Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığının himayesinde, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) işbirliğiyle Rixos Tersane İstanbul'da düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, bir medeniyetin insanlığa en büyük katkılarından birinin dindirdiği acılar ve kurtardığı hayatlar olduğunu söyledi.
Bugün kökleri derinlere uzanan şifa mirasının temsilcileri olarak buluştuklarını, bu mirasın izlerinin Buhara'dan Anadolu'ya, asırlar önce kaleme alınan eserlerden bugünün araştırma merkezlerine ulaştığını dile getiren Memişoğlu, Buhara'da yetişen İbn Sina'nın kaleme aldığı kitapların dünyanın dört bir yanına yayıldığını ve bugünkü modern tıbbın temellerinden biri olduğunu, "Tıbbın Kanunu" isimli eserinin yüzyıllar boyunca hekimlere yol gösterdiğini anlattı.
Bakan Memişoğlu, Biruni'nin ilaçların faydalarını ve zararlarını incelediğini, farklı dillerdeki bilgileri bir araya getirerek kendisinden sonraki nesillere aktardığını kaydederek, "Anadolu'ya baktığımızda ise bu birikimin kurumlara dönüştüğünü görüyoruz. 1206 yılında Kayseri'de kurulan Gevher Nesibe Darüşşifası ve Tıp Medresesi'nde hastalar tedavi ediliyor, hekimler yetiştiriliyordu. Şifa ile ilmi, tedavi ile eğitimi aynı çatı altında buluşturan bu anlayış, bugün de modern tıbba ilham vermeye devam ediyor." dedi.
Sabuncuoğlu'nun, 1465 yılında Türkçe kaleme aldığı "Cerrahname" adlı eserinde cerrahi müdahaleleri ve kullanılan aletleri çizimlerle anlattığını, İslam ve Türk tıp tarihinin ilk resimli ve minyatürlü cerrahi eserlerinden biri olan bu kitapta kendi tecrübelerini kendisinden sonraki hekimlere miras bıraktığını anlatan Memişoğlu, şöyle konuştu:
"Bugün 'Fikirden ürüne' derken geçmişimizdeki bu üretici aklı da hatırlamalıyız çünkü bir sorunu dikkatle görmek, ona çözüm aramak ve o çözümü başkalarının hizmetine sunmak, bilimsel ilerlemenin vazgeçilmezidir. Bu büyük bilim yolculuğunda Gazi Yaşargil Hocamız, beyin cerrahisi alanında çığır açan çalışmalarıyla dünya tıbbına yön verdi, yetiştirdiği hekimlerle bilgisini ve titizliğini yeni kuşaklara aktardı. Aziz Sancar Hocamız da bilimsel merakı, sabrı ve emeğiyle gençlerimizin önünde yeni ufuklar açtı. Genç araştırmacılarımız, bu isimlerden ilham almalı, kendilerinin de insanlığa yeni katkılar sunabileceklerine inanmalıdırlar."
Memişoğlu, geçmişin büyüklüğünün geleceğe karşı sorumluluklarını artırdığını, İbn Sina'yı anarken yeni araştırmalara cesaret verilmesi, Sabuncuoğlu'nu anarken de geliştirilecek yeni cihazların düşünülmesi, Gazi Yaşargil'i anarken genç hekimlere açılacak yolların konuşulması gerektiğini ifade etti.
"Türk dünyası olarak sahip olduğumuz bilgi birikimini ortak bir hedef doğrultusunda birleştirmeliyiz"
Türk dünyası olarak ortak hafızalarını ortak çalışma iradesine dönüştürmeleri, üniversitelerin, laboratuvarların, hastanelerin ve üretim imkanlarının birbirine daha güçlü bağlanması gerektiğinin altını çizen Memişoğlu, "Birimizin sorduğu soruya diğerimiz katkı sunmalı. Birimizin başlattığı araştırma, diğerimizin tecrübesiyle ilerlemeli. Gençlerimiz, birbirini tanımalı, birlikte çalışmalı, birlikte üretmeliyiz. Bu salonda bir araya gelen birikim, insanlığın geleceği için büyük bir imkandır. Biz de Sağlık Bakanlığı olarak bilim insanlarımızın yanında duruyor, fikirlerin ürüne, teknolojinin insanlığa faydaya dönüşmesi için imkanlarımızı seferber ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, bu yıl kurultayın "Türk Dünyasında Üreten Sağlık: Küresel Sağlık Tehditleri Karşısında Dirençli Sağlık Sistemleri" temasıyla düzenlendiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Dünya, pandemilerden afetlere ve iklim krizlerine kadar tarihin en hassas sağlık testlerinden geçerken Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kurduğu insan merkezli altyapıyla küresel bir şifa üssü ve güven limanı olmuştur. Şehir hastanelerimizden ambulans uçaklarımıza kadar uzanan bu devasa kapasite, sadece kendi vatandaşımızın değil tüm mazlumların da umudu olmuştur. Türk dünyası olarak bizler de sahip olduğumuz bilgi birikimini, nitelikli insan kaynağımızı ve üretim gücümüzü ortak bir hedef doğrultusunda birleştirmeliyiz. Bu kurultayı tecrübemizi paylaşmak, işbirliğimizi geliştirmek ve birlikte üretmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz."
