu unutulmamalı.




