Temmuz ayının sonunda Beykoz bölgesinde araç çarpması sonucu yaralanan karaca, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekiplerince İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesine getirildi.
Bacağında açık kırık ve kafa travması bulunduğu belirlenen karacaya acil müdahale uygulandı. Birkaç gün genel durumu takip edilen karaca, ameliyat için gerekli koşulların oluşmasının ardından operasyona alındı.
Operasyon sonrasında bölgede gelişen komplikasyon nedeniyle ikinci bir operasyon ve revizyon işlemi gerçekleştirilen karacanın tedavisi devam ediyor.
Uzun süre bacağını kullanamayan karacanın kaslarında da atrofi oluşurken, yeniden bacağını kullanabilmesi için fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci yürütülüyor.
Tedavinin daha az stresli ilerleyebilmesi için veteriner hekimler tarafından kendilerine alışması sağlanan karacanın bandaj değişimleri de sedasyon veya anestezi uygulanmadan gerçekleştirilebiliyor.
Tedavisi olumlu ilerleyen karaca, bacağına hafif hafif basmaya başlarken, kemik kaynama ve kasların yeniden güçlenmesi için bir süre daha fakültenin gözetiminde tutulacak.
Erkek ve genç bir birey olan karacanın boynuzları ise hem kendisinin yaralanmaması hem de tedavi sırasında veteriner hekimlere zarar vermemesi amacıyla bantlanıyor.
Tedavinin tamamlanmasının ardından karacanın yeniden doğal yaşam alanına bırakılması hedefleniyor.
"Stres faktörünün bu hayvanlarda az olması bizim için çok önemli"
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Yabani Hayvan Hastalıkları ve Ekoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Emine İrem Deveci, AA muhabirine karacanın tedavi sürecini anlattı.
Karacanın yırtıcı bir hayvanın saldırısından kaçarken önüne atladığı aracın çarpması sonucu bacağında kırık ve kafa travmasıyla kendilerine geldiğini anlatan Deveci, "Kafa travması bizim için acil müdahale gerektiren bir durum. Acil müdahalesini yaptık öncelikle. Birkaç gün durumunu takip ettik. Ameliyat için anestezi alması gerektiğinden dolayı genel durumunu toparlamış olması gerekiyordu." dedi.
Genel durumunun toparlanmasının ardından ameliyatı gerçekleştirdiklerini aktaran Deveci, "Tabii çok hassas hayvanlar, anesteziden uyanması da çok hassas. Bu süreçte operasyonla alakalı da komplikasyonlar gelişebiliyor. İkinci bir operasyonu oldu, revizyonu oldu. Çünkü genellikle ilk operasyonlar bizim için çok başarılı olamayabiliyor. Şu an ikinci operasyonunu da gerçekleştirdik. Gayet iyi durumda. Ayağını hafif hafif basmaya başladı." ifadelerini kullandı.
Deveci, karacanın uzun süre bacağını kullanamaması nedeniyle rehabilitasyon sürecinin de uzun süreceğini belirterek, "Tedavisini sürdürebilmek adına aramızdan birkaç arkadaşa alışmasını sağladık. Dolayısıyla stressiz bir şekilde, en azından sedasyon, anestezi gibi uygulamalar yapmadan tedavi sürecini devam ettirebiliyoruz. Bandaj değişimlerini anestezi, sedasyon olmadan yapabiliyoruz. Bu bizim için bir avantaj şu an. Genel durumunu toparlaması açısından, stres faktörünün bu hayvanlarda az olması bizim için çok önemli." diye konuştu.
"Asıl amacımız doğaya salmak"
Karacanın kendisine karşı daha az stres gösterdiğini dile getiren Deveci, bunun karacaların koku hassasiyetiyle ilişkili olduğunu söyledi.
Deveci, "Biraz kokuya duyarlı hayvanlar, memeli hayvanlar. Koku hassasiyetleri çok yüksek. Artık nedenini tam bilmiyorum ama benimle iletişimleri genellikle kuvvetli oluyor. Daha az stres gösteriyorlar." dedi.
