Ulusal televizyon kanalları ve haber siteleri yayınladıkları içerikler nedeniyle çeşitli denetim mekanizmalarına tabi tutulurken, dijital platformlarda içeriklerin yayılma biçimi büyük ölçüde platformların kendi politikaları ve algoritmaları üzerinden şekilleniyor. Aynı reklam pastasında farklı kurallar kullanılması ortaya üç temel soru getiriyor. “İzlenme verileri bağımsız olarak denetlenip doğrulanabiliyor mu?”, “Reklam rekabetinde farklı kurallar mı geçerli?” ve “Yerli medyanın reklam gelirleri nasıl korunacak?”

Bu tartışmalara sebep olan son nokta ise Google'ın imza attığı son skandal hamle. Bu göre Google, İngiltere’de BARB’ın YouTube kanallarının televizyon ekranlarındaki izlenmelerini takip etmeye yönelik hamlesini mahkeme kararı ile yasakladı. Verilerin bağımsız bir kurum tarafından ölçülmesini yasaklayan bu hamlenin ardından reklam pastasında TV’ler ile yarışan YouTube'un neden bağımsız şirketlerin denetimine izin vermediği sorusu ön plana çıkarken Prof. Dr. Ali Murat Kırık, CNN Türk canlı yayınında detaylarıyla bu konuya değindi.

Televizyonların ciddi kurallara tabi olduğu mevcut ortamda dijital platformların çok daha şeffaf ve hesap verebilir olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kırık, “RTÜK Kanunu güncellenmeli, dijital yayıncılığın bugünkü koşullarına uygun hale getirilmeli ve küresel platformların hukuki sorumlulukları ile algoritmik şeffaflık yükümlülükleri güçlendirilmeli” vurgusu yaptı.

“Google, YouTube ve Meta gibi küresel şirketler reklam gelirlerini, kullanıcı verilerini ve içeriklerin görünürlüğünü büyük ölçüde kontrol ederken yerli medya kuruluşları bu platformların algoritmalarına bağımlı hale geliyor” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Kırık, televizyonlarla aynı reklam pastasından pay alan YouTube'un izlenme performansını kendi ölçüm sistemi üzerinden ortaya koymasının 'adil' olmadığına vurgu yaptı. YouTube'un gerçek izleyici gücünün televizyonla aynı standartlarda ölçülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kırık, BARB sürecini hatırlattı.

GOOGLE 'BAĞIMSIZ ÖLÇÜME' MAHKEME İLE SET ÇEKTİ!

Buna göre BARB, Kantar Media iş birliğiyle yürüttüğü girişim kapsamında, en çok izlenen 200 YouTube kanalının izlenme verilerinin bağımsız biçimde ölçülmesini istemişti. Yapılacak bu çalışmayla YouTube kanallarının televizyon ekranlarındaki izlenme sürelerinin ve izleyici sayılarının belirlenmesi, böylece dijital içerik üreticilerinin geleneksel televizyon yayıncılarıyla karşılaştırılabilmesi hedefleniyordu. Böylece YouTube kanalları tıpkı TV kanalları gibi ölçülerek reklam verenlere bağımsız izlenme sunulabilecekti. Ancak bu girişim Google tarafından engellendi. Google bahse konu iki şirkete ölçüm yönteminin hizmet koşullarını ihlal ettiği gerekçesiyle ihtar gönderdi. Bunun üzerine YouTube kanallarının televizyon ekranlarındaki izlenmesini ölçen çalışmanın durdurulmasına karar verildi. Prof. Dr. Kırık, “Bu örnek, bağımsız ölçümün neden önemli olduğunu gösteriyor” dedi ve devam etti:

“YouTube, TV ile aynı bağımsız ölçüm sisteminde karşılaştırılmak istemediğinde, kendi açıkladığı izlenme verilerinin ne kadar şeffaf ve doğrulanabilir olduğu tartışması ortaya çıkıyor. Hem reklam pastasından pay alıp hem de izlenme performansını büyük ölçüde kendi ölçüm sistemi üzerinden ortaya koymak, adil rekabet açısından kabul edilmesi zor bir durum. Zira YouTube'un gerçek izleyici gücü bağımsız olarak TV ile aynı standartlarda ölçülebilmeli.”

Televizyonlarda reklam süreleri saat başına 12 dakika ile sınırlandırılmışken dijital platformların çok daha esnek reklam modelleri kullanabildiğini de hatırlatan Prof. Dr. Kırık, “RTÜK Kanunu güncellenmeli, dijital yayıncılığın bugünkü koşullarına uygun hale getirilmeli ve küresel platformların hukuki sorumlulukları ile algoritmik şeffaflık yükümlülükleri güçlendirilmelidir” diye konuştu ve 2027'de dijital hizmet vergisinin yüzde 5'ten yüzde 2,5'e düşürüleceğini de hatırlatarak yerli medya girişiminin üzerinde oluşabilecek baskıya dikkat çekti:

“Televizyon kuruluşları istihdam, haber üretimi, teknik altyapı ve yayıncılık yükümlülükleri gibi ciddi maliyetler üstlenirken küresel dijital platformların vergi yükünün azaltılması rekabet dengesini nasıl etkileyecek? Vergi indirimi dijital şirketlerin maliyetlerini düşürebilir; ancak bunun reklamverenlere, yerli medyaya veya içerik üreticilerine nasıl yansıyacağı kendiliğinden belli değil. Benim üzerinde durduğum mesele, dijital platformlara vergi indirimi yapılırken yerli medyanın üzerindeki mali ve düzenleyici yüklerin de adil rekabet açısından değerlendirilmesi gerektiğidir. Aksi hâlde reklam gelirlerinin dijital platformlara kaydığı bir ortamda, yerli medya kuruluşlarının gelirleri ve istihdamı üzerindeki baskı daha da artabilir.”