Hürriyet yazarları Mehmet Arslan, Güntekin Onay, Uğur Meleke ve Fırat Aydınus, Futbol Konseyi'nde bu hafta yaşananları masaya yatırdı.

1-) Süper derbide kazanan G.Saray oldu. Okan Buruk’un F.Bahçe karşısındaki stratejisi nasıldı? Sizce 2-1’lik sonucun şifreleri neydi?

MEHMET ARSLAN: KALE HARiÇ HER MEVKiDE 2 GÖMLEK ÜSTÜNLER

2-1’in şifreleri mi? Açıkçası hiçbir şifresi yok. Galatasaray, kazanmak için özel bir şey yapmadı. Sadece bildiğini ve bu seneye kadar oynadığını oynadı o kadar. Fenerbahçe’ye karşı kadro ve teknik heyet kalitesi ile kadrosunun atletik yapısı o kadar önde ki, kazanmak için özel bir çabaya dahi ihtiyaç duymadılar. İddia ediyorum; bu maçı 11’e, 10 oynasalar bile bu kazanırlardı. Kale hariç Fenerbahçe’nin her hattından kalite olarak 2 gömlek üstünler. Ve hak ederek kazandılar.

GÜNTEKİN ONAY: BURUK YEMEĞi HER ZAMANKi TARiFiYLE YAPTI

Galatasaray, özellikle Okan Buruk döneminde iç saha maçlarında bir oyun kültürü oturttu. Başlama düdüğüyle birlikte gerek Süper Lig’de gerekse de Avrupa maçlarında hücumcular ve tüm orta saha oyuncularıyla beraber rakibe ön alanda yoğun bir pres yapıyorlar. Fenerbahçe maçında da bunu böyle yapacağı zaten belliydi çünkü sarı lacivertlilerin stoperleri geriden oyun kurmaya yatkın değil. Ayrıca, rakiplerin geride bıraktığı boş alanları arkaya yapılacak koşularla iyi kullanabilecek forvetleri yok. Buruk, yemeğe her zamanki tarifiyle yaptı ve sundu.

FIRAT AYDINUS: OSiMHEN VE iLK YARIDAKi OYUN YETTi

Galatasaray ilk dakikadan itibaren Fenerbahçe’nin geriden oyun kurmasını engelledi. Özellikle orta alanda Lemina ve Torreira gibi isimlerin dinamizmi, Fenerbahçe’nin pas trafiğini tıkadı ve Batrakov’un katkısıyla Galatasaray hem topa sahip olma hem de hücum çeşitliliği açısından rakibine üstünlük kurdu. Galibiyeti getiren birinci unsur Osimhen faktörüydü. Nijeryalı, pozisyonları gole çeviren, rakip savunmayı sürekli tehdit altında tutan bir santrfor. İkincisi, ilk yarıdaki üstünlük. Galatasaray kontrolü ve skor avantajını ilk 45 dakikada ele aldı.

UĞUR MELEKE: BÜYÜK FUTBOLCULAR BÜYÜK OYNADILAR

Derbiyi iki ayrı perdede değerlendirmek gerek. İlk 45 dakikada sahada tek bir takım vardı, Fenerbahçe Seyrantepe’ye ancak 46’da geldi sanki. Galatasaray ilk yarıda %68 topla oynayıp 11 şut ve 2 gol atarak fişi çekti zaten. Derbide bu 45 dakikalık performansı ben bir momentum gerçeği olarak değerlendiriyorum. Lille maçının ikinci devresindeki iyi futbol adeta kaldığı yerden sürdü. Davinson, Torreira ve Osimhen gibi büyük isimler bir kez daha büyük maçta büyük oynadılar.

