Emine Erdoğan, Özbekistan'ın başkenti Semerkant'ta gerçekleştirilen "Çocukların Refahına Yatırım Yapmak: Gelecek Nesillerin Sürdürülebilir ve Adil Kalkınmasına Giden Yol Dünya Zirvesi"nde bir konuşma yaptı. Zirvedeki katılımcıları selamlayan Emine Erdoğan, bu anlamlı zirve vesilesiyle Maveraünnehir'in incisi Özbekistan'da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Bugün, çocukların refahını konuşmak için bir arada olduklarını belirten Emine Erdoğan, "Bu hayati meseleyi, kadim geleneğimizin en ihtişamlı medeniyet havzalarından biri olan Semerkant'ta ele almayı bilhassa anlamlı buluyorum. Biruni'den İbn Sina'ya, İmam Buhari'den Harezmi'ye uzanan eşsiz ilim ve hikmet birikiminin, çocuklarımız için esenlik dolu adil bir dünya kurma gayemizde yolumuza ışık tutacağına inanıyorum. Bizim nazarımızda çocuk, insanlığın kalbidir. Onlara dair meseleler her zaman küresel gündemin merkezinde tutulmalıdır." dedi.
Emine Erdoğan, bir toplumun sürdürülebilir kalkınması ve geleceği ile çocuk refahına yapılan yatırım arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ifade ederek, "Çocuk refahı dediğimizde ölçütlerimiz de bellidir. Beslenme, barınma, güvenlik, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasını esas alırız. Ancak dünya her gün değişiyor. Dolayısıyla, çocuk refahını ölçen geleneksel göstergeler, yüzdelerle ifade edilen rakamlar, büyük resmi perdeleyen toptancı bir yaklaşıma dönüşebiliyor. Çünkü yaptığımız ölçümler aslında bir görme biçimidir. Seçicidir. Rakamlar, neyi mercek altına aldığımızı anlatırken, aynı rakamlar neyi görmezden geldiğimizi de anlatır." diye konuştu.
Çocukların okula gitmesinin ve fiziksel şiddete maruz kalmamasının refah istatistikleri için elzem olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, "Fakat okula gitmek her zaman nitelikli eğitim almak, şiddete maruz kalmamak, sevgi ve değer görmek anlamına gelmez. Haliyle, bugünün dünyasını dünün kriterleriyle değerlendirmeye tabi tutmak eksik sonuçlar verir. Zira çoklu krizler çağında yaşıyoruz ve çocuklarımız çok boyutlu zorluklarla karşı karşıyalar. İklim krizi, savaş şartları ve bunların neden olduğu zorunlu göçleri de denkleme katmalıyız." ifadelerini kullandı.
Bunun yanında, dünyada yaşanan hızlı değişimlerin literatüre her gün yeni kavramlar eklediğine işaret eden Emine Erdoğan, iklim kaygısı, yapay zeka, dijital şiddet, dikkat sömürüsü gibi konuların insanlığın yeni nesil sorun alanları haline geldiğini ve "çocuk refahı" tanımını çağın ihtiyaçlarına göre yeniden ele almaları gerektiğini dile getirdi.
"ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK ÜZERE HAREKETE GEÇEN İLK ÜLKELERDEN BİRİYİZ"
Emine Erdoğan, Türkiye'de, sosyal politikaları bu anlayışla, zamanın ruhunu okuyarak geliştirdiklerini, çocuğun fiziksel ihtiyaçlarıyla zihinsel, ruhsal ve ahlaki ihtiyaçları bir bütün olarak gördüklerini vurgulayarak, şu örnekleri paylaştı:
"Her şeyden önce aile kurumunu korumanın, çocuğu korumada temel koşul olduğu ilkesini benimsiyoruz. Bu itibarla, 2025 yılının Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Aile Yılı ilan edilmesi, uzun soluklu bir vizyonun ilk adımı oldu. 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' olarak belirledik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizle, çocuklarımızı dünyaya kendi coğrafyasının penceresinden bakabilen ve çağı yakalayan donanımlı bireyler olarak yetiştiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocuklarımızı dijital yaşamın risklerine karşı korumak üzere harekete geçen ilk ülkelerden biriyiz. Bu çerçevede, 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişimini sınırladık. Platformlara yaş doğrulama ve ebeveyn denetimi gibi yükümlülükler getirdik."
