İsrail'in Gazze Şeridi'nde büyük bir felakete yol açan bu saldırıları yapabilmesinin en önemli nedenlerinden biri olarak uluslararası toplumun sessizliği gösterildi.
Saldırılar başladığında destek veren ve sessizliğini koruyan birçok ülke, kendi toplumlarından Gazze'de yaptıklarından dolayı İsrail'e yönelen öfke nedeniyle, bir noktadan sonra Tel Aviv yönetimine karşı tavır sergilemek zorunda kaldı.
Bölgede çok sayıda ülkeyle diplomatik ilişkisi bulunmayan, diğerlerinin de tepki göstererek ilişkileri gözden geçirdiği İsrail'in, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları üçüncü yılını doldurdu.
Tel Aviv'in, özellikle Batı ülkelerinin de tepkileriyle bugün uluslararası arenada yalnızlaşma ve izolasyonla karşı karşıya kaldığı değerlendiriliyor.
İsrail'e Gazze'ye yönelik saldırıları ve buna paralel olarak işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik artan şiddet nedeniyle eleştiriler getiren ve yaptırım uygulayan ülkeler arasında İngiltere, Fransa, Kanada gibi geleneksel Batılı dostlarının olması da dikkati çekiyor.
Yetersiz kalan uluslararası tepki
İsrail, Gazze Şeridi'nde aradan geçen üç yılda saldırılarıyla, 74 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybetmesine, yapıların yüzde 90'ını yıkarak şehirlerin haritadan silinmesine, gıda ve suyu silahlaştırıp büyük bir felaketin yaşanmasına neden oldu.
İsrail'in geleneksel müttefiki ABD, İngiltere, Fransa başta olmak üzere Batılı ülkelerin meydanlarını dolduran toplumlar, devletlerin tavrına mukabil Gazze'de yaşananlardan dolayı Tel Aviv yönetimine tepki gösterdi.
Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023'te, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda dava açtı. Dava sonucu İsrail'e karşı üç ayrı tedbir kararı alındı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yaov Gallant hakkında, Gazze'de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle yakalama kararı çıkardı.
Bu süreçte bazı Batılı ülkelerden İsrail'e karşı bazı kararlar alınsa da, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi ABD, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere, Tel Aviv'in geleneksel dostlarının tepkisizliği veya yetersiz adımları, Gazze'de saldırıların sürmesine ve Batı Şeria'da şiddetin tırmanmasına yol açtı.
Tepki, Filistin Devleti'ni tanıma olarak yükseldi
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına tepki gösteren ilk Batılı ülkelerden biri olan İspanya, 2023 sonunda İsrail'e askeri teçhizat satışını durdurduğunu açıkladı.
Barbados, Jameika, Trinidad ve Tobago, Bahama Adaları, İrlanda, Norveç, İspanya, Slovenya ve Ermenistan 2024'te İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki olarak Filistin Devleti'ni resmi olarak tanıyan ülkeler arasına katıldı.
Aynı yıl İngiltere başta olmak üzere çok sayıda Avrupa ülkesi İsrail'e silah ihracat lisanslarını durdurma kararı aldı.
Ocak 2025'te varılan ateşkesi Mart 2025'te bozarak Gazze'ye yeniden yoğun saldırılara başlayan ve insani yardım girişini tamamen durdurarak felakete yol açan İsrail saldırılarını durdurmaya yetmeyen tepkiler, 2025'in yaz aylarında artmaya başladı.
Kanada, Avustralya, İngiltere, Portekiz, Fransa, Monako, Belçika, Lüksemburg, Malta, Meksika ve Avrupa'nın mikro devletlerinden San Marino, 2025'te Filistin Devleti'ni resmen tanıyan ülkeler arasına girmesiyle Filistin'i tanıyan BM üyesi ülkelerin sayısı 157'ye yükseldi.
Özellikle BMGK daimi üyeleri İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin Eylül 2025'teki BM Genel Kurulu'nda Filistin Devleti'ni tanıma yönündeki adımları, İsrail'i uluslararası sahada iyice yalnızlaştırmaya başladı.
İsrail'in Gazze'deki soykırımına destek vermekle suçlanan Washington yönetiminden ilk kayda değer tepki Mayıs 2024'te İsrail'in Refah işgali sırasında dönemin ABD Başkanı Joe Biden'ın İsrail'e 1 tonluk bomba tedarik etme konusunda uyguladığı kısıtlamayla geldi.
Ocak 2025'te ABD başkanlık koltuğuna oturan Donald Trump, söz konusu kısıtlamayı da kaldırdı.
Batı Şeria'da yükselen şiddete tepki
Ekim 2023 itibariyle Gazze Şeridi'ne başlayan yoğun saldırılara paralel olarak işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistinlilere yönelik şiddetinde de dramatik bir artış gözlendi.
Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu, İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, üç senede Kudüs dahil Batı Şeria'da Filistinlilere, topraklarına ve mülklerine yönelik yaklaşık 63 bin saldırı gerçekleştirdiğini açıkladı.
İngiltere ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 12 Batı ülkesi, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik artan şiddet nedeniyle Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yanı sıra Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e vize yasağı ile mali yaptırım kararı aldı.
Bu ülkeler ayrıca işgal altındaki Batı Şeria'da yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinden gelen ürünlere de yaptırım uygulayacaklarını açıkladı.
Batı ülkelerinin İsrail'in Gazze'ye saldırılarına Filistin Devleti'ni tanıyarak ve işgal altındaki Batı Şeria'da artan şiddete karşı yaptırım kararı alarak geç de olsa gösterdiği tepki, Tel Aviv'i uluslararası alanda tarihinde hiç olmadığı kadar yalnızlaştırdı.
Özellikle İngiltere ile İsrail arasındaki diplomatik kriz, karşılıklı atılan adımlarla yükselirken Netanyahu'nun geçen ay yapılan BM Genel Kurulu marjında ABD dahil hiçbir Batılı ülkenin lideriyle görüşememesi dikkati çekti.
İsrail muhalefetinden, Netanyahu hükümetinin başarısızlığı yorumu
İsrail'de muhalefet, 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde uluslararası alanda yalnızlaşmalarını Netanyahu hükümetinin başarısızlığı olarak yorumladı.
Eski İsrail Savunma Bakanı ve Evimiz İsrail Partisi lideri Avigdor Liberman, ABD kamuoyunda İsrail'e karşı tepkinin yükselmesine işaret ederken toplumsal tepkinin ABD Başkanı Donald Trump sonrasında siyasi tepkiye dönüşmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Liberman, Trump'tan sonra gelecek ABD Başkanı'nın Filistin Devleti'ni resmi olarak tanıyacağını ileri sürdü.
Diğer bir muhalif lider Yair Lapid de İsrail’in uluslararası alanda giderek daha fazla izole hale geldiğinin altını çizdi.





