Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu şu ifadeleri kullandı;

Radyo Televizyon Üst Kurulu, Türk televizyonlarını kanunda verilen yetki çerçevesinde denetliyor. Ama şimdi işte paralı diye ifade edilen birtakım platformlar var. Burada yani LGBT propagandasından tutun da ahlaka aykırı, eskiden buna mugayir denirdi, içeriklere varıncaya kadar. Şimdi buraya müdahale konusunda RTÜK yetki tartışması yaşarken ama kayıt altındaki açık hesap verebilir yerli ve milli medyanın özellikle de televizyonların üzerine giden yeni bir anlayış başladı. Ben burada tabii RTÜK'ü doğrudan hedef alarak konuşmadığımı da belirteyim. Ama onların da yapması gerekenleri hatırlatıyorum. Niye? Çünkü sistematik olarak özellikle Türk televizyonlarına, içeriklerine dönük bir kampanya yürütülüyor.

Ben öyle zannediyorum ki bu sosyal medya ağlarının arkasındaki Siyonist lobi Türk medyasının özellikle televizyon ayağını da itibarsızlaştırmak için alternatif bir faaliyet içinde. Neden? Bugün Suriye Gazze, Batı Şeria, İran, Yemen, Lübnan agresifçe bölgeye savaş açmış bir İsrail devleti var. Özellikle de katil Netanyahu hükümeti var. Bunların lobisinin özellikle de sosyal medya ağları dediğimiz bu yapı üzerindeki etkisi bu gerçeklikleri tüm çıplaklığıyla ortaya koyan Türk medyasını da profesyonelce bence hedef alıyor. Hem kamuoyunun oluşturulması hem de oluşturulan kamuoyu üzere medyanın cezalandırılmasına ilişkin sanki bir altyapı kuruyorlar. O nedenle burada da bir oyun var mı? Bunu ortaya çıkarmaya varsa bu oyunu bozmaya da çalışıyoruz. Bu ülkede içerik üretiliyor.

Bir medya kuruluşu var. Gazeteciler var, televizyoncular var, özgün içerikler üretiliyor. Bu özgün içerikler sosyal medya ağları tarafından herhangi bir telif ödenmeksizin kullanılıyor, yayılıyor. Üstelik de kişilerin ekranda kaldıkları süre yani sosyal medya platformlarında kaldıkları süre. Bu platformlarda tercihleri, bu platformlarda neye öncelik ya da önem verdiklerine ilişkin davranışları da bu yazılımlar tarafından kodlanıyor.

Sonra reklam verenlere pazarlanıyor. Bizi bize sormadan adeta bir pazarlama aracına dönüştürüyorlar. Bu bireysel problemimiz. Ama asıl önemlisi şu, içerik üreticilerine hiçbir bedel ödemeden elin taşıyla elin kuşuna vurur misali oluşturdukları büyük ekonomiyi kendi kaynak ülkelerine transfer ederken yerli ve milli medyanın kaynaklarını kurutuyorlar. Mali sürdürülebilirliğini ve geleceğini de sabote ediyorlar.