Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, eğitim sisteminin yapay zekanın oluşturduğu riskler dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Pehlivanoğlu, TED Edirne Koleji'ni ziyaretinde gazetecilere yaptığı açıklamada, eğitim sistemini ve yapay zekanın gençler üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Yapay zekanın artık yalnızca teknolojik gelişmeler veya iş hayatıyla sınırlı bir konu olmaktan çıktığını belirten Pehlivanoğlu, insanlığın düşünme biçimini, sosyal ilişkilerini ve geleceğini doğrudan ilgilendiren bir dönüşümle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yapay zeka ve uluslararası güvenlik konulu toplantısına dikkati çeken Pehlivanoğlu, "İnsanoğlu büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletlerde ilk defa yapay zeka başlığı tartışıldı. Maalesef yapay zeka üreticisi şirketlerin yöneticileri de gelip şunu demek mecburiyetinde kaldılar: 'İnsanlık yok olabilir.' Bugün yapay zekanın gerçek risklerine toplum olarak iyi bakmak mücadelesindeyiz." diye konuştu.
"Önemli fırsatların yanında ciddi riskleri var"
Yapay zekanın insanlık açısından önemli fırsatların yanı sıra ciddi riskler de barındırdığını dile getiren Pehlivanoğlu, Türkiye'nin teknolojik gelişmeler karşısındaki en önemli gücünün yetişmiş insan kaynağı olduğunu vurguladı.
Yapay zekanın yalnızca iş süreçlerini değiştirmekle kalmadığını, insanların düşünme biçimlerini ve sosyal ilişkilerini de etkilediğini belirten Pehlivanoğlu, şöyle devam etti:
"Yapay zekanın bugün sizinle bazı analizler yapmasının, işinizi kolaylaştırmasının yanında başka riskleri de vardır. Bunlardan bir tanesi dijital diktatörlük olarak karşımıza çıkıyor. Ne demek dijital diktatörlük? Sizin önünüze gelen algoritmalar aslında sizin süreçlerinizi yöneten, sizin hoşunuza gideceğini sandığınız ama aslında sizin kişiliğinizi yönlendirebilecek çözümlemeler sonucunda geliyor.
Dolayısıyla bu dijital diktatörlükle bir insanın beynini ileriye doğru dönüştürebiliyorlar. İkinci risk, beyin kullanmadığı fonksiyonu budar. Beyin ölüyor. Çünkü artık bilgiye erişmek için kullanılmıyor."
"Gençler yalnızlıklarını ve sorunlarını makinelere devrediyor"
Yapay zekaya aşırı bağımlılığın bireylerin düşünme ve araştırma becerilerini zayıflatabileceğini öne süren Pehlivanoğlu, insanların bilgiye ulaşmak ve sorun çözmek için kendi zihinsel yeteneklerini kullanmaktan giderek uzaklaşabileceğini belirtti.
Gençlerin duygusal ihtiyaçlarını da yapay zekayla karşılamaya başladığına dikkati çeken Pehlivanoğlu, şöyle konuştu:
"Asıl büyük sorunlardan bir tanesi, Stanford'ın yaptığı bir araştırma var. Dünyada 300 milyonun üzerinde 25 yaş altı yapay zeka kullanan var. Türkiye'de yüzde 39 küsur. Bu çocuklar ödev yapmaktan çok ne için kullanıyorlar biliyor musunuz? Duygu devri. Yalnızlıklarını, sorunlarını ve insani değerlerini makinelere devrediyorlar.
Bakın, ateşi ehlileştirdikten sonra insanoğlu tekerleği icat etti. Buharın ve elektriğin gücünü kontrolü altına aldı. Sanayi Devrimi'nde ise kas gücünün yerine makine gücünü ortaya çıkararak yeni bir evrimsel dönüşüm sağladı. Ama tarihte ilk defa dikkat edin, insanoğlunun beyninin yaptığı şeyleri makinelere devrediyoruz."
