Vücudumuzun enfeksiyona karşı verdiği yanıtın kontrolden çıkmasıyla başlayan sepsis, organlarımızda hasara, hatta ölüme yol açabiliyor. Üstelik zatürreden idrar yolu enfeksiyonuna kadar sık karşılaştığımız pek çok enfeksiyon sepsise ilerleyebiliyor. 13 Eylül Dünya Sepsis Günü vesilesiyle uzmanlara danıştık. Acıbadem Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İftihar Köksal, “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 50 milyon insanı etkileyen ve 11 milyona yakın can kaybına yol açan bu sendrom, her 3 saniyede bir kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor. Dünya genelindeki ölümlerin yüzde 20’si sepsisle ilişkilidir” diyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel de sepsiste en büyük düşmanın zaman olduğuna dikkat çekiyor.
◊Sepsis, vücudun bir enfeksiyona karşı verdiği kontrolsüz savunma tepkisi sonucunda kendi doku ve organlarına hasar vermesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Sepsis yalnızca enfeksiyonun ağırlaşması değildir; enfeksiyona karşı oluşan bağışıklık yanıtının da kontrolden çıkmasıdır.
(Prof. Dr. İftihar Köksal)
HANGİ ENFEKSİYON SONRASI DAHA SIK GÖRÜLÜR?
◊En sık kaynaklar solunum yolu enfeksiyonları, özellikle zatürre; idrar yolu enfeksiyonları; karın içi enfeksiyonlar ve cilt-yumuşak doku enfeksiyonlarıdır. Virüsler, mantarlar ve daha nadiren parazitler de sepsise yol açabilir.
(Prof. Dr. İftihar Köksal)
◊Sepsisin ilk belirtileri arasında aşırı titreme, kas ağrısıyla birlikte olan vücut ısısı artışı veya hipotermi, benekli veya soluk cilt, şiddetli nefes darlığı, nabız sayısında artışa eşlik eden tansiyon düşüklüğü, konuşma bozukluğu veya kafa karışıklığı, bilinç bulanıklığı, bütün gün idrar yapamama sayılabilir. (Prof. Dr. İsmail Cinel)
◊Yaşlılıkta bağışıklık sisteminin zayıflaması süreci hızlandırır. Kronik akciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği veya kalp yetmezliği olanlar risk altındadır. Kanser tedavisi görenlerde, organ nakli olmuş hastalarda enfeksiyonların sepsise dönüşme hızı çok daha yüksektir. Hamileler de riskli gruplar arasındadır. (Prof. Dr. İsmail Cinel)
◊Sepsis zamana karşı yarışılan bir hastalıktır. Çünkü süreç ilerledikçe dolaşım bozukluğu ve organ hasarı artabilir ve hasta septik şoka girebilir. (Prof. Dr. İftihar Köksal)
◊Sepsis tıpkı kalp krizi veya inme gibi saniyelerin bile hesaba katıldığı acil bir durumdur. Bilimsel veriler, septik şok tablosunda uygun antibiyotik tedavisine başlanmasında gecikilen her bir saatin ölüm riskini yaklaşık yüzde 7 oranında artırdığını göstermiştir.” (Prof. Dr. İsmail Cinel)
◊Hastanın ateşi, solunum sayısı, tansiyonu ve bilinç durumu bizim için ilk işaretlerdir. Şüphe duyduğumuz an hiç vakit kaybetmeden kan, idrar veya balgam kültürleri alırız ki hangi mikropla savaştığımızı görelim. Ayrıca kanda enfeksiyon belirteçlerine (en bilinenleri C-reaktif protein CRP ve prokalsitonin) bakarız ki bunların yükselmeleri söz konusudur. Sepsis tanısı alan hastalar genellikle yoğun bakım ünitelerinde takip edilir. (Prof. Dr. İsmail Cinel)
◊Sepsis tamamen iyileşebilir ve birçok hasta normal yaşamına döner. Ancak özellikle ağır sepsis veya yoğun bakım tedavisi sonrasında iyileşme her zaman hastaneden taburcu olmakla yeterli olmaz. Zamana ve ek desteklere ihtiyaç olabilir. Bazı hastalarda haftalar veya aylar boyunca aşırı yorgunluk, kas güçsüzlüğü, uyku bozukluğu, iştahsızlık, konsantrasyon ve hafıza sorunları, anksiyete veya depresif belirtiler görülebilir. (Prof. Dr. İftihar Köksal)
◊Sepsisten korunmanın en kesin yolu onu başlatan enfeksiyonlardan korunmaktır. Aşılanma, özellikle risk grubundaki kişilerin zatürre (pnömokok), grip ve COVID-19 gibi aşısı olan hastalıklara karşı korunması sepsis vakalarını büyük oranda azaltır.
◊Akılcı antibiyotik kullanımı önemlidir. Gereksiz antibiyotik kullanımı, bakterilerin direnç kazanmasına yol açar. Dirençli bir bakteriyle enfekte olduğumuzda elimizdeki antibiyotikler yani silahlar işe yaramaz ve sepsis gelişme riski katlanarak artar.
◊Erken fark etmek önemli… Sıradan bir enfeksiyon (örneğin idrar yolu enfeksiyonu) geçirirken; bilinç bulanıklığı, aşırı titreme, nefes darlığı veya idrar çıkışında azalma gibi belirtiler ekleniyorsa, ‘Evde dinlenerek geçer’ demeden derhal bir acil servise başvurulmalıdır. (Prof. Dr. İsmail Cinel)






