Kudüs'ü 88 yıllık Haçlı işgalinden kurtararak İslam dünyasının en önemli kahramanlarından biri haline gelen Selahaddin Eyyubi, Hicaz bölgesine verdiği önem dolayısıyla "Hadimu'l-Haremeyn" (Mekke ve Medine'nin hizmetkarı) unvanını kullanan ilk hükümdar oldu.

Irak'ın Tikrit kentinde dünyaya gelen Selahaddin Eyyubi, genç yaşlardan itibaren Haçlılara karşı yürütülen seferlerde görev aldı.

Nureddin Mahmud Zengi'nin hizmetinde yükselen Eyyubi, Mısır seferlerinde gösterdiği başarılarla askeri ve idari alanda öne çıktı; Fatımi yönetimine son vererek Mısır'da hakimiyet kurdu.

Yemen ve Hicaz'ı da yönetimine bağlayarak güçlü bir siyasi birlik oluşturan Selahaddin Eyyubi, ardından Diyarbakır, Urfa (Şanlıurfa), Harran, Rakka ve Halep gibi stratejik merkezleri kontrol altına alarak Kudüs'e uzanan yolu açtı.

Selahaddin Eyyubi'nin en önemli askeri başarısı ise Haçlı ordularına karşı kazandığı Hıttin Zaferi oldu. Bu zaferin ardından 2 Ekim 1187'de Kudüs'ü fetheden Selahaddin Eyyubi, yaklaşık 88 yıl süren Haçlı hakimiyetine son verdi.

Kudüs'ün fethi, İslam dünyasında büyük yankı uyandırırken Selahaddin'i dönemin en önemli komutanlarından biri haline getirdi.

Şam Üniversitesi İslam Tarihi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ammar Muhammed en-Nehhar AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubi'nin tarihi şekillendiren vizyonunun arkasında güçlü bir eğitim, aile mirası ve devlet tecrübesi bulunduğunu belirtti.

Selahaddin Eyyubi'nin başarısını tek bir şahsiyetin ötesinde köklü bir "proje" olarak değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Nehhar, bu sürecin temel mimarlarının ise Nureddin Mahmud Zengi, Esedüddin Şirkuh ve dönemin danışman kadrosu olduğuna dikkati çekti.

Liderlik karakteri sosyal ve coğrafi çevreyle şekillendi

Tarihin büyük şahsiyetler tarafından yönlendirildiğini savunan yaklaşımın en somut örneklerinden birinin Selahaddin Eyyubi olduğunu ifade eden Nehhar, şöyle devam etti:

"Selahaddin'in yetiştiği aile ortamı, sosyal ve coğrafi çevresi, bir yerden başka bir yere taşınması ve yaşadığı dönemin yoğun olayları onun karakterinin oluşumunda önemli rol oynadı. Ailesinin bu olaylardaki etkisi de Selahaddin'in kişiliğini, vizyonunu ve geleceğe bakışını şekillendirdi."

Selahaddin'in yetişmesinde babasından sonra en büyük payın Nureddin Mahmud Zengi'ye ait olduğunu savunan Nehhar, Zengi'nin yalnızca bir hükümdar değil toplumsal reform projesinin lideri olduğunu dile getirdi.

Savaşsız "devir teslim ve yönetim" tecrübesi

Selahaddin Eyyubi'nin Şam'da başlayan ve Mısır'a uzanan süreçte büyük bir yönetim tecrübesi kazandığına işaret eden Nehhar, amcası Esedüddin Şirkuh'un rehberliğinde Mısır'a geçişi ve ardından üstlendiği vezirlik görevinin ona olaylara daha geniş bir perspektiften bakma yetisi kazandırdığını belirtti.

Nehhar, Selahaddin'in iktidarı devralırken Fatımilerden Eyyubilere geçişi savaş ya da darbe yaşanmadan sağladığını belirterek, bunun tarihte eşine az rastlanır bir siyasi başarı olduğunu ifade etti.