Bu durumun gençlerin insani ilişkileri ve düşünme becerileri üzerindeki olası etkilerine dikkati çeken Pehlivanoğlu, yapay zekaya yönelik eğitimin yalnızca teknoloji kullanımını öğretmekle sınırlı kalmaması gerektiğini kaydetti.
"Gençler yapay zekanın riskleri konusunda bilinçlendirilmeli"
TED bünyesindeki düşünce kuruluşu TEDMEM'in "Yapay Zeka Ehliyeti" uygulaması üzerinde durduğunu belirten Pehlivanoğlu, öğrencilerin teknolojik yetkinliklerinin artırılmasının yanında yapay zekanın riskleri konusunda da bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Öğrencilerin teknoloji karşısındaki dayanıklılıklarının geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Pehlivanoğlu, okullarda yalnızca birkaç yapay zeka dersi verilmesinin bu dönüşüme uyum sağlamak için yeterli olmayacağını ifade etti.
Pehlivanoğlu, bu süreçte öğretmenlerin yetiştirilmesinin önem taşıdığını belirterek, kısa süreli uzaktan eğitim programlarıyla öğretmenlere gerekli yetkinliklerin kazandırılmasının mümkün olmadığını savundu.
Üniversitelerde açılan yapay zeka bölümlerine de değinen Pehlivanoğlu, yeterli akademik kadro ve altyapı oluşturulmadan yeni bölümler açılmasının gençlerin beklentilerini karşılamayacağını ifade etti.
Yapay zeka alanında uzmanlaşmanın ileri düzey matematik, derin öğrenme ve makine öğrenmesi gibi konularda kapsamlı bilgi birikimi gerektirdiğini belirten Pehlivanoğlu, Türkiye'de bu alanda eğitim verebilecek nitelikli akademisyen sayısının sınırlı olduğunu öne sürdü.
"Üniversiteler nitelikli insan kaynağı yetiştirmeli"
Yükseköğretimin yalnızca diploma veren bir yapı olmaktan çıkarılması gerektiğini belirten Pehlivanoğlu, üniversitelerin teknolojik üretime ve ülkenin kalkınmasına katkı sağlayacak nitelikli insan kaynağı yetiştirmesi gerektiğini dile getirdi.
Sanayi Devrimi döneminde ekonomik kalkınmanın fabrikalar ve fiziki üretim kapasitesiyle sağlandığını hatırlatan Pehlivanoğlu, 21. yüzyılda iyi yetişmiş az sayıda gencin bile teknoloji üreterek ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayabileceğini kaydetti.
Bunun için gerekli eğitim ve araştırma altyapısının oluşturulmasının önemine işaret eden Pehlivanoğlu, nitelikli eğitimle desteklenmeyen diplomaların gençlerin geleceğine katkı sağlamayacağını söyledi.
"Eğitim politikalarında süreklilik sağlanmalı"
Türkiye'deki eğitim sisteminin temel sorunlarından birinin sınav odaklı yaklaşım olduğunu savunan Pehlivanoğlu, öğrencilerin sıralama sınavları yerine bilgi ve becerilerini ölçen bir sistemle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Liselere Geçiş Sistemi'nin (LGS) kaldırılması çağrısında bulunan Pehlivanoğlu, üniversiteye giriş sisteminin de yeniden yapılandırılmasını önerdi.
Çocukların sürekli sınavlara hazırlanmak zorunda bırakılmasının eğitim sisteminin temel sorunlarından biri olduğunu belirten Pehlivanoğlu, "Çocuklarımızı ölçme sınavına tabi tutmalısınız. Yarış atı gibi sıralama sınavına değil. LGS sınavını hemen kaldırmalısınız." ifadelerini kullandı.
Pehlivanoğlu, eğitim politikalarında sürekliliğin önemine işaret ederek, bakan veya yönetici değişiklikleriyle eğitim sisteminin yeniden düzenlenmesi anlayışından vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.
Eğitim politikalarının siyasi tartışmaların dışında tutulması ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda şekillendirilmesi gerektiğini vurgulayan Pehlivanoğlu, eğitimin gelecek kuşaklara karşı en önemli sorumluluklardan biri olduğunu dile getirdi.



