Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, adli bilimlerde sonuca ulaşmak kadar, sonuca nasıl ulaşıldığını göstermenin de önemli olduğunu belirterek, "Hatta kimi zaman bilimsel bir sonucun sınırlarını açıkça ortaya koymak, o sonuca kesinlik atfetmekten daha değerlidir." dedi.
Şentürk, Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı (ATGV) Antalya Eğitim ve Sosyal Tesisi'nde düzenlenen, Anadolu Ajansının "Global İletişim Ortağı" olduğu Uluslararası 21. Adli Tıp Günleri'nde yaptığı konuşmada, adli tıp ve adli bilimlerin, hukukun somut olayla buluştuğu noktada, maddi olayın bilimsel ve teknik yönünün ortaya konulmasına katkı sağlayan ve bu yönüyle adaletin gerçekleşmesinde önemli rol üstlenen alanlar olduğunu söyledi.
Bir kişinin ölüm nedeninin belirlenmesi, yaralanmanın niteliğinin ortaya konulması, DNA analizleri, dijital verilerin değerlendirilmesi, bir belgenin gerçekliğinin araştırılması veya bir görüntünün manipüle edilip edilmediğinin tespit edilmesi gibi pek çok konuda yargı makamlarının bilimsel uzmanlığa ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Şentürk, şöyle konuştu:
"Adli bilimlerde ortaya konulan bulgunun güvenilir olması ve sonucun hangi sınırlar içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinin açıkça ortaya konulması da adalet bakımından büyük önem taşımaktadır. Çünkü adli bilimlerde ortaya konulan bir sonuç, kimi zaman bir kişinin özgürlüğünü, kimi zaman bir mağdurun hakkını, kimi zaman da bir kişinin suçsuzluğunu doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle, bilimsel güvenilirlik, aynı zamanda bir adalet güvencesidir. Adli bilimlerde sonuca ulaşmak kadar, sonuca nasıl ulaşıldığını göstermek de önemlidir. Hatta kimi zaman bilimsel bir sonucun sınırlarını açıkça ortaya koymak, o sonuca kesinlik atfetmekten daha değerlidir. Çünkü adaletin ihtiyacı, her soruya mutlaka kesin bir cevap verilmesi değil, bilimin gerçekten söyleyebildiğinin, söyleyemediğinin ve hangi ölçüde söyleyebildiğinin açıkça ortaya konulmasıdır."
"Dijital verinin varlığı tek başına onun gerçeği yansıttığı anlamına gelmemektedir"
Şentürk, yapay zeka, dijital deliller, yeni görüntü ve ses analizleri, genetik incelemelerdeki gelişmeler ve benzeri teknolojilerin, adaletin hizmetine önemli imkanlar sunduğunu dile getirdi.
Teknoloji geliştikçe, bu teknolojinin ortaya koyduğu sonuca ne ölçüde güvenilebileceğinin de sorgulanması gerektiğini ifade eden Şentürk, şöyle devam etti:
"Özellikle yapay zeka ile oluşturulan veya değiştirilen görüntü, ses ve diğer dijital içeriklerin giderek daha gerçekçi hale geldiği bir dönemde, bir dijital verinin varlığı tek başına onun gerçeği yansıttığı anlamına gelmemektedir. Bu nedenle teknolojik imkanların adalet sistemine kazandırılması kadar, bu imkanların doğru anlaşılması, güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve sınırlarının bilinmesi de önem taşımaktadır. Geleceğin adli bilimleri bakımından temel meselelerden biri de, teknolojik imkanların sunduğu sonuçların ne ölçüde güvenilir olduğunun bilimsel olarak ortaya konulabilmesidir."
"Bilim, bazen insanın söyleyemediğini delilin diliyle anlatır"
Şentürk, insan hakları alanındaki inceleme ve belgelendirme süreçlerinde adli bilimlerin sunduğu bilimsel yöntem ve araçların, mağdurların yaşadığı olayların ortaya konulmasına, kayıp kişilerin ve kitlesel felaketlerde hayatını kaybedenlerin kimliklerinin belirlenmesine ve gerçeğe ulaşılmasına önemli katkılar sağladığını vurguladı.
İnsan haklarına ilişkin iddiaların bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve elde edilen bulguların değerlendirilmesinin, olayların aydınlatılmasına ve gerçeğin ortaya çıkarılmasına önemli katkılar sağladığının altını çizen Şentürk, "Bazen insan konuşamaz. Bazen olayın tanığı yoktur. Bazen yıllar geçmiş olabilir. Ancak bilimsel bulgular doğru yöntemlerle incelendiğinde, olayın geride bıraktığı izler gerçeğe ulaşmamıza yardımcı olabilir. Bilim, bazen insanın söyleyemediğini delilin diliyle anlatır. Ülkemizin yakın dönemde yaşadığı büyük afetler de adli tıp hizmetlerinin toplum açısından taşıdığı önemi hepimize göstermiştir." diye konuştu.
"Bilimsel bilgi ile hukuk birbirinin alternatifi değildir"
Şentürk, adalet sisteminin farklı unsurları arasında etkili bir işbirliği bulunmasının, adaletin doğru ve zamanında tecellisi bakımından büyük önem taşıdığını belirtti.
"Adaletin tecellisi, yalnızca hukukun doğru uygulanmasına değil, hukukun uygulanacağı gerçeğinin de doğru ortaya konulmasına bağlıdır." ifadesini kullanan Şentürk, şunları kaydetti:
"Bilimsel bilgi ile hukuk birbirinin alternatifi değildir. Bilim gerçeğe ışık tutar, hukuk o gerçeğe adalet çerçevesinde anlam kazandırır. Bu ilişkinin sağlıklı kurulabilmesi için yöntemin güvenilir, sonucun denetlenebilir ve insan onurunun her zaman merkezde olması gerekir. Nihai amacımız, doğru delile, güvenilir bilgiye ve bilimsel gerçeğe dayanarak daha adil kararlar verebilmektir. Yanlış bir bilimsel değerlendirme yalnızca bir bilimsel hata değildir, adalet bakımından da ağır sonuçlar doğurabilir. Buna karşılık güvenilir bilimsel bilgiyle desteklenen bir yargılama, masumun korunmasına, mağdurun hakkına ulaşmasına, sorumluluğun doğru kişiye yöneltilmesine ve toplumun adalete olan güveninin güçlenmesine hizmet eder."


