Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST), Şanlıurfa GAP Havalimanı'nda ziyaretçilerini ağırlıyor.
Karagöz, burada ROKETSAN'ın katkısıyla hazırlanan AA Teknoloji Masası'na konuk oldu.
TÜME Vakfının temellerinin geçen sene TEKNOFEST'te atıldığını anımsatan Karagöz, bu etkinlikte tarım standı ve ineklerin olmasının garipsendiğini, ancak tarım ve hayvancılık konusunun gıda arz güvenliği itibarıyla çok kıymetli ve önemli olduğunu söyledi.
Karagöz, savunma sanayisinde geliştirilen insan kaynağı, kod yazabilme, öz güven gibi kabiliyetlerin sivil teknolojilerde de birçok alana sirayet etmeye başladığına işaret ederek, "Bunların başında da bildiğiniz üzere gıda, gıda teknolojileri ile tarım ve hayvancılık geliyor. Biz TÜME'yi kurduğumuz geçen yıl TEKNOFEST'te aslında bir farkındalık oluşturmak istedik." diye konuştu.
Teknolojinin farklı bir noktaya gittiğini ve yeni nesil teknolojilerin konuşulması gerektiğini söyleyen Karagöz, bu teknolojilerin sahaya inmesi ve kullanılmasına yönelik ihtiyaç ve talep olduğunu ifade etti.
Karagöz, teknolojileri bu Vakfın etrafında Anadolu'nun dört bir yanında uygulanabilir hale getirmeyi amaçladıklarını belirterek şöyle devam etti:
"Kendimize şöyle bir hedef koyduk, önümüzdeki sene TEKNOFEST'e giderken bu alanda görmüş olduğunuz otonom teknolojiler, fan sistemleri, akıllı ahırlar, kompost altlık ve otonom sağım sistemleri, otonom ilaçlama ve yem karma makineleri, buzağı besleme ve otonom hasat sistemleri gibi hayvancılık ve bitkisel üretim için aklınıza gelebilecek sistemleri sahada uygulanabilir hale getirelim. Bunun için de bu sistemleri içeren 40 çiftlik kuralım istedik. Biz bu alanda iş yapmaya talip 40 gencimizi tüm Türkiye'de bu teknolojilerle buluşturmak istiyoruz. TÜME Vakfı olarak bu gençlerimizi Anadolu'nun dört bir yanında bulduk, köy köy dolaştık."
"1'er milyon lira startup desteği vereceğiz"
TEKNOFEST'in Tarım Teknolojileri Yarışması'na ilişkin bilgi veren Karagöz, "Bu yarışmalara ortalama 15 bin takımdan başvuru geliyordu. Bu sene TEKNOFEST'in tarım teknolojilerine önem ve değer vermesi neticesinde 80 bin takım, yaklaşık da 250 bin genç kardeşimiz Tarım Teknolojileri Yarışması'na başvurdu. Bunların bir kısmı liseli, bir kısmı üniversiteli. Arz güvenliği, sağlıklı gıda ve beslenme, iklim ve çevre, fiyat istikrarı ve sosyolojik dönüşüm olmak üzere 5 ana alan belirlemiştik. Bu sene TEKNOFEST'te bu yarışmalardaki kardeşlerimizi bu alana dahil ettik. İstedik ki onların bu vizyonu ve hayalleri, daha önce bu teknolojileri hayata geçiren milli mühendislerimizle kavuşsun ve o teknolojiler bir startupa dönüşsün. Şu anda 55 takım finale kaldı. 4 ülkeden, Türkiye'de yaklaşık 22 ayrı ilden takımlarda 250 arkadaşımız var. Final yarışmaları başladı. Arkadaşlarımıza normal vermiş olduğumuz desteğin yanı sıra bir de dedik ki biz bu 55 takımdan 3'ünü kendi kümelenmemizde paydaş olarak görmek istiyoruz. 1'er milyon lira startup desteği vereceğiz. Yani lise ve üniversite seviyesindeki bu kardeşlerimizin bu sene arka tarafta yarışmacı olarak ortaya koyduğu vizyonu, önümüzdeki sene burada inşallah kullanılan ürün olarak göreceksiniz." dedi.
Karagöz, TEKNOFEST'in tarım teknolojileri paydaşı olarak verdikleri ödüllerin dışında 3 ürünü de ticarileştirmek ve kullanılabilir hale getirmek istediklerini dile getirerek, her TEKNOFEST'te tarım teknolojileri alanında yarışanları bir sonraki sene paydaş olarak görmek istediklerini söyledi.