2-) Derbi yenilgisi sonrası İsmail Kartal’ın görevi bırakmasını ve bu kez yönetim tarafından kabul edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz

GÜNTEKİN ONAY: YÖNETiME YAKIN OLMAK ZORUNDA OLANLAR DA iSTEDi

İsmail Kartal’ın 4. kez göreve gelmesi zaten hiç rasyonel yani doğru bir karar değildi. Medyada bu kararı destekleyenler, ya İsmail Kartal’ı kişisel olarak tanıyıp seven ve duygusal davrananlar ya da kulübe ve yönetime yakın olmak zorunda olan kişilerdi. Fenerbahçe, Jose Mourinho gibi dünya markası bir teknik direktörle çalışmış kulüp olarak tekrar İsmail Kartal’la bir araya gelmemeliydi. Farklı ülkelerden büyük hocalarla çalışmış, uluslararası futbolcuların, kendileriyle sadece tercüman aracılığıyla iletişim kurabilen bir teknik adamla çalışmaları bence çok da mümkün değil. Bu yüzden İsmail hocanın işi kolay değildi. Ve üzerinde de çok büyük bir baskı vardı.

UĞUR MELEKE: SOĞUKKANLI KALAMADI GiDiŞi DOĞAL SONUÇ

Fenerbahçe bence bu derbiyi bu pazartesi gecesi değil geçen hafta salı gecesi kaybetmeye başladı. İsmail Kartal Slavia Prag önünde 62’de Kerem’i değil Oğuz’u çıkararak, rakibini maça ortak ederek yitirmeye başlamıştı momentumu. Genç ve enerjik rakibinin maçın sonunda büyüyeceğini öngöremedi. Aziz Yıldırım da hafta sonu bir anda ilk tercihinin Aykut Kocaman olduğunu ilan edip İsmail Kartal’ın ruh halini iyice negatif etkiledi bence. Kartal’ın özgüveni zayıftı. Seçimlerinden emin değildi. Takımına da bu ruh halinin yansıdığı kesin. Maç sonu verdiği röportaj da soğukkanlı kalamadığının bir kanıtıydı. Gidişi doğal sonuç.

MEHMET ARSLAN: GÖREVi BIRAKMASI iSTENDi KARTAL DA BIRAKTI, O KADAR..

İsmail Kartal istifa mı etti! Güldürmeyin beni. Görevi bırakması istendi, o da bıraktı. O kadar. Peki Kartal’ın istifası neyi değiştirir? Hiçbir şeyi değiştirmez. Sezon başından bu yana teknik heyet ve kadro mühendisliğinde düğme yanlış iliklendi. Bu sezonu örnek alır gelecek yıl doğru transferler yapabilirsiniz ama bu yönetim anlayışı ve kültürü değişmedikçe temel sorunları çözemeseniz. Herkes kendi Fenerbahçesini seviyor. O Fenerbahçe’yi eleştirenleri de düşman ilan ediyor. En çok da bu anlayış zarar veriyor bu camiaya...

FIRAT AYDINUS: ASENSiO iLE BAŞLAYIP TALiSCA iLE SÜREN KAOTiK SÜRECiN SONUCU

İsmail Kartal’ın Fenerbahçe’deki dördüncü dönemi zaten fazlasıyla kaotik başlamıştı. Herkesin Aykut Kocaman’ı beklediği dönemde ani bir fikir değişikliğiyle takımın başına İsmail Kartal getirildi. Sezon başında Asensio kriziyle başlayan süreç ve Talisca’nın ayrılığı, daha sonra birçok sıkıntıyı da beraberinde getirdi. 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkının elde edilmesi de sarı lacivertli takım içindeki kaosu engellemeye yetmedi. Roma maçı sonrası hiç kimsenin beklemediği bir anda gelen istifa kararı, zamanlama açısından belki de Fenerbahçe için çok daha hayırlıydı. Zira bugüne geldiğimizde kaybedilmiş ciddi bir zaman olduğunu görüyoruz. O gün ‘Ben olduğum sürece İsmail Kartal takımın başında kalacak’ diyen başkan Aziz Yıldırım bugün, ‘Benim aklımda yoktu, siz istediniz diye getirdim’ diyecek noktaya geldi. Arada yaşanan kırılmalar ve camianın artan ümitsizliği de cabası.