A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu.
Kocaeli Stadı'nda oynanan ve ilk yarısı golsüz eşitlikle sona eren maçta Fransa'ya galibiyeti getiren golü 54. dakikada Kylian Mbappe attı.
Bu sonuçla Fransa 3 puanın sahibi oldu, ay-yıldızlı ekip ise ilk maç sonunda puanla tanışamadı.
Milli takım, gruptaki ikinci maçını 28 Eylül'de Bursa'da İtalya ile oynayacak.
Grubun diğer maçında ise Belçika deplasmanda İtalya'yı 2-0 mağlup etti.
HÜRRİYET SPOR YAZARLARI AY YILDIZLARI YORUMLADI
Hürriyet spor yazarları Mehmet Ayan ve Uğur Meleke, maç sonrası köşe yazılarında millilerin Fransa maçını değerlendirdi.
MEHMET AYAN: BU YENİLGİYE KARALAR BAĞLAMAM, AH VAH ETMEM!
78'de Barcola ve Camavinga'nın kulübeden oyuna girmesi farkı ortaya koydu.
7 Eylül 2025’te Konya’da İspanya önüne 4-2- 3-1 ile çıktık. ‘Oynarız’ dedik dersimizi ağır aldık. Bu seviye takımlara ‘o seviye’ oynayamazsın. Oynarsan selametle.. Bu sebeple Orkun’suz, Hakan’sız, Kenan’sız 11’imiz için yanlış diyemeyiz. Son 5 dakikası haricinde doğru savunduğumuz bir 45... Fransa, 40. dakika kadar 7’li savunmamızı aşmakta zorlandı. %70-%30 topla oynama, rakip için sürekli tekrar gerektiriyordu. Sıkılmadan seti zorladılar; kaptıklarımız ile çıkmaya çalıştık.
Zidane'nın ilk resmi maçında rakibin tam ‘Zidane takımı’ olduğunu söylemek güçtü. Uğurcan’ın 42’deki kurtarışı maçta kalmamızı sağladı. Nitekim 46-54 arasında oyun bizimdi. İsmail’in kafa vuruşundaki heyecanı maç boyu çok az hissettik. O sıralar biraz oyun boyutunda şımardık mı ne? Yani ‘yenebilir miyiz?’ duygusu! Mbappe’nin golüyle düştük.
Maçın kalan bölümü başabaş geçti. Skorun daha artmamasının nedenlerinden biri Mbappe ise diğeri de kavi savunmamızdı. Arda ile etkili şutumuza karşın rakibin girdiği pozisyonlar daha fazlaydı. Oyunda kalmak yine de sevindiriciydi. Uğurcan’ın atılmasıyla umudumuz kalmadı.
Yenilgiye karalar bağlamam. Dünyanın zirve takımlarından biriyle oynadık. 10 kişiyle de fena değildik. Savunma konusunda eleştiride bulunmak insaflı olmaz. 78’de Camavinga ile Barcola’nın kulübeden oyuna dahil olması, farkımızı ortaya koyuyor. Ah vah edecek durum yok! Top oynamaya çalışan takımlara karşı benzerlerini görürüz. Kaybetsek de, kazansak da...
UĞUR MELEKE: MONTELLA'NIN İKİ BÜYÜK PROBLEMİ VAR!
Vincenzo Montella, dünyanın en şanslı teknik direktörlerinden biri. Dünya Kupası’nın en değerli 15 kadrosundan biriyle Amerika’ya gidip, şanslı bir kura çekip, kıtaya veda eden ilk teknik direktör olduğunuz halde eylülde hâlâ görevdeyseniz çok şanslısınızdır. Bu evrensel bir gerçek.
Dünya Kupası’ndan sonra 20 küsur teknik adam görevden ayrıldı ki bunların içinde oldukça ışıltılı isimler de var: Önceden netleşmiş olsa da Javier Aguirre ve Deschamps gibi, Nagelsmann, Rudi Garcia, Zlatko Dalic, Steve Clarke, Koeman, Bielsa ve Roberto Martinez gibi... Bu listede Montella’nın olmaması gerçekten büyük bir talih. Montella’nın Türkler’in (altın değilse de) en azından gümüş jenerasyonuyla Euro 2028’de başarılı olması şart.
Montella’yı Almanya’24 sürecinde ben de tüm kalbimle destekledim ancak Amerika’26 sonrası doğrusu görevde kalmasını yadırgadım. Bence Montella’nın insan olarak üzerine çalışması, düşünmesi gereken iki büyük problemi var:
1-) DOĞRULARINA LÜZUMUNDAN FAZLA İNANMASI
Evet, futbolda başarı için köşeli bir karakteriniz olmalı. Kolay eğilip bükülmemeli, inandığınız doğrularda ısrar etmelisiniz. Ancak iş, doğrularınıza tapma sınırına varmamalı. Düşünsel elastikiyet de gerekli hayatta. Mesela dün yine yeni bir turnuvaya ısrarla klasik santrforsuz başlaması. Koca bir Dünya Kupası’nı böyle heba etti, dün de en uca yine bir sahte dokuzu, Barış Alper’i koydu. Evet bu kez 3-4-2-1 oynadık, dizilişimiz farklıydı ama problemimiz aynıydı maalesef. En önde gol koklamayan, aramayan, hedeflemeyen, alışkanlığı da bu olmayan bir santrfor.
Girişin de çıkışın da çok zor olduğu, adeta bir “milli kulüp” havası oluşturdu Montella... Oysa futbol çok dinamik bir oyun. Ve milli takımlar da giriş-çıkışa, yeni yüzlere daha açık olmalı.
Ben meslek hayatım boyunca teknik adamları “şu niye oynuyor, şu niye oynamıyor” yüzeyselliğinde eleştirmemeye çalıştım. Ancak Vincenzo Montella’dan ricam, Dünya dönerken onun durmaması. Milli takımı sıkıcı kulüp havasından çıkarması. Yeni yüzleri kucaklaması.