Selahaddin'in etrafında vizyoner bir danışman kadrosu bulundurduğuna da dikkati çeken Nehhar, özellikle İbn Şeddad gibi yakın çevresinin Eyyubi'nin kararlarında kritik rol oynadığını söyledi.

Nehhar, "İbn Şeddad, Selahaddin'in kendisini övenlerden çok, kendisine sorumluluklarını ve cihadı hatırlatan kişileri yakınında tuttuğunu aktarır." ifadelerini kullandı.

Diplomasi ve askeri tecrübe bir arada kullanıldı

Nehhar, Zengi ve Eyyubi dönemlerinde İslam dünyasının sürekli Haçlı tehdidi altında bulunduğunu hatırlatarak bu durumun Şam ve Kahire arasında güçlü bir siyasi uyum ve stratejik işbirliği doğurduğunu söyledi.

Şam ile Kahire arasındaki uyumun Eyyubilerden Memlüklere geçiş sürecine kadar sürdüğünü söyleyen Nehhar, Selahaddin Eyyubi'nin Haçlılarla mücadelesinde Mısır'dayken Şam'a dayandığını, finansman desteğinin yanı sıra mancınık ve savaş makinelerinin üretiminde de Şam'ın kritik bir merkez rolü üstlendiğini kaydetti.

Eyyubi ve Memlüklerin askeri gücün yanı sıra diplomasiyi de son derece etkin kullandıklarını aktaran Nehhar, dönemin şartlarına göre ne zaman ateşkes yapılması veya ne zaman savaşılması gerektiğini doğru okuyarak diplomatik anlaşmalar sayesinde önemli başarılar kazandıklarını ifade etti.

Haçlıların demografik değişim politikası tersine çevrildi

Nehhar, Kudüs'ün fethinde Selahaddin Eyyubi'nin asıl askeri ve siyasi dehasının zaferin kendisinden ziyade fetih sonrasında alınan stratejik kararlarda ortaya çıktığını söyledi.

Tarihsel anlatılarda çoğunlukla Hıttin Zaferi ve fethe odaklanıldığını hatırlatan Nehhar, asıl kritik dönemin fetih sonrasında izlenen politikalar olduğunu vurguladı.

Haçlıların Kudüs'teki yaklaşık bir asırlık hakimiyetleri boyunca kapsamlı bir yerleşim ve iskan politikası yürüttüklerine dikkati çeken Nehhar, Müslüman ve yerel Hristiyan nüfusun sürgün edilerek yerlerine Avrupa'dan getirilen Frankların yerleştirildiğini aktardı.

Selahaddin Eyyubi'nin şehri devralmasıyla birlikte adeta "ölü bir şehri yeniden hayata döndürdüğünü" ifade eden Nehhar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Selahaddin, bölgeye çok sayıda Arap kabilesini ve Kuzey Afrikalı Mağriblileri getirerek yerleştirdi. Günümüzde varlığını sürdüren Mağribliler Mahallesi ve bazı kabile isimlerini taşıyan semtler bu politikanın bir sonucudur.

Müslümanların ve gayrimüslimlerin ellerinden alınan toprakları sahiplerine iade etti, sürgün edilenleri geri döndürerek Haçlıların kurduğu demografik düzeni kökten değiştirdi."

Selahaddin'in büyük altyapı hamleleri başlattığını da kaydeden Nehhar, medreseler, vakıf düzenlemeleri ve bimaristanlar (hastaneler) inşa ettirildiğini belirtti.

Nehhar, özellikle "Selahaddin Bimaristanı" gibi kurumların, Eyyubi'nin Kudüs'ü sosyal ve kurumsal anlamda yeniden ayağa kaldırma vizyonunu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Batılı ailelerde "Saladin" ismi yaşatılıyor

Nehhar, Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubi'nin şehri fethettikten sonra sergilediği merhamet, adalet ve yüksek ahlakın Batı dünyasında derin izler bıraktığını ve onu Doğu'da olduğu kadar Batı'da da asalet ile şövalyeliğin sembolü haline getirdiğini belirtti.

