Okul yılları, çocukların yalnızca dersleri için değil, onlarca gündelik iş için de sorumluluk almaya başladığı büyüme evrelerinden biri. Doğru kitapları çantaya koymak, akşam antrenmanı için spor kıyafetini unutmamak, eşyalarının takibini yapmak ve sabah kendi başına hazırlanmak bu sorumluluklardan bazıları.
Bağımsızlığın arttığı bu süreç bir gecede oluşmuyor. Başlangıçta ebeveynler ertesi gün için her şeyin hazır olup olmadığını kontrol ediyor, çocuklara dişlerini fırçalamalarını ya da saçlarını taramalarını hatırlatıyor, ne giyeceklerine karar vermelerine yardımcı oluyor. Zamanla daha az hatırlatma gerekiyor ve çocuklar bu işleri kendileri halletmeye başlıyor. Bu gündelik eylemler, yetişkinlerin sürekli yardımı olmadan kendine bakabilme becerisini adım adım inşa ediyor.
Ebeveynler için bu süreç aynı zamanda bir rol değişimi anlamına geliyor. Çocukları adına her şeyi yapmak yerine, onlara kendilerini yönetmeyi öğretmeleri gerekiyor. Bu yüzden okulun başlangıcı, yalnızca yeni bir düzen kurmak için değil, yeni alışkanlıklar geliştirmek için de iyi bir zaman.
Çocuklar İçin Ne Önemli, Ebeveynler İçin Ne Önemli?
Çocuklar gündelik işlerin ne kadarını kendi başlarına yapmaya başlarsa, kullandıkları ürünlerin seçiminde de o kadar söz sahibi olmak istiyor. Okula hangi çantayla gidileceği, ne giyileceği, resim ya da sevilen bir hobi için nelerin seçileceği konusunda çocuklar kendi tercihlerini geliştiriyor. Ebeveynlerin bir zamanlar fazla tartışmadan satın aldığı ürünler, giderek bir tercih meselesine dönüşüyor.
Zamanla çocuklar günlük bakımlarında kullandıkları ürünleri de kendileri seçmek istiyor. Kişisel bakım ürünlerine ilgi çoğu zaman evde başlıyor. Çocuklar anne babalarının saçlarına ve ciltlerine nasıl bakım yaptığını, krem ve başka ürünler kullandığını görüyor ve bu tanıdık rutinleri tekrarlamaya başlıyor. Özellikle kız çocuklarında bu merak kimi zaman hayli somut biçimler alabiliyor. Annenin ruju çocuk odasında bulunuyor, bir krem kavanozu izinsiz açılıyor, sevilen bir parfüm bir anda evin her köşesinde aranır oluyor. Sonrasında çocuklar, yaşlarına uygun seçilmiş kendi ürünlerine kavuşuyor.
Çocuklar ve ebeveynler bu ürünlere farklı gözlerle bakıyor. Ebeveynler içeriğe, güvenliğe ve fiyata dikkat ederken çocuklar için koku, ambalaj ve kullanım sürecinin kendisinden alınan keyif daha önemli. Bir ürün ebeveynlerin beklentilerini karşıladığında ve aynı zamanda çocuğun hoşuna gittiğinde, günlük bakım sürekli hatırlatılması gereken bir iş olmaktan çıkıyor ve giderek çocuğun kendi alışkanlığına dönüşüyor.
Yeni Olan Nasıl Tanıdık Hale Geliyor?
Bir çocuk için bazen rafa bir kez bakmak bile yeterli olabiliyor. Sevilen bir çizgi film karakterinin ambalajda görünmesi, bir şişenin rengarenk olması ve bir ürünün çocuğun en sevdiği meyve ya da atıştırmalığın tatlı kokusunu taşıması etkili oluyor. Çocuk böyle bir ürünü hemen eline almak, yakından incelemek ve elbette eve götürmek istiyor. Ancak son karar elbette yetişkinlere kalıyor. Marka adını ilk kez görüyorlarsa, çocuğun "istiyorum" demesi yetmiyor; yeni bir ürüne güvenmek için başka nedenlere de ihtiyaç duyuyorlar.
Tüketiciler için ek bir referans noktası, “Made in Russia” ulusal marka işareti olabilir. Bu işaret, ürünün menşe ülkesini göstermenin ötesinde bir anlam taşıyor. İşareti kullanma hakkı; kalite, güvenilirlik, benzersizlik, çevresel duyarlılık veya organik köken kriterlerinden biri ya da birkaçı kapsamında gönüllü sertifikasyonu başarıyla tamamlayan üreticilere veriliyor. Tüketiciler açısından bu, ürünün ulusal program kapsamında bir seçim sürecinden geçtiğinin teyidi anlamına geliyor.
