Ukrayna Ligi devi Shakhtar Donetsk'i şampiyon yapan Arda Turan'ın adı, Montella'nın ayrılığının ardından A Milli Futbol Takımı'mız için geçiyor.

Konuya ilişkin Hürriyet spor yazarlarından Ufuk Kaan Karacan, köşesinde bu olası senaryoyu yorumladı.

Ufuk Kaan Karacan'ın köşe yazısı şu şekilde oldu:

Çoğu kişi A Milli Takım'ın başında görmek istiyor ama onun kariyer planlaması ve hedefleri çok başka.

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile yollar ayrılır ayrılmaz, gündemin tam ortasına ilk oturan isim yine Arda Turan oldu. Kaderin ne acayip bir tecellisidir ki; zamanında oyuncu olarak A Milli Takım’dan adeta kovulan, büyük tartışmaların hedefi haline gelen Arda Turan, bugün aynı A Milli Takım’ın başına geçmesi için adı ilk telaffuz edilen teknik adam konumunda!

Peki, Arda Turan A Milli Takım Teknik Direktörü olmalı mı?

Arda’yı yakından tanıyan herkes bu soruya vereceği cevabı çok iyi bilir: Kanında o Türk DNA’sını %100 taşıyan, bayrak duygusu bu kadar yüksek bir teknik adam, A Milli Takım’dan gelecek bir davete asla “Hayır” diyemez. Ancak henüz 39 yaşında olan genç bir teknik adamı, kayıtsız kalamayacağı bir teklifle baş başa bırakıp kariyer yolculuğunu etkilemek ne derece doğru? Bunu sadece Arda Turan özelinde değil, Türk futbolunun kendi istikameti açısından da ciddi şekilde tartışmamız gerekiyor.

1-) SRNA’NIN SÖZLERi VE ARDA’NIN GLOBAL ViZYONU

Elimizde global düzeyde yurt dışında görev yaparak hepimizin göğsünü kabartmasını beklediğimiz, çok büyük hedefler koyduğumuz nadir bir teknik adam figürü var. Başkalarına haksızlık etmek istemem ama Arda’nın pozisyonu ve potansiyeli çok farklı. Shakhtar Donetsk’in başında, savaşın tam ortasında, son derece zorlu şartlar altında bir şampiyonluk yaşadı. Oynattığı futbol, taktik organizasyonu ve saha içi kurgusuyla büyük takdir topladı.

Geçtiğimiz günlerde Shakhtar Donetsk’in CEO’su Darijo Srna ile bir sohbet etme şansımız olmuştu. Srna, Arda Turan’ın hem teknik yeteneklerini hem de insani kalitesini överken, ona kulüp olarak sonuna kadar sahip çıkılması gerektiğini ve onu bırakmaya hiç niyetlerinin olmadığını açıkça ifade etmişti.

Bu sözler, futbolseverlerin cebinde çok değerli bir umudu diri tutmasını sağlıyor:

Arda Turan’ın yolu Avrupa’da sonuna kadar açık!

2-) ATLETiCO MADRiD HAYALi VE SÜREKLi GELiŞiM

Bunu sadece Srna’nın sözlerine dayanarak söylemiyoruz. Arda’nın futbolculuk geçmişi, özellikle İspanya tandanslı olması, Atletico Madrid’de unutulmaz başarılar yakalayıp efsaneleşmesi ve ardından Barcelona forması giymesi, ona küresel futbol aklıyla muazzam bir ilişki ağı kazandırdı. İnsan hayal kurmaktan kendini alamıyor: Arda Turan bir gün niçin Atletico Madrid’i çalıştırmasın? Niçin Avrupa’nın dev liglerinden birinde teknik adamlık kariyerini sürdürüp kulübede büyük başarılara imza atmasın?

Kuşkusuz bu hedeflere Arda Turan’ın kendisi de sahip. Kendisini sürekli gelişime adayan, zor şartları kazanıma dönüştürmeyi bilen, iletişimde son derece profesyonel isimlerle çalışan ve ekibini ve çalışmalarını dünya standartlarında uyarlama gayretinde teknik adamdan bahsediyoruz. Ancak ne kadar vizyoner olursa olsun, içindeki o %100 yerli DNA, Milli Takım çağrısı karşısında onu savunmasız bırakır.

3-) FEDERASYONUN iSTiKRARSIZLIĞI VE SÖZÜN ÖZÜ

Tam bu noktada asıl can alıcı soruyu sormak zorundayız: Ömrü sürekli tartışmalı olan, seçim olasılıkları üzerine senaryolar üretilen, yönetim kurulundan önemli isimlerin istifa ettiği bir Futbol Federasyonu; kendisi kendi geleceğini bile sağlamlaştıramamışken, Avrupa futbolunda kendi yerini sağlamlaştırmak isteyen genç bir teknik adamı kayıtsız kalamayacağı bir çağrıyla ülkeye getirirse ne olur? Bence yanıt net: Hüsran olur. Arda Turan A Milli Takım’da da başarılı işler yapabilir, futbol takımımıza unutulmaz başarılar yaşatabilir. Ama senede maç sayısı belli olan bir takvimde, her gün sahada olması gereken genç bir antrenör kendi gelişimini sekteye uğratır mı? Bu karar Türk futbolunun Avrupa’daki vitrinine olumlu mu katkı sağlar, olumsuz mu? Bütün bu soruları doğru analiz etmeden Arda Turan’a yapılacak bir davet, ona yardım etmek değil, omuzlarına taşıyamayacağı bir yük bindirmek olur.

Haliyle ben Arda Turan için A Milli Takım fikrine şu aşamada “Erken” diyeceğim. Bu görevi hak etmediği için değil; aksine Arda Turan’ın Türk kimliğini ve futbol aklını küresel vitrinde, Avrupa’nın göbeğinde temsil etmesinin çok daha kıymetli olduğuna inandığım için... O yüzden galiba şu cümleyi ortaya atsam hiç yanlış olmaz: Rahat bırakın Arda Turan’ı! Bırakın Avrupa’da yolunu çizsin, hayallerimizin sınırlarını o genişletsin.