"Solunum cihazlarımızı 45 ülkeye, otomatik şok cihazlarımızı 18 ülkeye ulaştırıyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, son çeyrek asırda sağlık hizmetlerinde muazzam bir gelişime imza attıklarını vurgulayan Memişoğlu, Türkiye'nin 1500'ü aşkın hastane, 1,5 milyonluk sağlık ordusuyla güçlü kapasiteye sahip olduğunu söyledi.
Memişoğlu, bu güçlü altyapı ve tecrübeleri bilimsel araştırmalarla üretimle daha ileriye taşıdıklarını, bilgiyi ürüne ve fikri değere dönüştürdüklerini ifade etti.
Sağlıklı Türkiye Yüzyılı'nda "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık" dediklerini anlatan Memişoğlu, "Türkiye'nin sağlık alanında kendi teknolojisini geliştirmesi, kendi ürünlerini üretmesi ve dünyaya katkı sunması bir hedeften öte, hep birlikte üstlendiğimiz bir sorumluluktur. Bugün kendi tıbbi cihazlarımızı, aşı ve ilaçlarımızı geliştiriyor, yerli ürünlerimizi dünyaya ihraç ediyoruz. Solunum cihazlarımızı 45 ülkeye, otomatik şok cihazlarımızı 18 ülkeye ulaştırıyoruz. Kendi imkanlarımızla geliştirdiğimiz, uluslararası üç ödüle sahip kalp-akciğer makinemizi de ameliyatlarda kullanmaya başladık. Bilim insanlarımızın ve mühendislerimizin emeğini, artık hastalarımıza şifa olarak ulaştırıyoruz." diye konuştu.
Yerli mobil dijital röntgen cihazları ve ileri özelliklerle donatılan yoğun bakım monitörlerini kamu hastanelerinde hizmete aldıklarını kaydeden Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yerli ultrason cihazlarımız için üretim tesisimizi kuruyoruz, iki yıl içinde kendi ultrasonumuzu üretmeye başlayacağız. Aşı, ilaç ve biyoteknoloji alanlarında da çalışmalarımızı büyütüyoruz. Yerli hepatit ve suçiçeği aşılarımızı kullanıma sunduk. 8 ayrı aşı için proje çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hücre ve gen tedavilerini kendi ülkemizde geliştirip uygulayabilir hale geldik. Yerli CAR-T hücre tedavisini birçok hastamıza başarıyla uyguluyoruz. Şimdi bu alandaki üretim ve araştırma kapasitemizi geliştirerek kendi tedavilerimizi dünyaya sunmayı hedefliyoruz."
"Paylaştığımız çalışmaların Türk dünyasında yeni ortaklıklara dönüşmesini istiyoruz"
Bakan Memişoğlu, sağlık teknolojilerinin arkasında uzun süren araştırmalar, ortak çalışmalar ve büyük bir emek olduğunu vurguladı.
"Bakanlık olarak bu emeği destekleyen, fikrin ürüne dönüşmesini kolaylaştıran bir yapı kurduk. TÜSEB aracılığıyla araştırmacılarımızı ve girişimcilerimizi destekliyoruz." diyen Memişoğlu, şunları ifade etti:
"Şehir hastanelerimizdeki 29 Teknoloji Transfer Ofisi'mizle sahadaki ihtiyaçları bilimsel çalışmalarla buluşturuyoruz. Bakanlığımızca onaylanan ve TÜSEB’in desteklediği klinik araştırmalarda hastalarımızın tedavi giderlerini Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla karşılıyoruz. Sağlık alanında bir fikriniz varsa yola çıkın. Biz, o yolda sizinle birlikte yürümeye, önünüzü açmaya ve fikirlerinizi ürüne dönüştürmenize destek olmaya hazırız. Fikrinizi paylaşmak için sizleri 'uretensaglik.gov.tr' adresindeki portalımıza davet ediyorum. Burada paylaştığımız çalışmaların Türk dünyasında yeni ortaklıklara dönüşmesini istiyoruz. Aşıdan tıbbi cihaza, biyoteknolojiden yapay zekaya kadar pek çok alanda birbirimizi tamamlayan imkanlarımız var. Türkiye olarak bilgimizi, tecrübemizi ve geliştirdiğimiz çözümleri tüm dünyayla paylaşmaya hazırız. Yenilikçi tedavilerin ve güncel sağlık teknolojilerinin daha fazla insanın hayatına dokunması için çalışıyoruz."
Programa yabancı ülkelerin sağlık bakanları ve üst düzey yetkililerinin yanı sıra Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan, İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner ve çok sayıda davetli katıldı.