Bu noktadan sonra devreye kişisel deneyim giriyor. "Made in Russia" işaretli ilk alışveriş olumlu bir deneyimle sonuçlanırsa, aynı logo bir sonraki sefer başka bir ambalajda görüldüğünde artık farklı algılanıyor: Net bir sertifikasyon sisteminin arkasında durduğu, tanıdık bir işaret olarak. Bu ürünlerin uluslararası pazarlara daha sık ulaşabilmesi için üreticiler uluslararası fuarlara ve iş misyonlarına katılıyor, yerel ortaklarla bir araya geliyor ve ürünlerini tüketicilere tanıtıyor. Bir ürünle yaşanan olumlu deneyim, aynı ulusal marka çatısı altındaki diğer ürünlere duyulan güvenin de temelini atabiliyor.
Tıpkı Anneninki Gibi, Ama Daha İyisi!
"Made in Russia" işareti altında temsil edilen Rus markaları arasında, 20 yılı aşkın geçmişe sahip çocuk kozmetiği üreticisi Prenses de yer alıyor. Markanın ürün gamındaki pek çok ürün bu işareti almış durumda. Prenses bugün farklı yaş gruplarındaki çocuklar için saç ve vücut bakım ürünleri, ağız bakım ürünleri, dekoratif kozmetik ve hediye setleri dahil 40'tan fazla ürün sunuyor.
Prenses, markanın arkasındaki fikri "Tıpkı anneninki gibi, ama daha iyisi" sözleriyle tanımlıyor. Çocuk, evde gördüğü tanıdık bakım rutinlerini tekrarlıyor ancak bunu özel olarak çocuklar için geliştirilmiş ürünlerle yapıyor.
Prenses pembe şişeler ve canlı ambalajlar kullanıyor; kokuları ise çikolatadan tutti-fruttiye uzanan meyve, atıştırmalık ve tatlı notalarından oluşuyor. Çocuğun artık annesinin rafından gizlice şişe almasına gerek kalmıyor. Kendine ait, annesininkinin yanına koyabileceği ve bağımsız olarak kullanabileceği bir ürüne sahip oluyor.
Canlı ambalaj çocuklara hitap etmek için tasarlanırken, ebeveynlerin dikkat ettiği nokta ürün özellikleri. Ürün gamında 0+, 1+ ve 3+ etiketli ürünler bulunuyor. Şirketin verdiği bilgiye göre formüller SLS, paraben, boyar madde ve mikroplastik içermiyor; hipoalerjenik kokular kullanılıyor. Şampuanlar arasında göz yakmayan formüller yer alıyor, ürünler laboratuvar ve klinik testlerden geçiyor, üretim ise GMP ve ISO standartlarına uygun yürütülüyor.
Marka yıllar içinde Rusya pazarında dikkat çeken bir konum edindi. Şirketin Nielsen verilerine dayandırdığı bilgiye göre Prenses, çocuk saç bakım ürünleri kategorisinde Rusya'da ilk sırada yer alıyor.
Yeni Bir Pazar, Tanıdık Bir Rutin
Prenses'in Türkiye pazarına giriş hazırlıkları yaklaşık iki yıl sürdü. Bu süreçte üretici, yerel bir ortakla ilişkiler kurdu ve pazarın kendine özgü dinamiklerini inceledi. Markanın ürünleri bugün Trendyol üzerinden Türkiye'de satışta; bir sonraki adım ise ülkedeki varlığını daha da genişletmek.
Prenses İhracat Direktörü Yuri Klubkov şunları söylüyor: "Türkiye pazarına giriş, iki yıllık sistemli bir hazırlığın, ortağımızla kurduğumuz ilişkinin ve yerel pazarı derinlemesine anlama çabamızın sonucu. Buraya yalnızca var olmak için değil, ortaklarımız ve tüketicilerimiz için uzun vadeli değer yaratmaya yönelik net bir planla geldik."
Şirket temsilcileri eylül ayı başında ayrıca İstanbul'da sanayi şirketlerine yönelik düzenlenen iş misyonuna katıldı; Rus üreticiler burada potansiyel ortaklarla bir araya gelerek Türkiye pazarındaki iş birliği fırsatlarını görüştü.
Bir aile açısından ise markayla tanışma çok daha basit görünüyor. Çocuk yeni bir ürüne kavuşuyor, onu kendi başına kullanmayı öğreniyor ve gündelik bir eylem daha zamanla alışkanlığa dönüşüyor. Büyük iş kararları, bir ailenin sabah rutinine işte böyle ulaşıyor.