UNICEF'in örnek proje olarak gösterdiği Gönül Elçileri Projesi'yle koruyucu aile hizmetlerini yaygınlaştırdıklarını anlatan Emine Erdoğan, "Bugün 11 binden fazla çocuğumuz, koruyucu ailelerinin himayesinde mutlu bir yaşam sürdürüyor. Bu sisteme, göçlerle ülkemize gelmiş, savaş mağduru çocukları da dahil ediyoruz. Çünkü, hiçbir ayrım yapmadan tüm çocukların refahını sağlamak biz büyüklerin görevidir. Bu görevi yerine getirmede, hükümetler, aileler, eğitimciler, sivil toplum ve medya kuruluşları gibi birçok paydaş olarak el ele vermeliyiz. İfade etmek isterim ki, çocuklar bizim en önemli meselemizdir ve Türkiye olarak onlara fayda sağlayacak işbirliklerine her zaman hazırız." diye konuştu.
"SAVAŞ SİRENLERİNDEN KAÇMAK İÇİN KOŞUYORLAR"
Emine Erdoğan, bu zirvenin 100'den fazla ülkeyi ağırladığını ifade ederek, "100'den fazla ülkenin temsilcileri olarak, dünyanın tüm çocuklarına adil ve eşit imkanlar sağlamak, onların ihtiyaçlarına ses olmak için bir aradayız. O halde bu sesi, bilhassa savaş bölgelerinde yaşayan ve geleceğe dair hiçbir hayal kuramayan çocukların sorunlarını çözmek için yükseltelim. Çünkü bugün bir coğrafyada okul zili çaldığında sınıfa koşan çocuklar, başka bir coğrafyada savaş sirenlerinden kaçmak için koşuyorlar. Bir yerde yağan kar çocukların ellerinde kardan adama dönüşürken, savaş bölgelerindeki çocukların çadırlarda donarak hayata gözlerini yummasına sebep oluyor. Çocukluk kanserine bağlı ölümlerin yüzde 60'ı silahlı çatışma bölgelerinde meydana geliyor." dedi.
Gazze'de 3 yılda 21 binden fazla çocuğun hayatını kaybettiğini belirten Emine Erdoğan, "10 binden fazla çocuk kalıcı sakatlık ve uzuv kaybı yaşadı. 197 ambulans, 38 hastane ve 96 sağlık merkezi bombalanarak hizmet dışı kaldı. 700 bin öğrenci eğitim hakkından mahrum edildi. Bugün Gazze'deki 1 milyondan fazla çocuk, çocuk refahından haklarını alabilmenin hayaliyle yaşıyor. Unutmayalım ki kimsenin geride kalmadığı bir dünya ancak savaş sirenleri sustuğunda mümkün olabilir. Şahsen bunun, Semerkant'tan vereceğimiz en kıymetli mesaj olduğuna inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Zirvenin çocuklar ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini dileyen Emine Erdoğan, bu anlamlı buluşma için Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in eşi Ziroat Mirziyoyeva'ya teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
"Çocukların Refahına Yatırım Yapmak: Gelecek Nesillerin Sürdürülebilir ve Adil Kalkınmasına Giden Yol Dünya Zirvesi"
ESRA ALBAYRAK, ÖZBEKİSTAN'DA DÜZENLENEN ZİRVEDE KONUŞTU
Albayrak, Özbekistan'ın Semerkant şehrinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Khalilur Rahman, Lübnan Cumhurbaşkanı'nın eşi Nimet Avn, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa, Kırgızistan Cumhurbaşkanı'nın eşi Aygül Caparova ve eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in eşi Tamara Vucic'in de katılımıyla düzenlenen "Çocukların Refahına Yatırım Yapmak: Gelecek Nesillerin Sürdürülebilir ve Adil Kalkınmasına Giden Yol Dünya Zirvesi" kapsamında gerçekleştirilen "Çocuklara Büyük Ölçekte Yatırım" başlıklı oturumda konuşma yaptı.
Zirvenin tüm dünya çocuklarına fayda sağlamasını dileyen Albayrak, Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva ve ekibine teşekkür etti.
Albayrak, İstanbul'dan Hive'ye, Hive'den Buhara'ya, Buhara'dan Semerkant'a uzanan ilim koridorunun yüzyıllar boyunca medeniyetin belki de en güçlü fikri damarlarından biri olduğunu belirterek, kendilerine düşen görevin bu koridoru hayırla ve gururla yad etmek kadar bugünün meseleleri etrafında yeniden hareketlendirmek olduğunu söyledi.