"Yetiştiriciliğin tekno girişimci gibi aktörleşmesi lazım"
Milli Teknoloji Hamlesi'nin çıktısını sadece tarım alanında değil, tüm sivil alanlarda daha hızlı görmeyi arzu ettiklerini belirten Karagöz, TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın ilham kaynakları olduğunu ve kendilerine "Bu işi başarabiliriz" ülküsü ve duygusu verdiğini ifade etti.
Karagöz, gıda arz güvenliğinin önemine işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Tarım ve hayvancılıkta üretim yapanların, yetiştiricilik vasfının yanı sıra artık bir tekno girişimci gibi aktörleşmesi lazım. Nasıl insansız sistemlerde dünyada öncü olduysak, ilkleri başardıysak, yapay zekaya dayalı otonom modellerde de öncüyüz ve ilkleri başarıyoruz. Dünyanın ilk yapay zekaya dayalı otonom çiftliği Türkiye'de. Dolayısıyla bu teknolojilerle sadece arz güvenliğimizi garanti altına almayacağız, dost ve kardeş ülkelerimizin de arz güvenliğini garanti altına alacağız ve kendi teknolojilerimizi de ihraç ediyor olacağız. Yapay zekaya dayalı otonom model sattığımız zaman, süt yönetim sisteminden iklimlendirme sistemlerine, Isparta'da üretilen fan sistemlerinden Burdur'da üretilen buzağı besleme sistemlerine kadar tam bir entegre sistem, bir model sunuyor olacağız. Biz bu modelde öncüyüz. Belki 'Sağım ve fan teknolojilerinde müstakil olarak dünyada öncüyüz' demem çok doğru olmaz. Ama bunları kolektif hale getirip, entegre bir model haline getirip sunduğunuz zaman işte kendi yapay zekamızı biz inşa ediyoruz. Bir yıldır yüz binlerce veri ile biz kendi yapay zekamızı inşa ediyoruz."
Karagöz, TÜME'de, Isparta'daki buzağı robotundaki veriyle, Kocaeli'deki sağım robotunun verisini birbiriyle anlamlandırdıklarını ve kendi yapay zekalarını inşa ettiklerini belirterek, "Bu alanda en öndeyiz. O yüzden kendi verimizi inşa ettikten sonra normları ve standartları Türkiye olarak biz koymuş olacağız. Sonrasındakiler 3-5 sene kaybetmek zorunda kalacaklar, bizim takipçimiz olacaklar. Onlar bizi takip ettiklerinde 1 milyonluk veri haznemiz belki 10 milyona çıkacak. Ya gerimizde kalacaklar ya da bizim teknolojilerimizi dost ve kardeş coğrafyalar başta olmak üzere paylaşıyor olacağız. Bunları insanlık yararına paylaşıyor olacağız." diye konuştu.
"Geliri gençlere burs ve destek için kullanacağız"
Yapay zekanın, yeri geldiğinde insanların sağlıklı, uygun fiyatlı beslenmesi ve sürdürülebilir gıda arzının sağlanması için bir envanter olduğunu dile getiren Karagöz, kendilerine bu konuda güvendiklerini söyledi.
Karagöz, söz konusu yapay zeka kodlarını kendileri yazıp, verileri kendilerinin tutacağını belirterek, "Bu verilerle insanlığa, dost ve kardeş ülkelere umut olacağız. Çünkü bizim kırmızı çizgimiz gıdayı bir silah olarak kullanmamak. Gıda, insanlığın ortak paydasıdır. Biz de önce ülkemiz, dost ve kardeş coğrafyalarımız ve tüm insanlık için üretiyoruz." ifadesini kullandı.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile 10 üniversitede yapay zekaya dayalı otonom çiftlikler kurulması konusundan protokol imzaladıklarını anımsatan Karagöz, 12 üniversitede 12 yapay zekaya dayalı otonom çiftliği kurduklarını, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin bu işin merkezi olacağını dile getirdi.
