Şöyle bir sahne hayal edin: Almanya'da seyahattesiniz ve yeni tanıştığınız bir grup Alman arkadaşınızla akşam yemeğine çıkmışsınız. Herkes yemeğini yemiş, bir iki kadeh içmiş, sohbet boyunca bol bol gülmüşsünüz.Sonra hesap geliyor. Kimse "Hesabı eşit bölelim" demiyor. Bunun yerine masadaki ilk kişi garsona ne sipariş ettiğini tek tek söylüyor: Bir spagetti ve iki bira. Ardından tam olarak bunların ücretini ödüyor. Sıradaki kişi pizzasının ve bir kadeh şarabının parasını veriyor. Masadaki herkes sırayla aynı şeyi yapıyor.Arkadaşlarla geçirilen keyifli bir akşamda bile hesabın şaşmamasına önem verilen Almanya'ya hoş geldiniz. Burada hesabı eşit bölüşmek pek yaygın bir alışkanlık değil. Sırayla içki ısmarlamak da başka ülkelerde olduğu gibi bir cömertlik göstergesi sayılmıyor.Herkesin hesaba eşit katkıda bulunmasına ya da barda sırayla birbirine içki ısmarlamasına alışkın turistler için siparişlerin tek tek hesaplanması, şaşırtıcı derecede resmi gelebilir.Üstelik bira kültürüyle bu kadar ünlü bir ülkede bu durum, akla hemen şu soruyu getiriyor: Almanlar neden birbirlerine içki ısmarlamıyor?

Bu yazılı olmayan kural, en rahat ve gündelik ortamlarda bile geçerli. Rahat yaşam tarzıyla bilinen Berlin'de gençler, yaz akşamlarında bar bar dolaşmak yerine sık sık Späti adı verilen, gece geç saatlere kadar açık küçük marketlerin önünde toplanmayı tercih ediyor.Ancak içlerinden biri bir sonraki içkileri almak için markete girdiğinde bile hesabın eşit bölündüğünü düşünmeyin.Berlin'in alternatif kültürüyle tanınan Kreuzberg semtindeki lüks Orania Berlin otelinde barmenlik yapan Julian Berger, "Kimin kaç tane içki aldığının hesabı kesinlikle tutulur" diyor.Bir Alman ile evli olan Avusturyalı araştırmacı Dr. Harald Pitters, bu yaklaşımın temelinde adalet duygusunun ve durumu kontrol altında tutma isteğinin yattığını söylüyor.Pitters, belirsizliğin de sırayla içki ısmarlamayı nasıl huzursuzluk kaynağına dönüştürebildiğine tanık olmuş."En iyi arkadaşlarımdan ikisi Alman. Birlikte dışarı çıktığımızda bu konu aramızda hep anlaşmazlık yaratırdı" diyor."Ne kadar kalacağımız ve kaç içki içeceğimiz belli olmadığında, sırayla içki ısmarlama fikrinden hoşlanmıyorlardı. Herkes kendi içtiğini öderse hayal kırıklığına yer kalmaz."Berger de "Almanların adalet duygusu çok güçlüdür" diye ekliyor."Herkes kendi hesabını ödediğinde kendilerini daha rahat hissederler. Arada bir dengesizlik olmasından hoşlanmazlar."Başka bir deyişle, hesabı net tutmak mutlaka cimrilik olarak görülmüyor.Bu, arkadaşlığı korumanın bir yolu da olabiliyor.Hatta bu anlayışı özetleyen bir Alman deyişi bile var: "Klare Rechnung, gute Freunde." Yani, "Hesaplar açık olursa dostluklar sağlam olur."

Ancak her alışkanlıkta olduğu gibi bunun da istisnaları var.Almanya'nın güneyinde, biranın genellikle bir litrelik kulplu bardaklarda servis edildiği Biergarten adı verilen bira bahçelerinde, sırayla birbirine içki ısmarlamak daha yaygın.Nitekim Bavyera da dahil olmak üzere, ülkenin geleneklerine daha bağlı bölgelerinde arkadaşların birbirlerine içki ısmarladığını görme ihtimaliniz daha yüksek.Bu durum özellikle geleneksel yerel şenliklerde geçerli. Pitters, bu şenliklerin gençler arasında yeniden ilgi görmeye başladığını söylüyor."Biranın başlıca içecek olduğu Erntedankfest gibi hasat şenliklerinde sırayla içki ısmarlamak son derece olağandır. Yalnızca kendinize ve partnerinize içki alırsanız garip karşılanabilirsiniz" diyor."Aynı şey Köln'deki Karneval, yani karnaval ya da Hamburg'daki Hafengeburtstag, yani limanın kuruluş yıl dönümü kutlamaları için de geçerli. Kısacası, insanların bir arada içki içip dans ettiği her türlü etkinlikte durum böyle."Peki Almanya'yı ziyaret edenler ne yapmalı? Berger'e göre, biri açıkça aksini söylemedikçe herkesin kendi hesabını ödeyeceğini varsaymalısınız."Biriyle dışarı çıktığınızda size 'Ich lade dich ein', yani 'Seni ben davet ediyorum' derse, bu hesabı onun ödeyeceği anlamına gelir" diyor.Garsondan hesabı ayırmasını isterken de çekinmenize gerek yok. Zaten çoğu garson kendiliğinden "Getrennt oder zusammen?", yani "Ayrı ayrı mı, birlikte mi?" diye soracaktır.Pek çok Alman için verilecek cevap hala belli: "Getrennt, bitte." Yani, "Ayrı ayrı, lütfen."Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. .