Semerkant'ın ilim mirasını düşündüğü zaman kendisine en çok ilham olan isimlerden birinin de Uluğ Bey'in öğrencisi Ali Kuşçu olduğunu dile getiren Albayrak, şöyle konuştu:
"Ali Kuşçu'nun hikayesinden neden ilham aldığıma gelince, onun çağında biliyorsunuz Aristo felsefesinden gelen bir yaklaşım vardı, dünyanın hareketsiz olduğuna inanılırdı. Bu tartışılmaz bir kabuldü aslında bilimsel çalışmalarda fakat Ali Kuşçu bu kabulü sorguladı. Sorgulayarak şunu söyledi: 'Deney ve gözlem, dünyanın hareketsiz olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir ve dünyanın hareket ediyor olduğunu kabullenmek de bilim dışı olmak zorunda değildir.' Dolayısıyla sadece ön kabulleri sorgulayarak aslında astronomi biliminin önünü açmıştır Ali Kuşçu."
Albayrak, bir sosyal bilimci olarak bunu neden önemsediğini vurgulamak istediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Demek ki herkesin apaçık saydığı sonuçlar, bazen sorgulanması gereken ön kabulleri barındırıyor olabilir. Sosyal bilimlerde de gördüğümüz sonuçlarla onu üreten mekanizmayı sürekli çek etmek gerekir. Aynı sınıfın içinde 3 çocuk hayal edebilirsiniz. Bu 3 çocuğun da içine kapanıklık durumu yaşadığını görebilirsiniz ama biri akran zorbalığına uğramış olabilir, diğeri ekrana maruz kalmıştır kontrolsüz bir şekilde bundandır. Bir başkası geçim sıkıntısı yaşıyordur, bir başkası şiddete maruz kalmıştır. Dolayısıyla her 3'ü için de politikayı konuşurken farklı mekanizmaları işletmek zorundasınızdır. Çözümde farklı olmak zorundadır. İşte ben Semerkant'ın fikri mirasının bunu bize hatırlattığını görüyorum ve sosyal bilimciler olarak hazır cevaplardan önce doğru soruları sormayı, tekil açıklamalardan önce çoğul nedenselliklere odaklanmayı ve kabullerden önce tahkiki öncelememiz gerektiğini düşünüyorum."
"BİZİM DÜŞÜNCE GELENEĞİMİZ BUNA FITRAT DİYOR"
Bugün sorulması gereken doğru sorunun "Bir çocuğu belirsizlikler ve hız karşısında bugün nasıl daha dayanıklı yetiştirebiliriz?" olduğunu düşündüğünü ifade eden Albayrak, "Bu soruyu hem 4 evlat annesi olarak hem bir sosyal bilimci ve eğitimci olarak soruyorum. Farklı ekollerin farklı cevaplar verdiğini de biliyorum. Modern pedagojiyi uzun yıllar meşgul eden bir yaklaşım vardı. Mesela ön kabuller dedik. Ön kabullerden bir tanesi çocuğun zihninin boş bir levha olduğunu uzun yıllar bize anlattı. Oysa gelişim bilimi bugün artık bunun doğru olmadığını, yeni doğan bir bebeğin annesinin sesini tanıyabildiğini, hatta ana dilinin ritmini ayırt edebildiğini bize gösteriyor. Bizim düşünce geleneğimiz buna fıtrat diyor. Fıtrat kavramı şunu söylüyor, insan bir fıtratla doğar ve hayat da bu fıtratı bozmadan tekamüle erdirme yolculuğudur." değerlendirmesinde bulundu.
Albayrak, "Çocuğun iyi oluşunun bedenen, zihnen, ruhen ve ahlaken gelişimini kuşatması gerektiğini, ailesiyle, toplumla ve belki daha önemlisi bunlardan ve bunlarla beraber ancak gerçekleşecek bir şey, yaratılış gayesiyle barışık bir ilişki içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Bu ilişkiyi kuramayan çocukların da iyi oluş hallerinin bir şekilde sekteye uğradığını görüyoruz. Ne var ki bugünün dünyasında da şunları gözlemlemek mümkün, bu ilişkilere meydan okuyan bir dalgayla karşı karşıyayız." diye konuştu.
