Dengesiz bir uykunun sabahında yağmur sesiyle uyandım. Camı açtım, sesin şiddetine göre afet derecesinde bir yağmur olduğunu düşündüm. Biraz dinledim, sonra telefonu elime alıp haber var mı diye baktım. Birkaç arkadaşım evden çıkamadığını ve işe geç kalacağını bildirmiş. Sabah klasiği olan kahve imalatına başladım. Telefonu karıştırmaya devam ettim.

Ben 11 yaşımdayken ilk kez bir göz doktoruna gittim. Bana gözlük verdiler. Konunun buraya kadar geleceğini hiç tahmin etmemiştim. Ardından yüzlerce göz doktoruna, onlarca hastaneye daha gittim. Bir sürü test yapıldı. Haberler hep olumsuz oldu, yani görmem azaldı ve en sonunda da bitti. Körlüğümün ilk gününün belli bir tarihi yok. Görmem yavaş yavaş zayıfladı. Bu süreçte defalarca hayal kırıklığı yaşadım. Yakınlarım da hiç ses etmeden hayal kırıklığı yaşadılar. Herkes kendi tarafında, kendince çok üzüldü.

Son 20 yıldır her 3-4 ayda bir yeni haber çıkıyor. ‘Bazı görme hastalıklarına çare bulundu’ deniyor. Ama benim çevremdeki körlük hiç azalmıyor. Birileri sürekli umut pompalıyor. Belki bana rast gelmedi, belki birileri gerçekten görmeye başladı... Ama 7 yıldır buradayım, 15 yıldır körler camiasının içindeyim. “Falanca kişi şöyle bir tedavi almış, artık görüyor” diyeni hiç duymadım.

Bu araştırmalar çok uzun bir süreç gerektiriyor, kabul ediyorum ama bir tedavi daha rutine geçmeden haber olunca görmeyenler birden umuda kapılıyor. Birkaç gün sonra bunun devamı olmayınca da hayal kırıklığı yaşanıyor. Sanki bize hep yalan söylüyorlarmış gibi geliyor. Böyle hemen bir sosyal medya kanalında ‘Tedaviyi bulduk’ denince özellikle sonradan kör olanlar ertesi günü bu tedaviyi sizden beklemeye başlıyor. Günler geçiyor ve hâlâ göremiyorlar. Daha kızgın bir ruh haliyle tekrar durumlarına alışmaya çalışıyorlar. Ta ki benim seviyeme gelene kadar... Çünkü ben artık haberlere değil, somut tedavilere bakıyorum.

Bunları düşünürken telefonumdaki habere dönüyorum: Biliminsanları beyin hücrelerini ışıkla kontrol etmeyi sağlayan çalışmalarıyla Nobel ödülü aldılar. Benimkinin de içinde olduğu görme kaybının tedavisinde bu yöntemi kullanacaklarını açıkladılar. Gerçekten takdir ediyorum ama önce tedavi aşamasına gelsek de sonra bu yayını yapsak! Genç yaşta kaç arkadaşım aradı “Abi duydun mu” diye. “Yapmayın çocuklar, durun. Bu tam tedavi değil” desem bile heyecanı düşüremedim. Kapıldılar şimdi bir umuda. İnşallah ben haksız çıkarım ve onlar en kısa zamanda görebilirler. Yoksa kocaman bir boşluğa düşecekler.

Diyelim ki ben de yarın görmeye başladım, ne olur? Körlüğü kendim yaşadım, bütün acıları çektim. Görünce bu sevinci yine tek başıma yaşarım herhalde. Tabii sevinecek miyim, o da ayrı konu. Belki göreceklerimden hiç mutlu olmayacağım. Çünkü sokaktaki tehlikeler, zorluklar hâlâ orada. Başkasının rahatına birazcık önem versek, sosyal hayatta biraz daha saygılı davranabilsek güzel şeyler görebilirim belki.

Yani ben görsem, hayat güzelleşecek mi? Biliminsanları bazı şeyleri kolaylaştırıyor ama biraz da iş bize düşüyor. Haftaya devamını konuşuruz. Her sese iyi pazarlar...