◊ Sizi Idol House yarışması sayesinde tanıdık. Yarışma sizin için nasıl geçti?

Ahmet Emre Doğaner: Hayalimiz hiçbir zaman yalnızca çok popüler olmak değildi. Bizi gerçekten seven ve anlayan insanlara ulaşmak istiyorduk. Idol House, müzik endüstrisinde sanatçı olmanın provası gibiydi. Ama psikolojik olarak çok zordu. Yine de yaşadıklarımızdan mutluyuz.

◊ Yarışmada 20 genç erkek aynı evde, birlikte yaşıyor. Kulağa çok zor geliyor...

Can Kesiktaş: Yarışma boyunca insanlarla hiçbir sorunum olmadı. Mesela Arda’yla (CRUSH) dostluğumuz, onun bana dans gösterdiği ya da benim ona şarkı söylettiğim anlarda, aramızdaki sohbetlerden ve samimiyetten doğdu. Bir anlamda sanatçı dostluğu bu. Ünlü olmadan önce arkadaş olduğumuz için de çok değerli.

Ahmet Emre Doğaner: Bir insanı yeni tanırken hem yarışma psikolojisinin içinde olmak hem de sürekli birlikte vakit geçirmek gerçekten zor. Ama her gün birlikte olunca farklı dinamikler ortaya çıkıyor.

Alperen Tarık Balkan: Süreç genel olarak çok keyifliydi. Idol House sayesinde çok kıymetli bağlar kurduk.

Ahmet Emre Doğaner: Lisede ‘Berdüş’ adında bir grubum vardı. Müzik yapmak için Bursa’dan İstanbul’a geldim. Burada tiyatro eğitimime başladım. Konservatuvarda tiyatro okuyorum, bir yılım kaldı.

Can Kesiktaş: Müziğe şarkı söyleyen annem sayesinde başladım. Bağlama ve gitar çalmayı öğrendim. Mersin’de müzik konusunda çok fazla imkânım yoktu. Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Opera Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyim.

Alperen Tarık Balkın: İstanbul’da doğup büyüdüm. Lisede müzik öğretmenimin yönlendirmesiyle gitar çalmaya başladım. Edirne’de tercümanlık okurken müzik yapmak istediğime karar verdim. İstanbul’a dönüp konservatuvara girdim. Etnomüzikoloji bölümünde son sınıf öğrencisiyim.

◊ Finalden sonra üçünüzün bir grup kurma ihtimali hiç aklınıza gelmiş miydi?

Can Kesiktaş: Ahmet’le yarışmadan önce de arkadaştık ama bir kez bile grup kurmayı konuşmadık. Halbuki farkında olmadan yıllarca provasını yapmışız. Birlikte şarkı yazdık, birbirimizin müziğini tanıdık...

Ahmet Emre Doğaner: Idol House’dayken daha çok solo projeler düşünüyorduk. Bizim ciddi olarak düşünmediğimiz bir fikrin dinleyicilerden gelmesi, insanların buna inanması bizi çok etkiledi.

Alperen Tarık Balkın: Ahmet ve Can’la yalnızca bunun şakasını yapıyorduk. 

◊ İlk şarkınız ‘Bulamazsın’ın hikâyesi nedir?

Ahmet Emre Doğaner: ‘Beni boğan şeylerden arınıp özgürce hayatıma devam edeceğim’ duygusunu taşıyan bir şarkı yapmak istiyordum. Sonra bu duygu, birine verilmiş cevap gibi bir yere evrildi.

Alperen Tarık Balkın: Birbirimize alıştığımız, rock grubu dinamiğini oturtmaya çalıştığımız bir dönemdeyiz. Üçümüzün de müzikle tanışma hikâyesi rock müzikle başlıyor. Şimdi pop dünyasının ve uluslararası hit’lerin dinamiklerini keşfedip birikimimize katmaya çalışıyoruz. Sürprizli bir yerde durmak ve farklı dünyalar yaratmak istiyoruz. Buna da ‘Permaverse’ diyoruz.

◊ Permaverse, Perma’nın sanal evreni diyebilir miyiz?

Ahmet Emre Doğaner: Yaptığımız işe ve yaratmak istediğimiz dünyaya verdiğimiz ad. Sahneye çıktığımızda, müzik yaptığımızda Perma’yız. Ama bu dünyanın içinde YouTube videoları, vlog’lar ve eğlence de var. Hepsini kapsayan dünyamız Permaverse.

◊ Alperen ve Can, siz Ahmet’e yakın bir yerde, aynı evde yaşamaya başladınız. YouTube videonuzun altında çok fazla “Sanki arkadaşlarımızı izliyoruz, içimizden birileri” tarzında yorum gördüm...

Can Kesiktaş: Ortak noktalarımızdan biri, üçümüzün de çok açık ve samimi insanlar olması. Birbirimizden farklıyız, zaman zaman tartışıyoruz ama birlikte çok da eğleniyoruz. Bizce insanlar da bu gerçekliği seviyor. Herkes üçümüzden birinde kendisinden ya da yakın çevresinden bir şeyler bulabiliyor.

◊ Müzik dışında kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?

Alperen Tarık Balkın: Basketbolu ve dijital oyunları seviyorum ama artık zamanım olmuyor. Başlarda her gün bir yerlere koşuyorduk.

Can Kesiktaş: Bize sunulan şansın hakkını vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden her şansımızı çalışarak kullanmamız gerekiyor.

Ahmet Emre Doğaner: Belki de hayatımızın en çok çalışacağımız dönemindeyiz. İleride dönüp baktığımızda “İyi ki bu kadar çalışmışız, kendimizi geliştirmişiz” demek istiyoruz.