İsmi Jacob Coxon. Yapay zekâ araştırmacısı diyor kendine.
Anthropic şirketinden istifa ettiğini duyururken yapay zekâ işinin kontrolden çıktığını ve sektördekilerin yapay zekânın insanlığı üç yıl içinde tamamen yok edebileceğini düşündüğünü söylüyor.
Anthropic’te sadece dört ay çalışan Coxon’un bu paylaşımı en son 171 milyon görüntülenmişti.
On binlerce yorum, alıntı... Uçtu yani yazısı.
Coxon bu yazıdan
sonra televizyon televizyon dolaştı. Yapay zekâya kurallar ve sınırlar getirilmesini söylüyor.
Tam bu paylaşımdan birkaç gün sonra Anthropic’in CEO’su Dario Amodei de bir yazı paylaşıyor.
- “Yapay zekâ kabiliyetindeki ivme göz önüne alındığında, 6–12 ay içinde bir bot sürüsünün kalıcı bir ağ kurarak tüm interneti ele geçirebileceğinden endişe ediyorum.”
- “Bu yüzlerce milyar dolar zarara sebep olabilir.”
- “Devlet, sektöre düzenlemeler ve kısıtlamalar getirilmeli.”
Zaten şöyle bir şüpheli baktığım Coxon’dan sonra doğrudan devlerden birinin CEO’sunun da aynı şeyi söylemesi bir düşündürdü.
Amodei’den sonra diğerleri de sıraya girip aynı şeyi önerdi. Elon Musk bile.
Bugüne kadar yarınlar yokmuşçasına yatırım olarak çektikleri parayı model geliştirme için yakan, tüm internetteki verileri toplayan, veri merkezleri ile doğa moğa dinlemeyen şirketler bir anda insanlığı düşünmeye başladı yani.
Ben bunları düşünüyorken ABD Başkan Yardımcısı Vance de bariz bir soru sordu.
- “Bu kadar çok öncü yapay zekâ şirketinin devlete gelip düzenleme için yalvarması bana biraz garip geliyor.”
1-Devletle el ele tutuşup kuralları belirleyerek küçük girişimlerin ve açık kaynak kodlu projelerin pazara girmesini engellemek mi istiyorlar? Yani tekelini sağlamlaştırmak mı amaç?
2-Yüzlerce milyar dolarlık yatırım aldılar. Yatırımcının beklentisi büyük. “Yavaşlama” kanunuyla o beklenen hızda gelmeyen gelişme mi örtülmek isteniyor?
3-Yapay zekâ sektörü “patlarsa” ihalenin devlete yani vatandaşa mı kalması isteniyor?
4-Yapay zekâ için “interneti ele geçirecek. Herkesin işini alacak. Dünyayı yok edecek” diye “şişirilmiş” bir güç bahşederek değerlerin yüksek tutulması mı hedefleniyor?
Şimdi... Benim aklıma gelenler bunlar. Bir de bu sağ olsun bizi bir anda düşünmeye başlayan şirketler hadi diyelim yavaşlayacak ve kurallara uyacak.
Meselenin bu yönünü gören Trump da birkaç gündür bu konuya fena takmış halde. Öfkeden deliye dönmüş. Şirketlere veryansın ediyor...
- “Yapay zekâ dünyayı ele geçirecek iddiası ‘küresel Isınma’ gibi tam bir hurafedir.”
- “Yapay zekâya karşı hastalıklı bir komplo yürütülüyor ve bundan mutlu olan tek taraf Çin.”
- “Komplo teorisyenleri, vatan hainleri ve bilgi sızdıranlar, akıllı olun!
Trump da “bu işin içinde bir iş var” noktasında yani.
Bana kalırsa... Yapay zekânın tehlikeleri de, kuralsızlığı da, istikbalimize yönelik düştüğü şerhler de gerçek.
Ama bu şirketlerin bir anda pompaladığı korku da masum görünmüyor.
AMERİKA’da dizel fiyatı ülke ortalamasında 6.20 doları geçti. Savaş başında 3.70 dolardı.
Benzin fiyatı hâlâ 4.30 doların üstünde.
10 yıllık tahviller hafta başı 3 yıl aradan sonra yüzde 5’in üstünü denedi.
Demokratlara “oturun bize seçim öncesi bir senaryo yazın” desen anca bu kadar zorlayabilirlerdi.
Tabloda tek olumlu bir şey yok. Her şey olumsuz, her şey kötüye gidiyor.
Trump’ı dinleyelim... “Umarım herkes Amerika genelindeki fiyat artışlarına Trump’ın değil, uykucu Joe Biden ve Biden yönetiminin neden olduğunu anlıyordur.”
Başkan... Artık şu Biden işini bir bıraksan mı? Yıl neredeyse 2027 olacak Biden mı kaldı Allah’ını seversen?
Trump harici şu laflara ekibindeki en saplantılı, en takıntılı, en ölümüne Trumpçı dahi inanmıyordur.
SEN MİSİN ‘BATI ŞERİA FİLİSTİNLİLERİN’ DİYEN
GEÇEN hafta çarşamba yazıda ne demiştim?
İngiltere; İsrail’i Batı Şeria’da “etnik temizlik yapan ülke” olarak tanımladı, yaptırımlar açıkladı ve yerden yere vurdu diye ABD, en eski müttefiklerinden biriyle bozuşacak demiştim.
- Trump, İrlanda’ya gitti. Kuzey İrlanda ve İrlanda birleşmeli dedi. Yani Birleşik Krallık’ın toprak bütünlüğüne göz koydu.
- İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda bir deklarasyon imzalayıp “ayrılma zamanı geldi” dedi.
Azılı siyonist Amerikalı Kongre üyeleri birdenbire Birleşik Krallık’ın dörte bölünmesi gerektiğini haykırır oldu.
Şimdi... Geçen hafta ben dahi naçizane buradan bir kehanette bulunmuşken tüm bunların yaşanması tamamen tesadüf olabilir mi? Olabilir.
Ben bu kadar tesadüfe inanan bir insan mıyım? Değilim.
“Batı Şeria, Filistinlilerindir” diyen İngilizlere bir anda Trump’ın “bölünme” kartını çekmesi hiç masumane gelmedi, gelmiyor.
MACKLEMORE ve Ed Sheeran... Dünyanın en ünlü sanatçılarından.
Şimdi efendim... Ed Sheeran, ABD’de bir turneye başladı. Macklemore da Ed Sheeran’dan önce çıkıp konser veriyor.
Macklemore, Sheeran’ın New Jersey konserinde sahnede “Özgür Filistin” sloganı attı, İsrail’i
protesto ettiği şarkısı Hind’s Hall’u seslendirdi.
Tahmin edebileceğiniz üzere malum lobi devreye anında girdi. Macklemore turneden kovulmazsa Ed Sheeran’a stadyum falan yok dediler.
Macklemore ile Sheeran neredeyse 13 yıllık dost. Sheeran ne demiştir sizce? “Soykırıma sessiz kalmayan 13 yıllık dostumu satamam. Canınız cehenneme” demedi tabii ki...
Macklemore, bu malum lobinin ne denli Amerika’nın kılcal damarlarına işlediğini göstermiş oldu. Sheeran ise ne kadar değerlerden uzak olduğunu.