Karagöz, söz konusu eğitim kurumunun, aynı zamanda bir hayvancılık ihtisas üniversitesi olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Burada yapay zekaya dayalı 10 otonom çiftlik kurduk, 10 gencimizi eğittik, donattık. Şimdi Şanlıurfa'da Harran Üniversitesinde, Bursa'da Uludağ Üniversitesinde, Erzurum'da Atatürk Üniversitesinde çalışmalarımızı tamamladık. Artık hayvanlarımızı almaya başlıyoruz. Cuma günü de Harran Üniversitesinde ilk hayvanlarımız girecek. Bu teknolojilerle eğitim süreçleri başlamış olacak. 40 bin gencimiz buralarda yetişecek, uygulamalı şekilde görecekler ve neticesinde biz buraları uygulamalı eğitimin merkezi haline getireceğiz. TÜME olarak hibe ettiğimiz yapay zekaya dayalı otonom çiftlik merkezlerinde elde edilen geliri, Tarım Teknolojileri Yarışması'na katılan gençlerimize kaynak aktarmak, burs ve destek sağlamak, ürün geliştiren ve prototip yapan gençlerimizi startup yapıp onları ürünleştirmek için kullanıyor olacağız."
"Teknolojilerin uygulandığını hep birlikte göreceğiz"
Karagöz, teknoloji geliştirenlerin, üniversitelerdeki bu çiftliklerde uygulama yapabileceğine işaret ederek, "Amacımız, TEKNOFEST'te bu sene 80 bin olan Tarım Teknolojisi Yarışması başvurularını belki önümüzdeki sene de 120 binin, 160 binin üstüne çıkarmak, çok daha donanımlı, hazır ve yetkin projelerle medeniyetimize umut olmak." dedi.
Uygulama yaptıkları işletmelerde söz konusu teknolojilerin verime ve maliyetlere etkisine ilişkin de bilgi veren Karagöz, şu değerlendirmede bulundu.
"Geçtiğimiz yıl Süt Zirvesi'nde 'Küpeli Çoban' isimli bir kardeşimizle tanıştık, Balıkesir'den Furkan. Furkan'ı önce eğitim çiftliklerimize aldık, sınavları başarıyla geçti. Şimdi kendi toprağında yapay zekaya dayalı otonom çiftliğinin inşaatını yaptı. Bu teknolojilerin, prototipin çok ötesinde Balıkesir'de, Zonguldak'ta, Ankara'da uygulanabilir olduğunu hep birlikte görelim. Çünkü bu teknolojiler bir senedir bütün halinde uygulanıyor. Ama buradaki firmalarımızın birçoğu belki 5-10 senedir bu ürünleri yapıyor. Şu anda 12 ayrı ilden 22 gencimizi eğittik, donattık, destekledik ve inşaatları tamamladık, teknolojilerimizi oraya koyduk. Artık marşı çevirme noktasına geldik. Bu teknolojiler nerede hayata geçecek? Cuma günü Harran Üniversitesinde, iki hafta sonra Balıkesir'de, üç hafta sonra Burdur'da, bir ay sonra Zonguldak'ta 22 gencimizle, 12 ayrı ilde bu teknolojilerin hayata geçtiğini, uygulandığını hep birlikte göreceğiz."
"Yetiştiricilerimizin veri yöneticisi olmasını istiyoruz"
Karagöz, TEKNOFEST gibi etkinliklerin, bu teknolojileri geliştirmek için birer platform olacağını dile getirerek, "Biz bu teknolojileri uyguladığımız yerlerde ekonomik anlamda çok kıymetli çıktılar elde ettik. Bunlar çiftliklerimizde, sahalarımızda uzunca süredir deneniyor, denenmeye devam ediyor. Artık tarlalarımızla ve üreticilerimizle buluşma noktasına geldi." diye konuştu.
Veri yönetildiğinde verimin de arttığına işaret eden Karagöz, verimin teknoloji ve yapay zekayla artabileceğini söyledi.
Karagöz, fiyat istikrarını sağlamak, hem üreticiyi hem de tüketiciyi memnun etmek için verimliliğin artması gerektiğini vurgulayarak, "Daha fazla şehirde daha fazla üreticimiz bu teknolojilere erişsin, kullansın, diğer üreticilerimize örnek olsun, yetiştiricilerimizin her biri birer teknoloji geliştiricisi, veri üreticisi ve yöneticisi olsun istiyoruz." dedi.
“Gıda arz güvenliğini garanti altına almayı, tarımı etkileyen riskleri daha erken öngörecek sistemler geliştirmeyi istiyoruz”
TÜME Vakfı olarak tarım teknolojilerini daha ucuz ve erişilebilir kılmak istediklerini anlatan Karagöz, Türkiye'nin yaklaşık 78 milyon hektarlık karasal alanının 24 milyonunun tarımsal üretim alanlarından oluştuğunu ifade etti.
