Fenerbahçe'nin yıldız basketbolcusu Shane Larkin, Yunan basınından Athletiko'ya açıklamalarda bulundu. Larkin, Anadolu Efes'te Ergin Ataman ile yaşadıklarını ve sarı-lacivertli formayla hedeflerini anlattı.Shane, yeni renkler. Sekiz yılın ardından bu yeni durum nasıl hissettiriyor?“Güzel. Gerçi şu ana kadar az sayıda maç oynadım.

Hazırlık dönemimiz pek iyi geçmedi ama her şey yolunda. Artık köprünün diğer tarafındayım (İstanbul'un diğer yakasını kastediyor). Yaşam tarzı açısından bazı uyum süreçlerinden geçmem gerekti. Ancak Fenerbahçe kulübüne büyük saygı ve takdir duyuyorum. Geçmişte onlarla çok kez karşılaştım. Şimdi bu takımın bir parçası olmaktan ve dünyanın dört bir yanında çok geniş bir taraftar kitlesine sahip bir kulübü temsil etmekten mutluyum.” Sarunas Jasikevicius ile işbirliğiniz nasıl gidiyor?

Beş yıldır görüşmeleri yapılan bir iş birliğinden bahsediyoruz.“İyi gidiyor. Basketbol konusunda çok iyi bir zihni var. Ben şu anda vücudumu istediğim seviyeye getirmeye ve takım arkadaşlarımı tanımaya çalıştığım bir dönemdeyim. Şu ana kadar iyi bir uyum yakaladık. Oyuncularını başarılı olabilecekleri pozisyonlara yerleştiriyor ve sahadaki işimizi kolaylaştırıyor.

Benim kadroya ve oynadığımız oyun tarzına uyum sağlamam gerekiyor. Yeterli zaman ve sabrı gösterirsek iyi bir birliktelik olacak.” Bir oyuncu sakatlık sürecini zihinsel açıdan nasıl yönetebilir?“Kesinlikle kolay değil. Bu bir meydan okuma çünkü hayatta yapmak istediğin ilk şey basketbol oynamak. Önüne bir engel çıktığında, özellikle de kontrolün dışında gelişen bir durum söz konusuysa, bu doğal olarak zor oluyor.

Ancak bunun sürecin bir parçası olduğunu anlamalısın. Oyunun bir parçası bu. Basketbol oldukça fiziksel bir spor ve vücudunu ortaya koyuyorsun. Dolayısıyla bazen böyle şeyler yaşanabiliyor. Ancak doğru çalışırsan, yaptığın işe tutkuyla ve istekle yaklaşırsan, kendine sakatlık öncesindeki gibi en iyi hâline dönmek için bir fırsat daha verirsen bunun bir çözümü var.

Her şey, kişisel bağlılığınla ve sakatlık öncesindeki seviyene geri dönmek için göstereceğin kararlılıkla ilgili.” Yıllar geçtikçe basketboldaki önceliklerin değişiyor mu? Örneğin oyundan daha fazla keyif almak ya da vücudunu daha fazla dinlemek gibi…“Bence yaşın ilerledikçe her şey değişiyor. Deneyimlerin farklılaşıyor, senin için neyin iyi, neyin kötü olduğunu biliyorsun.

Gençken tek önemsediğin şey MVP ödülünü kazanmak, en iyi beşe seçilmek ya da en skorer oyuncu olmak. Ancak yaşın ilerledikçe ve bu başarıların bazılarını elde ettikçe hedeflerin değişiyor. Daha çok basketbolun keyfini çıkarmaya yöneliyorsun. Artık benim için her şeyin sonunda önemli olan kazanmak. Efes'te büyük bir role sahip olan, en fazla sorumluluğu üstlenen oyuncuydum.

İstediğim her şutu kullanabiliyordum. Orada kendim için iyi bir ortam oluşturmuştum.Ancak günün sonunda bazı şeyler benim için yolunda gitmiyordu. Bence Anadolu Efes için de işler iyi gitmiyordu. Geçmişteki kadar başarılı değildik. Bir risk aldım ve Fenerbahçe'ye geldim. Aklımdaki tek şey maçlar kazanmaktı. Benim istediğim şampiyonluklar kazanmak.

