Öğrencilerin başını çektiği protestolarda tansiyon önceki gün zirveye çıktı. Öğretmenler, veliler ve hatta işçi sendikalarının da aralarında bulunduğu 256 binden fazla protestocu ülke genelinde 40’tan fazla kentte sokaklara döküldü. Başkent Paris, Strasbourg, Rennes ve Toulouse’da protestocular ile “orantısız güç” kullandığı öne sürülen çevik kuvvet arasında çatışmalar yaşanırken, kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale edildi. Ülke genelinde 488 kişi gözaltına alınırken, 48 polis ise yaralandı. On beş yaşındaki bir öğrencinin hafta başında polisin kullandığı bir ses bombasının patlaması sonucu elini kaybetmesinin ardından, sözkonusu bombaların kullanımı dün geçici olarak yasaklandı. Eğitim Bakanlığı ise dün 528 lisede derslerin tamamen ya da kısmen durdurulduğunu açıkladı.
Eylemlerin fitili 17 Eylül’de Paris’in güneydoğusundaki düşük gelirli Creteil banliyösünde bulunan Saint-Exupery Lisesi’nde ateşlendi. Öğrenciler, personel ve kaynak eksikliği nedeniyle greve çıkan öğretmenlerine destek için okul önünde toplandı. Eylem aynı hafta benzer sorunların yaşandığı Paris çevresindeki yaklaşık 60 liseye yayılırken, sosyal medyada paylaşılan görüntüler öğrencilerin örgütlenmesini hızlandırdı. Sekiz gün içinde yaklaşık 410 liseye ulaşan protestolar, 1 Ekim itibarıyla bini aşkın liseye yayıldı. Veliler ve sendikaların da arka çıktığı protestolar geçen hafta ise burs ve barınma sorunları yaşanan üniversitelere sıçradı. Öte yandan krizin başladığı lisede ise ek personel gönderilmesiyle eğitim normale döndü.
Protestolar ülke geneline yayıldıkça öğrencilerin talepleri de artmaya başladı. Devlet okullarının yarısından fazlasında en az bir öğretmenin eksik olduğu ülkede öğrenciler, yılda yüzde 10’u boş geçen derslere öğretmen atanmasını istiyor. Paris ve çevresindeki bazı liselerde 36’nın üzerine çıkan sınıf mevcutlarının azaltılması da talep ediliyor. Düşük gelirli bölgelerde bu taleplere bir de eski ve bakımsız okul binaları ekleniyor. Çoğu 1960’larda inşa edilen okullarda öğrenciler akan tavanlar, bozuk tuvaletler ve fare istilalarıyla mücadele ediyor. Bazı sınıflarda yeterli masa ve sandalye bile bulunmadığını anlatan öğrenciler, sabah 08.00’den akşam 18.00’e kadar uzayabilen okul saatlerinin de düzenlenmesini istiyor. OECD, sorunların sosyoekonomik eşitsizliklerle uzun süredir iç içe olduğuna dikkat çekerken, hükümet ise öğrencilerin “meşru şikâyetlerinin” ay sonuna kadar ele alınacağını savunuyor.
Öğrencileri sokağa döken nedenler eğitim sistemiyle sınırlı değil. Ülkedeki hayat pahalılığı ve gelecek kaygısıyla mücadele eden gençlerin hükümete yönelik uzun süredir biriken öfkesi de protestolarla birlikte sokağa taşınmış durumda. Ekonomide de işlerin yolunda gitmediği Fransa, hükümet üzerindeki baskının giderek arttığı bir “çoklu kriz” yaşıyor. Yeniden aday olmayacak olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un etkisinin giderek azaldığı ülkede, gençlerin tepkisinin cumhurbaşkanlığı seçimlerine yaklaşık altı ay kala büyümesi de seçim öncesi dengeler açısından önem taşıyor. Protestoların, anketlerde yüzde 30’un üzerinde destek gören aşırı sağcı Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen’in elini güçlendirebileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’da haftalardır devam eden öğrenci protestolarının “İslam’dan kaynaklandığını” öne sürdü. Trump, sosyal medyadan “yaşananların okullarla ilgili olmadığını” savunarak, “Fransa’da yaşananlar kontrolden çıkmış kitlesel göçten başka bir şey değil. Mesele, İslam’ın bir zamanlar büyük olan bir ülkeyi ele geçirmek istemesi” ifadelerini kullandı. Trump’ın çıkışının ardından MAGA hareketinin önde gelen isimleri de protestolar üzerinden ABD’de gelecek ay yapılacak ara seçimlere yönelik mesajlar verdi. ABD’li sunucu Glenn Beck, Fransa’daki olayların “Batı’nın geri kalanı için açık bir uyarı” olduğunu, muhafazakâr yorumcu Dave Rubin ise protesto görüntülerini paylaşarak “Demokratlar yeniden iktidara gelirse aynı olayların ABD’de de yaşanacağını” öne sürdü.