"ŞİMDİ İKİNCİ EVREDE YAPAY ZEKAYI KONUŞUYORUZ"
"Çocuklarımızın iyi oluş hallerini tehdit eden algoritmalar maalesef insanın ihtiyacına değil, insanın odağına ve verisine talip bir şekilde çalışıyor. Dolayısıyla dikkatimizi esir alırken irade gücümüzü de zayıflatıyor." diyen Albayrak, şunları kaydetti:
"Dalganın ilk evresinde sosyal medya gerçek bağları taklit eden bir bağlılık illüzyonu oluşturarak çocuklarımızı bağımlı hale getirdi ve çocuğun düşünce, dil ve duygu bütünlüğünü besleyen gerçek ilişkilerini maalesef zayıflattı. Şimdi ikinci evrede yapay zekayı konuşuyoruz. Aslında bu mecrada çocuklarımızın güvenliğini yeniden düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu çağda çocuklarımızı korumak, onları her riskten uzak tutmak anlamına elbette gelmiyor ancak onları dayanıklı yetiştirmekle mümkün olabileceğine inanıyorum."
Albayrak, çocukların yaşadıkları çağın edilgen değil, aktif birer öznesi olmaları isteniyorsa erken dönem çocukluğa yatırım yapılmasının zorunlu olduğunu ifade ederek, "Bunun da bana göre en önemli kollarından bir tanesi sistematik düşünce eğitimi. Zira düşünme kapasitesine sahip olmak onu iyi kullanmayı garanti etmiyor. Çocuk önce kavramlarla çalışmayı, karşılaştırmayı, sınıflandırmayı, gerekçe göstermeyi ve doğru sorular sormayı öğrenmelidir." diye konuştu.
"BİZDEN ALİ KUŞÇU'NUN CESARETİNİ BEKLİYOR DÜNYA ÇOCUKLARI"
Ali Kuşçu'nun, herkesin durduğuna inandığı dünyanın dönebileceğini düşünmeyi cesaret ettiğini belirten Albayrak, şöyle devam etti:
"Bugün bizden istenen de benzer bir cesaret sanıyorum. Yapay zeka çağının apaçık sayılan kabullerini sorgulamak ve insanın en çok da lehine kararlar almak cesaretini göstermek zorundayız. Yapay zeka algoritmaları neyi başarıyor? Kimin diliyle, kimin verisiyle düşünüyor? Bunları sormak zorundayız. Aslında burada şunu vurgulamak isterim, öğretmekten çok korumaktan söz ediyorum. Kabulleri sorgulama kabiliyetine en çok da çocuklar sahiptir. Çocuk fıtratı gereği sürekli 'Neden?' diye sorar. Bu kabiliyeti zamanla gölgeleyen biz yetişkinleriz çoğu zaman."
Albayrak, arzularının bu fıtri merakı korumak olduğunu ve bu soruları bütün çocukların lehine sorabilmeyi ümit ettiğini kaydederek, "Bugün Gazze'nin, Lübnan'ın, Myanmar'ın çocukları bence bizden tam olarak bunu bekliyor. İnsanın insanla göz hizasında buluşmasını engelleyen, gücün adaletsiz kullanımını meşrulaştıran korkunç kabulleri hep beraber sorgulamamızı bekliyor. Bizden Ali Kuşçu'nun cesaretini bekliyor dünya çocukları." dedi.
BM Genel Sekreteri'nin Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Dr. Najat Maalla M'jid'in moderatörlüğünü yaptığı programda, Albayrak'ın yanı sıra Sri Lanka Kadın ve Çocuk İşleri Bakan Yardımcısı Namal Sudarshana, Dünya Bankası Orta Asya Bölge Direktörü Najy Benhassine, Çocukluktan Sorumlu Yüksek Komiseri Sarah El Hairy, World Vision International'da Kamu Politikası ve Etkiden Sorumlu Kıdemli Direktör Tamara Tutnjevic ve Pakistan'daki Oasis Otizm Vakfı Kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı Ayesha Haroon'un aralarında bulunduğu konuşmacılar yer aldı.
Oturumda, Nijerya Kadın İşleri ve Sosyal Kalkınma Bakanı İmaan Sulaiman İbrahim'in video mesajı izletildi.