Sahip olduğumuz kadro, takımın geçmiş yıllardaki başarıları ve benim artık edindiğim tecrübeyle burada bulunmamın takıma ekstra bir katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.” Artık büyük role sahip olan oyuncu olmamak sana nasıl geliyor?“Kariyerimin bu aşamasında bu, önemli konulardan biri. Son yıllarda bazı sakatlıklar yaşadım.

Vücudum çok yıprandı. Çok oynuyor, çok sayı atıyor ve sahada 30 dakikadan fazla kalıyordum. Buraya gelirken kadromuzdaki isimler ve takımın yapısı nedeniyle artık bu kadar ağır bir sorumluluğum olmayacağını biliyordum. Takımımızda 20 sayı atabilecek 7-8 oyuncu var. Böyle bir kulübe gelirken şartların ne olduğunu biliyorsun, neyi kabul ettiğinin farkında oluyorsun.

Zaten bunu konuştuk.Bazı akşamlarda sahaya çıkıp 20 sayı atabilirsin, bazılarında ise 2 sayıda kalabilirsin. Günün sonunda kazandığımız sürece önemli olan bu. Kariyerimin bu döneminde ben de böyle düşünüyorum.”Herkes Shane Larkin'in en iyi dönemindeki hâlinden söz ediyor. O dönemdeki özelliklerinin hâlâ sende olduğunu hissediyor musun?“Kendim hakkında konuşmayı pek sevmiyorum ama evet.

Geçen yıl sakatlanmadan önce maç başına 18 sayı ve 6 asist gibi ortalamalarla oynuyordum. İhtiyaç duyulduğunda en iyi hâlimin hâlâ burada olduğunu düşünüyorum. Sezon ilerledikçe yine böyle geceler yaşayacağımı düşünüyorum. Ancak daha önce de söylediğim gibi, artık her akşam başrol oyuncusu olma ihtiyacını geride bıraktım.

Daha büyük ve kapsamlı bir projenin parçasıyım. Bu projede sahaya çıkıp 20 sayı atamamam ya da takımı sırtlayamamam dünyanın sonu değil.Herkese büyük saygı duyarak söylüyorum, Anadolu Efes'teki rolümün gerçeği buydu. Elbette zaman zaman Fenerbahçe için de bu performansı ve yeteneklerimi sergileyeceğim, en iyi hâlimi ortaya koyacağım.

Ancak Baldwin, Horton-Tucker, Clyburn, Bingham ve diğerleri gibi oyuncuların yanımda olması, her gün en iyi hâlimi ortaya koymak zorunda kalmamamı sağlıyor. Bence iyi bir takım böyle kurulur.” EuroLeague'de ikisi de Ergin Ataman yönetiminde olmak üzere iki şampiyonluğun var. Ataman, Panathinaikos'taki ilk sezonunda seni de takımında istemişti.

Onunla gitmeyi düşündün mü?“Evet, onunla birlikte Panathinaikos'a gitmeyi düşündüm. Çok geniş bir taraftar kitleleri var ve Ataman'ın oluşturduğu proje iyiydi. Ancak Anadolu Efes'e sadık kalmaya karar verdim. İki şampiyonluk kazanmıştık. Sonraki sezon Ataman ayrıldı, Micic de gitti. Ben kalmaya ve kulübe sadakatimi göstermeye karar verdim.

Tek başıma da olsa en iyisi için mücadele etmek, Efes'i yeni bir döneme taşımak istedim. Ne yazık ki işler hem benim hem de takımın istediği gibi gelişmedi. Bu üzücüydü ancak o dönemde bana başrol oyuncusu olma fırsatını veren, gelişip olgunlaşmama yardımcı olan Anadolu Efes'e olan sevgimi gösterdim.”Ergin Ataman saha dışında nasıl bir insan?

Biz yalnızca sahada yaşananları görüyoruz.“Çok rahattır. Sahada elbette oldukça ateşlidir ve hepimizin gördüğü tepkileri verir. Basketbolu hem bir iş hem de eğlence aracı olarak görür. Bütün bunların bir parçası olarak değerlendirir. Saha dışında ise rahattır; denizi, yüzmeyi ve dinlenmeyi sever. Hayatın tadını çıkarmayı bilir.Saha içindeki ve dışındaki kişilikleri kesinlikle birbirinden farklıdır.

Ancak maç kazanma tutkusuna ve arzusuna her iki durumda da sahiptir. Taraftarların da en çok gördüğü şey budur.”