Prof. Dr. Adnan Boyacı, Eskişehir'de düzenlenen "Okula Veriyle Bakmak" etkinliğinde öğrenci ve akademisyenlerle buluşarak, küresel öğrenme krizine karşı eğitimin en temel stratejik aktörünün öğretmenler ve okul yöneticileri olduğunu vurguladı.
Eğitim Reformu Girişimi (ERG) ve Öğretmen Ağı iş birliğiyle Eskişehir'de düzenlenen toplu buluşmalar kapsamında, 2 Ekim Cuma günü Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu'nda "Okula Veriyle Bakmak" başlıklı bir etkinlik gerçekleştirildi. Akademisyenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcileri, okul yöneticileri, öğretmenler ve eğitim fakültesi öğrencilerinin yoğun katılım gösterdiği; ERG'nin eğitim izleme yaklaşımının da paylaşıldığı programda konuşan Prof. Dr. Adnan Boyacı; dünyada ve Türkiye'de eğitimin mevcut durumu, değişen aile sosyolojisi, okulların dönüşen işlevleri, eğitimde yerli ve milli model ihtiyacı ile gelişen yapay zeka teknolojilerinin eğitime yansımaları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
"Dünyada genel bir öğrenme krizi yaşanıyor"
Zamanın ruhuyla birlikte eğitimin ve okulun kendisini yeniden tanımladığını vurgulayan Prof. Dr. Adnan Boyacı, "2017 yılında Dünya Bankası 'Krizdeki Öğrenme' başlıklı bir rapor yayımladı. O günden bu yana tek söyleyeceğimiz şey bu eğilimin devam ettiğidir. Bu sadece Türkiye'de değil, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerde yaşanan genel bir öğrenme krizidir. Bugün mesleğe yeni başlayacak arkadaşlarımız kendi dönemlerindeki öğrencileri, öğretmenleri ve velileri bulamayacaklar. Sosyoloji, alışkanlıklar ve tüketim kalıpları değişti. Veli ile çocuk arasındaki ilişki aksı dönüştü. Aile tüm dünyada yıpranan ve çözülen bir kurum haline geldiği için değer eğitimi ailenin fonksiyonları arasında azaldı. Bu durum öğretmenlerin üzerinde daha önce hiç tarif edilmemiş büyük bir yük ortaya çıkardı" diye konuştu.
"En iyi teknolojiyi getirseniz de her şey öğretmenin adanmışlığıyla sınıfa yansır"
Okul binalarının ve müfredatların yenilenmesinin tek başına yeterli olmadığını kaydeden Prof. Dr. Boyacı, "Dünyanın en modern okul mimarisini yapabilirsiniz, muhteşem teknolojileri ve yapay zekayı okullara taşıyabilirsiniz, en iyi müfredatı hazırlayabilirsiniz. Fakat bunların hepsi okul kapısında öğretmenin ilgisi, algısı, adanmışlığı ve bağlılığı kadar sınıfa nükseder. Eğitimin temel stratejik aktörü öğretmen ve okul müdürüdür. Eğitimin girdisi, süreçleri ve çıktısı insandır. Giren öğrenci, işleyen öğretmen, çıkan ise eğitilmiş insandır. Gerçek anlamda bir eğitim reformu yapılmak isteniyorsa merkezine öğretmeni ve okul müdürünü alan bir yaklaşım benimsenmelidir" ifadelerini kullandı.
"Siyasetçiler değil, bu ülkenin muallimleri medeniyeti inşa etti"
Türkiye'nin eğitim birikimine ve öğretmenlerin rolüne değinen Boyacı, "Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne geldiğimiz nokta büyük bir başarı öyküsüdür. Bu medeniyet iddiasının taşıyıcıları siyasetçiler veya bürokratlar değildir; bu ülkenin öğretmenleri, yazarları ve akademisyenleridir. Eğitim, tıpkı anayasa gibi toplumsal bir mutabakat üzerine kurulu milli bir haslettir. Bizim binlerce yıllık tarihi kodlarımız var. Batı'dan alınan konfeksiyon modeller bizim ölçülerimize uymuyor; geleneği modern anlamda yeniden inşa eden terzi işi telif modeller geliştirmeliyiz" şeklinde konuştu.
"Yapay zeka öğretmenin yerini asla alamayacak"
Yapay zeka tartışmalarına da açıklık getiren Prof. Dr. Adnan Boyacı, öğrenmenin duygusal, sosyal ve kültürel bir süreç olduğuna dikkat çekerek son olarak şunları söyledi:
"Öğrenme sosyal, duygusal ve kültürel bir olgudur. Yapay zeka kişiselleştirilmiş öğretimde destek verebilir ancak insan ile öğrenci arasındaki o duygusal ve sosyal bağı kuramaz. Öğrencinin bireysel ve kültürel ihtiyaçlarını bir öğretmen gibi kavrayamaz. Bu nedenle yapay zeka hiçbir zaman öğretmenin yerini alamayacaktır. Mesleğinde tükenmişlik yaşamamak ve başarılı olmak isteyen geleceğin öğretmenlerinin en önemli özelliği, sürekli öğrenen ve kendisini dönüştüren bireyler olmalarıdır."