Karagöz, Türkiye'nin dev ve ihtiyaç duyulan ürünlerde kendine yeten bir ülke olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu:
"Urfa'mız da bu kendi kendine yetme ve arz güvenliğini güvence altına alma konusunda çok önemli bir noktada. Çünkü 1,2 milyon hektar civarında burada tarımsal üretim alanımız var, Türkiye'nin yüzde 5'ine tekabül ediyor. Bu alanımızda, özellikle son yıllarda sulama altyapısının güçlenmesiyle, verimlerde ciddi bir artış oldu. Zaten son 20 yılda bizim 25 milyar dolarlık tarımsal hasıladan 75 milyar dolara çıkmamızın ve her yıl üzerine koyarak tarımsal rekoltemizi artırmamızın altında yatan neden, fedakar üreticilerimizin dünyada ne sıkıntı olursa olsun üretmekten vazgeçmemesi, sulama altyapı yatırımlarının artması, mekanizasyon destekleriyle üreticilerimizin tarım teknolojilerine çok hızlı adapte olmasından kaynaklanıyor. Bu anlamda Urfa'da sulama yatırımlarının artmasıyla verimliliğin çok yükseldiğini görüyoruz. Gıda arz güvenliğini garanti altına almayı, ülkenin doğal kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamayı, tarımı etkileyen riskleri daha erken öngörecek sistemler geliştirmeyi istiyoruz."
"Tarımda rekabet, 'Kim daha verimli üretiyor?' sorusunun cevabında"
Tarımsal üretimin ve hasılanın her geçen yıl arttığını dile getiren Karagöz, "Fakat ülkeler için asıl sorun üretimi ne kadar artırdıkları değil, ürünlerini ne kadar verimli ürettikleri. Kim daha az suyla, daha fazla bitkisel üretim yapıyorsa rekabette öne geçiyor." dedi.
Sulama altyapısının geliştirilmesinin yanı sıra vahşi sulama altyapılarının basınçlı sulamaya çevrilmesi, basınçlı sulama sistemi içerisinde de akıllı sulama ve iklimlendirme sistemlerinin kullanılmasıyla verimin artırılması gerektiğine dikkati çeken Karagöz, "İki tarla arasında en önemli fark aslında sulama, gübreleme teknolojisi. Doğru tohumu tespit ettiğiniz, doğru ilaçlama mekanizasyonlarıyla ilaçladığınız, daha az pestisit kullandığınız zaman daha ucuza daha sağlıklı ve iyi ürünler çıkartıyorsunuz." diye konuştu.
Karagöz, dron sistemlerinin tarımda kullanılmasıyla artık suyun tarlanın neresinde durduğununun, hangi alanda hastalık başladığının tespit edildiğini, henüz hastalık yayılmamışken ilaçlama gerektiren yere müdahale edilebildiğini söyledi. Bu kapsamda Şanlıurfa'nın bitkisel üretimde teknolojik dönüşümde de öncü ve merkez yerlerden olacağının altını çizen Karagöz, Harran Üniversitesini de bu anlama mihenk taşı olarak belirlediklerini dile getirdi.
Karagöz, halihazırda tarımda kullanılan yönetim sistemleri sayesinde üretimden hasada, kullanılan ilaçlardan stok ve satışlara kadar tüm süreçlerin izlenebilir durumda olduğunu vurgulayarak, artık tarım ve hayvancılıkta geleneksel üretim tecrübesinin üzerine teknoloji, bilim ve veri temelli uygulamaların koyulacağını bildirdi.
"Hayvan varlığımızın 5'te 1'iyle aynı verimi sağlayabiliriz"
"Şu anda 20 milyon ton süte ihtiyacımız var ve aşağı yukarı 10 milyon inekle hallediyoruz." diyen Karagöz, 20 milyon ton süt ihtiyacını ortalama inek başına 2 ton değil, 10 ton verim alarak halletmek istediklerini söyledi.
"Süt hayvanı sayımızı 8-10 milyonlardan 2 milyona indirelim, 40 bin gencimiz çok daha verimli hayvancılık yapsınlar, biz de onları destekleyelim. Türkiye'nin süt hayvancılığı ihtiyacını, damızlık ihtiyacını embriyo transferiyle, dişi spermalarla, kaliteli genetikle, genetik ıslahla ve otonom sistemlerle karşılasınlar. Geri kalan üreticilerimiz de etçi anaç olsun. Ülkemiz süt üretiminde yıllardır arz fazlası olan bir ülke. Dolayısıyla önemli ölçüde fiyat istikrarını yakaladık. Ama etteki bağımlı olduğumuz yüzde 5-10'luk açık, bizi fiyat istikrarsızlığına ve fiyat manipülasyonuna götürüyor."
