İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Uyduranoğlu, iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunacak projeler için finansman ihtiyacı olanlarla finansman kaynaklarının İklim Uygulama Köprüsü sayesinde bir araya getirileceğini söyledi.
AA'nın "COP31'de Öncelikli Alanlar" dosyasının bu bölümünde, COP31 Eylem Gündemi'nin 10 öncelikli temasından biri olan "İklim Uygulama Köprüsü" ele alındı.
Türkiye, kasım ayında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İklim değişikliği başta olmak üzere kritik konuların ele alınacağı COP31'de birleştirici rol üstlenen Türkiye'nin gündeminde gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde iklim hedefleriyle ekonomik ve kalkınma politikaları arasındaki uyumun güçlendirilmesi de yer alıyor.
COP31 Eylem Gündemi'nin 6 küresel uygulama hedefini açıklayan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, hedeflerden birinin "İklim Uygulama Köprüsü" olduğunu kaydetti.
İklim Uygulama Köprüsü'nün, Ulusal Katkı Beyanları (NDC) ile ekonomik politikalar arasında daha güçlü bir bağ kurulmasını destekleyeceğini belirten Kurum, "Ülkelerin önceliklerini yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olacaktır. Ayrıca uygun finansman çözümleri ve özel sermayenin daha büyük ölçekte katkıda bulunabilmesini kolaylaştırıcı bir rol üstlenecektir. Önemle vurgulamak isterim, İklim Uygulama Köprüsü yeni bir fon değildir. Yeni bir finansman mekanizması değildir. Mevcut girişimlerin alternatifi de değildir. Tam tersine, mevcut iklim finansmanı ve uygulama ekosistemini destekleyen, aktörler arasındaki ortaklıkları güçlendiren ve uygulamaya odaklanan tamamlayıcı bir girişimdir. Amacımız, iklim hedefleri ile gerçek yatırımlar arasındaki mesafeyi azaltmaktır. Finansmanın sahaya daha hızlı, daha etkili ve daha sonuç odaklı ulaşmasını sağlamaktır." dedi.
Prof. Dr. Ayşe Uyduranoğlu, AA muhabirine, İklim Uygulama Köprüsü'nün sunduğu fırsatlar ve uygulama sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tamamen yeni bir konu olmamakla birlikte Türkiye tarafından gündeme getirilen İklim Uygulama Köprüsü'nün sadece devletleri değil, özel sektör ve finansman kuruluşlarını da kapsadığını belirten Uyduranoğlu, şöyle devam etti:
"Özel sektörün de azaltımla alakalı projelere destek vermesini hedefliyor. Örneğin, siz özel sektör girişimcisi olarak emisyon azaltımı sağlayacak bir proje geliştiriyorsunuz ama bunu hayata geçirebilecek finansmandan yoksunsunuz veya finansman tarafındasınız ve destekleyebileceğiniz karlı yeni projeleri arıyorsunuz ama bunları kimlerin geliştirdiğini bilemiyorsunuz. İşte İklim Uygulama Köprüsü'nün amacı bir pazar oluşturarak arz ve talebi bir araya getirmek."
Uyduranoğlu, finansman aşamasında birden fazla kaynaktan, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ya da herhangi bir özel bankadan finansman sağlanabileceğini söyledi.
Türkiye'nin, ülkelerin ihtiyaç duyduğu finansman miktarı ile ülkelere sağlanan finansman arasındaki açığın kapatılması noktasında İklim Uygulama Köprüsü'nü COP31 gündemine taşıdığına işaret eden Uyduranoğlu, bu noktada finansal kuruluşlara önemli rol düştüğünü anlattı.
Uyduranoğlu, "İklim değişikliğiyle mücadele projelerinin maliyetli olması dolayısıyla ertelenmesi gün sonunda daha büyük kayıplara yol açabilir. Aradan geçen sürede ekonomiler, iklim değişikliğine karşı mücadele etmemekten ötürü zarar görmeye başlayabilir." dedi.
Emisyon Ticaret Sistemi ön plana çıkıyor
Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkenin NDC'lerini gerçekleştirebilmek için karbon fiyatlandırma mekanizmalarına başvurduğuna dikkati çeken Uyduranoğlu, Emisyon Ticaret Sistemi'nin bu aşamada ön plana çıktığını anlattı.
Uyduranoğlu, Emisyon Ticaret Sistemi'nden elde edilen gelirin yüzde 50'lik miktarının İklim Kanunu'nda da belirtildiği üzere özel bütçeye aktarılarak yeşil dönüşüm projelerinde kullanılacağının ancak bu miktarın yeterli olmadığının altını çizdi.
Emisyon Ticaret Sistemi'ne ek olarak karbon vergisinin de faydalı olabileceğini vurgulayan Uyduranoğlu, "Karbon vergisi uygulandığı zaman ülkeler kendi finansman kaynaklarını da bir şekilde yaratmış oluyor. Buradan elde edilecek gelirin de yine tamamen iklim finansmanı açısından kullanılması, ülkelerin özel sektörden bekledikleri, uluslararası sektörden bekledikleri veya uluslararası arenada aradıkları katkının yanı sıra kendi kendilerine de bir finans kaynağı oluşturmaları mümkün. Bunun en tipik örneği İsveç'tir. Hem Emisyon Ticaret Sistemi'ni hem karbon vergisini uyguluyor. Buralardan elde edilen geliri de tamamen yenilenebilir enerji projelerinin hayata geçirilmesi için kullanıyor." diye konuştu.
Önceki yıllarda düzenlenen COP toplantılarının odak noktasının azaltım çabaları olduğunu hatırlatan Uyduranoğlu, bugün ise tüm bunlara ek olarak uyum çabalarının da önem kazandığına değindi.
Uyduranoğlu, iklim değişikliğine uyum politikalarına destek vermenin de aslında bir iklim finansmanı olduğunu sözlerine ekledi.




