Bakan Tekin'in açıklamalarından satır başları şöyle;
2026-2027 eğitim öğretim yılı bu hafta başı itibarıyla başladı. Ben bütün öğretmen arkadaşlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum. Gerçekten çok fedakarca çalışıyorlar ve çok yoğun bir mesai, emek ayırıyorlar. Biz de kendilerine bu süreçte yol arkadaşlığı yapmaya, ağabeylik, kardeşlik yapmaya çaba sarf ediyoruz. Bir aile ortamında birlikte Türkiye'nin eğitim yükünü kaldırabilecek işleri yapmaya çalışıyoruz.
Öğretmenlerimize, öğrencilerimize, velilerimize, ülkemize, milletimize hayırlı olsun inşallah.
Toplumun kalkınması için, ülkenin kalkınması için, ekonomik refah düzeyinin yükselmesi açısından, toplumsal barış açısından gerçekten çok, tüm Türkiye'yi etkileyen bir sektörün içerisindeyiz. Biz de bunun sorumluluğunda, bunun bilincinde hareket etmeye çaba sarf ediyoruz.
EN BÜYÜK KAYNAKLAR EĞİTİME AYRILDI
Derslik başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla 2002-2003 eğitim öğretim yılı için söyleyeyim, OECD ortalamalarının çok çok gerisindeydik. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla, bu rakamları çok değişik ortamlarda da verdiğim için rakama boğmak istemiyorum şimdi ancak öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla çok gerilerdeydik. Eğitimde teknolojinin kullanımı açısından öyle. PISA 2003 döngüsünde de biz 38 OECD üyesi ülke arasında ilk 30'un içerisinde yoktuk.
Sayın Cumhurbaşkanımız 2001 yılında bu siyaset yolculuğuna çıkarken 'Bu ülkenin çocukları bu koşullarda eğitim almayı hak etmiyorlar. Çok daha nitelikli, dünya standartlarında bir pozisyonda eğitim almalıdır.' parametresinden hareketle 2002'den sonraki, yani 2003'le başlayan süreçte bütün bütçelerde en büyük kaynağı eğitime ayırdı. Bakın, 2002 bütçesinde eğitime ayrılan kaynak %7, yıllar içerisindeki rakamları söylemeyeyim, her bütçede biz birinci sıradaydık.
Yine birinci sıradayız. 2027'nin hazırlıklarını yapıyoruz şimdi. Büyük ihtimalle yine 2027 bütçesinde de birinci sırada olacağız. Şimdi bakın, sadece bu yılın bütçesi ki yıllar içerisinde daha fazla kaynak aktarıldığı yıllar da oldu, sadece bu yılki bütçeden aldığı pay 2002'nin 2 katı.
Şimdi bu rakamlar çok önemli rakamlar. Bunlar sayesinde OECD'nin biraz önce saydığım başlıklarında, yani derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı açısından biz OECD ortalamalarının üzerine çıktık. Yani bu açıdan iyileştirdik.
OECD üyesi ülkeler arasında ilk 15'in içerisindeyiz. Fakat bizim için önemli olan şey, yıllar içerisindeki grafiğimizin hep yukarıya doğru çıkması. Bizim şu anda gündeme taşıdığımız veya 8 Eylül'de Bratislava'daki toplantıda bize övgü dolu sözlerin söylenmesinin sebebi, OECD'nin, yani PISA'nın test ettiği üç alan olan okuma-yazma becerileri, matematik becerileri ve fen becerileri, bu üç alanda sınavı yapıyor diyelim tabiri caizse, bu üç alanda da ortalamasını artıran tek OECD ülkesi Türkiye. Bu çok önemli bir gösterge.