EMİNE ERDOĞAN, ÖZBEKİSTAN'DA REHABİLİTASYON MERKEZİ VE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNUN AÇILIŞINA KATILDI
Özbekistan'ın Semerkant şehrinde gerçekleştirilen "Çocukların Refahına Yatırım Yapmak: Gelecek Nesillerin Sürdürülebilir ve Adil Kalkınmasına Giden Yol Dünya Zirvesi"nde bir konuşma yapan Emine Erdoğan, programın ardından İMKON Rehabilitasyon Merkezi ve Çok Amaçlı Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumunun 5'incisinin açılış törenine iştirak etti.
Programda Emine Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı'nın eşi Ziroat Mirziyoyeva ile kızı Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Lübnan Cumhurbaşkanı'nın eşi Nimet Avn, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa, Kırgızistan Cumhurbaşkanı'nın eşi Aygül Caparova, Başkurdistan Cumhuriyeti Başkanı'nın eşi Karine Habirova, Eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in eşi Tamara Vucic, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın kızı Leyla Aliyeva ve Pakistan Cumhurbaşkanı'nın kızı Asıfa Butto Zerdari'yle birlikte kurdele kesti.
Açılış programında okul öncesi eğitimi ve kapsamlı çocuk rehabilitasyonunu bir araya getiren İMKON merkezleri ağına ilişkin video gösterimi yapılarak, merkezin temel faaliyet alanları, eğitim ve rehabilitasyon koşulları, ebeveynlerin sürece katılımı ve elde edilen sonuçlara ilişkin bilgi paylaşıldı.
2-18 yaş aralığındaki 100'den fazla çocuğa hizmet sunulan rehabilitasyon bölümünün gezildiği programda, özel gelişim ihtiyaçları bulunan çocuklara yönelik kapsamlı rehabilitasyon sistemi, uzmanların çalışmaları ve merkezin teknik donanımı tanıtıldı.
Programda, bu bölümde yer alan masal terapisi odası, ince motor becerileri geliştirme odası, sosyal uyum odası, sanat terapisi odası, fizyoterapi odası, duyusal bütünleme odası ve parafin terapisi odası gibi alanlar ziyaret edilerek, burada eğitim alan özel gereksinimli bireylerle görüşüldü.
2-7 yaş aralığında 150 çocuğa hizmet verecek kapasiteye sahip okul öncesi eğitim bölümünün de tanıtımının yapıldığı programda, "Benim Anaokulum" temalı bir tasarım ve yapılandırma etkinliği gerçekleştirildi.
Çocukların bireysel gelişim hedefleri doğrultusunda seçilen materyallerin ve görevlerin kullanıldığı, gelişimi destekleyici ve düzeltici nitelikte bir grup eğitiminden de kısa bir bölüm sunulan programda, eğitimcilerin desteğiyle çocuklar tarafından hazırlanan hatıra eserleri misafirlere takdim edildi.
Lider eşleri, programda yemekhaneyi ziyaret ederken, özel gereksinimli çocuklar için hazırlanan yemekleri inceledi.
Yemek tariflerinin yer aldığı kitaplar katılımcılara hediye olarak takdim edilirken, bu sırada Emine Erdoğan'ın öncülüğünde Cumhurbaşkanlığının himayesinde yayımlanan "Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" kitabına da atıfta bulunuldu.
Ayrıca programda Ziroat ile Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Emine Erdoğan ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak'a gezi sırasında eşlik ederek merkez hakkında bilgi verdi.
Öğrenciler ve öğretmenlerle sohbet eden Emine Erdoğan, öğrencilerle yakından ilgilenerek hatıra fotoğrafı da çektirdi.
Emine Erdoğan, programa ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Semerkant'ta kıymetli lider eşleriyle birlikte açılış kurdelesini kestikleri rehabilitasyon merkezli "İMKON" Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumunun hayırlı olması dileğinde bulunarak, şunları kaydetti:
"Merkezin eğitim ve rehabilitasyon alanlarını gezerek özel gereksinimli çocuklarımıza sunulan imkanları yerinde inceledik. Burada her çocuğun gelişimi kendi ihtiyaçları doğrultusunda destekleniyor ve ona yeni becerilerle beraber hayata daha güçlü katılma fırsatı sunuluyor. Kardeş Özbekistan'ın evlatlarının geleceğine umut, anne babalarının yüreğine güç veren bu anlamlı girişimde emeği bulunan herkesi gönülden tebrik ediyorum."