Selahaddin'in ise zaferin ardından intikam yolunu seçmediğini vurgulayan Nehhar, şunları kaydetti:

"Selahaddin intikam almadı. Kudüs'e girdikten sonra Haçlılarla anlaşarak onların şehirden güvenle ayrılmasını sağladı. Şehri terk etmeleri şartıyla onlara tam bir güvence verdi ve insani bir tahliye süreci yürüttü."

Nehhar, İngiltere başta olmak üzere bazı Batılı ailelerde günümüzde dahi geleneksel olarak "Saladin" adını taşıyan fertlerin bulunduğunu belirttti.

Şam Kalesi'nde emziren anneler için tatlandırılan su ve süt oluklarından oluşan özel vakıflar kurulduğunu belirten Nehhar, Eyyubi'nin yetenekli öğrencilere araziler vakfederek eğitimi desteklediğini ve insan odaklı sosyal yardımlaşma anlayışını kurumsallaştırdığını ifade etti.

Mısır halkının davetine rağmen Şam'da kalmayı seçen ve vefatının ardından buraya defnedilen Selahaddin Eyyubi'nin mirası, kentin mimari ve sosyal dokusunda yaşamaya devam ediyor.

Nehhar, Emevi Camii minarelerindeki Eyyubi dokunuşları, Şam Kalesi onarımları, Aziziye ve Adiliyye medreseleri ile Salihiye semtindeki Eyyubi yapılarının, dönemin ilmi ve mimari kalkınmasını gösteren canlı belgeler olduğunu kaydetti.

"Selahaddin Eyyubi bizim için bir umut ve geri dönüş sembolüdür"

Filistin'in Safed kentinden Muid Matuk, Eyyubi'nin türbesini ziyaretinde hissettiği gurur ve heyecanı anlatarak Selahaddin Eyyubi'nin Filistin halkı için taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade etti:

"Selahaddin Eyyubi bizim için sadece tarihi bir figür veya tarih kitaplarında yer alan bir isim değildir. Selahaddin Eyyubi bizim için bir umut ve geri dönüş sembolüdür.

Kudüs'ü ve Mescid-i Aksa'yı özgürleştiren bir ikon olan Selahaddin'in kabri başında bulunmak büyük bir heybet ve gurur hissettiriyor. O, İslam'a ve Müslümanlara izzetini yeniden kazandıran büyük bir liderdir."

Matuk, gelecek nesillerden yeni bir Selahaddin çıkmasını, Mescid-i Aksa'yı yeniden özgürlüğüne kavuşturmasını, Müslümanları birleştirmesini ve hak ile hakikatin sesini yükseltmesini temenni etti.

"Türk Bayrağını ve TİKA'nın izlerini görmek bizi derinden etkiledi"

Ankara'dan Şam'a gelerek Selahaddin Eyyubi'nin türbesini ziyaret etmek istediğini belirten 29 yaşındaki Salih Burak Bilek ise tarihi dokudan ve ortamdan çok etkilendiğini söyledi.

Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü yeniden İslam diyarına katan çok önemli bir komutan olduğunu vurgulayan Bilek, şöyle konuştu:

"Burada çok güzel bir atmosfer var ve mekan mükemmel bir şekilde korunmuş. Buraya geldiğinizde bu tarihi dokudan derinden etkileniyorsunuz. Suriye'nin pek çok yerinde olduğu gibi burada TİKA logosunu gördük.

TİKA buranın restorasyonunu üstlenmiş. Devletimizin varlığını, şanlı Türk bayrağımızı ve TİKA'nın buradaki çalışmalarını görmek bize büyük bir mutluluk verdi ve bizi derinden duygulandırdı."