BU BAŞARIYI ELEŞTİREN MUHALEFETİN DİLİNDEN RAHATSIZIM
Bu başarıyı eleştirmek isteyen muhalefetin şu dilinden de çok rahatsızım. Deniyor ki: 'Evet Türkiye yükseldi ama OECD üyesi ülkeler pandemi sebebiyle bir öğrenme kaybı yaşadılar, dolayısıyla Türkiye'nin yükselişi ondan kaynaklanıyor.' Şimdi ben şu soruyu soracağım.Şimdi deniyor ki OECD ülkeleri pandemi nedeniyle bir öğrenme kaybı yaşadı. Peki ben şu soruyu soracağım o zaman size: Pandemi sadece OECD ülkelerinde mi vardı? Türkiye'de pandemi yok muydu? Bu bir. İki, OECD ülkeleri Türkiye'nin son 5 yılda yaşadığı felaketlerden hangilerini yaşadılar? Bakın komşularımız hepsi savaş halinde. Rusya-Ukrayna savaşı, İran'da savaş, Suriye'de iç savaş, Irak'ta yaşananlar... Şimdi bunlar hepsi bizi etkiliyor. 1 milyona yakın Suriyeli öğrenciyi biz eğitim sistemimize aldık. Hangi OECD ülkesinde bu kadar öğrenci eğitim sistemine girdi? Hangi OECD ülkesinin etrafında bu kadar yoğun bir savaş ortamı var? Bakın bu savaş ortamı ekonominizi etkiliyor, eğitim sisteminizi etkiliyor, gündelik hayatınızı etkiliyor, her şeyi etkiliyor.
8 Eylül'deki toplantıda ülkelerin PISA'daki başarısını artırmak için bazı tavsiyeler oldu. Ebeveynlerin eğitim sürecine katılması önemli. Bu yıl ailelerin katılımını artırmak için etkinlik yapacağız dedik. Bazı çalışmalarımız oldu. Sonra her yıl tekrarladık. Bu yıl çocuğu okula ilk defa başlayan velilere uyum haftasında 9 saatlik ebeveyn eğitimini zorunlu kıldık. PISA bunu 8 Eylül'de söyledi biz bunu 3 yıldır yapıyoruz.
İkinci söylenen şey ise cep telefonu kullanımının yasaklanması. Bunun PISA başarısını pozitif etkileyeceğini söylediler. Bizim ilk yaptığımız şey çocukların telefonlarını dersliklere sokmasını engelleyecek tedbirler almak. Dünyada ilk yapan ülkelerden biriyiz.
750 bin üzerinde dersliğimiz var. Risk olan okullarımız deprem önlemi için yeniden yapıldı.
2002'den itibaren yapılan derslik sayısı 750 bine çıktığına göre 500 bin yeni derslik katmış durumdayız. Kaynak ayırıp sorunu birinci öncelik yaptık. Riskli okullar ya yıkılıp yeniden yapıldı ya da okul kapatıldı.
Türkiye'deki resmi okullarımızdaki öğretmen arkadaşlarımızın hukuki statüsü devlet memurudur. Kanunun uygulanması için kamu personeli için hazırlanmış kılık kıyafet yönetmeliği var. O yüzden bu yönetmeliğe uymak zorundadırlar. Veli okula geliyor kıyafetinden anlayamıyoruz. Kıyafetlerine bakıyoruz öğretmen mi öğrenci mi anlayamıyoruz. Okullarda öğretmen arkadaşlarımızın marka tercihlerinden tişörtler üzerinden verilen mesajlara kadar çok tartışmalı şeylerle karşılaştım. Velilerden CİMER üzerinden ulaşan çok şikayet var. Rahat olabilmeleri için önlüğü tercih ettik. Daha öncede buna benzer uyarılar da bulunduk. Öğretmen arkadaşlarımıza geçmiş yıllarda birere önlük hediye ettik. Okullarda şu an giyilmeye başlandı. 5-6 okulda öğretmen arkadaşlarımızla bir araya geldik. Önlüğün gerekçesini izah ettik.
Veliler öğretmen seçme durumu ile karşı karşıya kaldılar. Yeni uygulama hayata geçti. Öğrencileri dağıtıyoruz. Otomatik olarak adrese dayalı kayıt sistemi oluştu. Bu yıl kayıt ücretleri şikayeti kalmadı. Okullarda artık bu tartışmalar çok azaldı.
550 bin civarında Suriyeli öğrencimiz var. 260 bin civarında Suriyeli misafirlerimiz de okullardan ayrıldı.