Et fiyatını ucuzlatmada aile ve genç üreticilerin önemi
Karagöz, et fiyatını ucuzlatmanın yolunun, üreticilerin önce kendi işletmelerini dışa bağımlı olmaktan kurtarmaları, besicilerin pansiyon besiciliğinden etçi anaç üreticiliğine evrilmeleri ve aile tipi üreticilerin desteklenmesi olduğunu belirterek, genç üreticilerde ise süt hayvancılığının ölçeğinin büyütülerek geliştirilmesinin önemine işaret etti.
"Fiyat istikrarı için verimliliği artırmak gerekiyor"
Türkiye'nin hayvan varlığının artırılması, gebe hayvanların üretime kazandırılması ve hayvancılıkta dışa bağımlılığın azaltılmasına dair de değerlendirmelerde bulunan Karagöz, şu ifadeleri kullandı:
"Bir ürünün fiyatının artmasının üreticiye bir faydası yok, bir ürünün fiyatının azalmasının tüketiciye de bir faydası yok. Faydası olan şey, o üründe fiyat istikrarını sağlayabilmek. Bir üründe fiyatı bugün siz yukarıya çıkartabilirsiniz ama sürekliliği sağlayamadığınızdan, bu yukarıya çıkan fiyat size girdi maliyetleri olarak yansıdığında bir çıktı ve bir fayda elde edemiyorsunuz. Fiyat istikrarını sağlamak için verimliliği artırmanız gerekiyor ve bunu da teknolojiyle yapmak gerekiyor. İthalatı kapatacaksak erkek besilik ithalatı bu ülkenin gündeminden çıksın ama damızlık, genetik eğer bir yerde gelişmişse dişi hayvanları getirelim, alalım ve o gelişen platformların üzerine koyalım."
Karagöz, besicilikte karlılığın artmasının ve üretici için uygun erişilebilirliğin teknolojiyle mümkün olduğunu söyledi.
"22 genç kardeşimize, 12 ayrı şehirde otonom modelimizi kurduk"
Büyükbaş hayvancılığında yapay zekaya dayalı otonom modeller için hedeflerinin 40 bin genç olduğunu anlatan Karagöz, şöyle konuştu:
"Bunun yanı sıra teknoloji ile desteklenmiş 600 bin aile üreticimizle etçi anaç varlığımızı 6 milyon başa çıkarmayı hedefliyoruz. Bitkisel üretimde, örtü altı üretimde, hayvancılıkta, tüm aile işletmelerini ele alalım, bunların içerisinde en verimli olanları seçelim, yetkin olduğu alanlarda özelliklerini güçlendirelim, ölçeklerini büyütelim, teknolojiyle daha hızlı kavuşmalarını sağlayalım istiyoruz. Biz bu sene 22 ayrı genç kardeşimize, 12 ayrı şehirde otonom modelimizi kurduk. Bu sene sonuna kadar 40'a tamamlayacağız. Önümüzdeki sene 400 gencimizi destekleyelim istiyoruz. Bu 400 gencimize ulaşmak için de TÜME olarak daha çok farkındalık oluşturmak, eğitmek, donatmak ve bir anlamda yatırımcıların karşısına çıkarmakla mükellefiz."
Karagöz, alana yatırım yapmak isteyen büyük şirketlerin olduğuna işaret ederek, vakıf olarak 1 yılda 400 değil, 40 bin genci eğitirek sertifikalandırabileceklerini ve bu doğrultuda gençleri destekleyecek insanlara ihtiyaç olduğunu anlattı. Karagöz, tarım teknolojileri geliştiren gençler için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını da dile getirdi.
"Risklere karşı çözümümüz yapay zeka, otonom üretim sistemleri ve milli tarımsal veri altyapısı"
Türkiye'de en önemli üç risk alanı olan iklim değişikliği, arz nedenli fiyat kırılganlığı ve su kıtlığına üretici, kamu, özel sektör, sanayici ve üniversitelerle üretim verimliliğini artırarak çözüm sağlayacaklarını ifade eden Karagöz, "Teknolojik verimliliği artıracağız, arz güvenliğini güvence altına alacağız. Jeopolitik risklere, iklim krizlerine, sosyolojik risklere karşı, bu modellerle, genç kardeşlerimle, hep birlikte cevap vereceğiz." diye konuştu.
Karagöz, küresel iklim krizine karşı otonom modeller, yapay zeka ve görüntü işleme teknolojileriyle çözüm üretilmesinin önemine de dikkati çekti.