Tedavi ettiği karacada da benzer durumun yaşandığını anlatan Deveci, şunları söyledi:
"Bu zamana kadar gelen karacalar için de aynı şey geçerli oldu. Tabii biraz dilinden anlamak da gerekiyor. Ben de onu iyi yaptığımı düşünüyorum. Biz genellikle tedavi ettiğimiz hayvanlara çok isim koymamaya çalışıyoruz. Çünkü ne kadar bize alışsa da bir, iki, üç kişiye alışıyor aslında, herkese alışmıyor genellikle. Ve bizden birisi varsa genelde daha rahat, az stres oluyor. Yine de çok alışmamaya çalışıyoruz. Bu hayvanları, asıl amacımız doğaya salmak. O yüzden duygusal bir bağ, maksimumda tutmamaya çalışıyoruz ki sonrasında çok özlemeyelim diye. Ama tabii ki de artık bağlandık. O çok mümkün değil ama en azından Karaca olsun. Yani ismi olmasın."
"Kemik kaynama süreci birazcık uzun sürecek"
Karacanın tedavisinin şu an olumlu ilerlediğini belirten Deveci, kırığın açık olması nedeniyle enfeksiyon tedavisinin de uzun sürdüğünü aktardı.
Deveci, "Tedavisi şu anlık başarılı gidiyor. Herhangi bir problem yok. Kemik kaynama süreci birazcık uzun sürecek. Açık bir kırıktı. Enfeksiyon vardı bölgede, bunu tedavi etmemiz bayağı uzun sürdü." şeklinde konuştu.
Şu anda kırık bölgesiyle alakalı bir sıkıntı olmadığını ancak bacağını çok uzun süre kullanmadığı için kaslarda atrofi oluştuğunu aktaran Deveci, "Bunun için fizik tedavisi, rehabilitasyonu gerekecek. Hafif hafif bacağını kullanmaya başladı. Tabii o kas dokusu yerine gelmesi çok uzun zaman alan bir şey. Doğada sorun teşkil etmeyecek raddeye gelene kadar durumunu takip edip yanımızda tutacağız." ifadelerini kullandı.
Deveci, karacanın tedavisinin tamamlanmasının ardından yeniden doğaya bırakılacağını, bunun rehabilitasyon sürecindeki en önemli hedef olduğunu vurguladı.
Yaban hayvanlarının esaret altında stres yaşadığını aktaran Deveci, karacanın şu anda sakin görünmesinin tedavi ekibine alışmasından kaynaklandığını söyledi.
Deveci, "Şu an ne kadar rahat gözükse de bu tamamen bizim aylardır onun yanında her gün birebir ilgilenmemizle alakalı bir durum. Biz varız diye böyle. Doğa içerisinde olması tabii ki de onun en büyük hakkı. Onun da kendi yuvasını kurup doğada koşturması gerekiyor." dedi.
"Yavru karacaları annesinin öldüğünden emin olmadan almayın"
Karacanın merkezde çalışanlar tarafından sevildiğini ancak dışarıdan fazla ilgi görmemesi için özellikle korunduğunu belirten Deveci, "Biz biraz daha onu hassas bir bebeğimiz gibi saklayıp, gizlemeye çalışıyoruz. Çok fazla insanı onun olduğu bölgeye, alana getirmemeye çalışıyoruz. Zaten tanıdığı biri mi değil mi diye ses duyduğunda gelene bakıyor direkt, kim geliyor diye. Buranın maskotu gibi de ama aynı zamanda özel olarak saklıyoruz. Bizim kendi içimizde biraz özel bir bebek." diye konuştu.
Deveci, vatandaşların yaralı yaban hayvanlarıyla karşılaşmaları halinde Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleriyle iletişime geçmesi gerektiğini söyledi.
Ancak özellikle yavru karacalar konusunda vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Deveci, şunları kaydetti:
"Yavruları anneler uzun saatler yalnız bırakabiliyorlar yem ararken yavru tehlikeye girmesin diye. Bir yavru görürseniz asla ve asla almayın. Yaklaşık 8 saat sonra bile annesi geri gelebiliyor bulunduğu alana. Annesinin öldüğünden emin olunmadığı sürece yavruya hiçbir şekilde dokunmamanız gerekiyor. Kokuya çok hassaslar. Bizim kokumuz onları çok tiksindirebilir, tetikleyebilir. Dolayısıyla, yavruya eğer emin değilsek annenin öldüğünden, mutlaka dokunmayalım. Çünkü daha sonrasında yavruların doğaya dönmesi imkansıza çok yakın. Çok yoğun bir süreç bu."




