ABD’de aylardır heyecanla beklenen ara seçimler, Demokratların ezici zaferiyle sonuçlandı. Temsilciler Meclisi’nde 240, Senato’da 54 sandalyeye ulaşan Demokratlar, Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu ele geçirdi. Cumhuriyetçilerin onlarca yıldır rakiplerine geçit vermediği Teksas, Kansas ve Güney Carolina gibi eyaletleri vuran “mavi tsunami”, ABD Başkanı Donald Trump’a ağır bir hezimet yaşattı. Sonuçlardan sonra Amerikan basınına yaptığı açıklamalarda “Ben aday olsaydım ezici bir zafer kazanırdık” dese de ABD kamuoyuna yansıyan analizler hezimetin faturasını Trump’ın kendi eylemlerine kesiyor.
Trump’ın 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırılar hezimetin başlıca sebebi olarak görülüyor. Saldırılar öncesi Washington ile Tel Aviv arasında mekik dokuyan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD’li bazı yetkililerin itirazlarına rağmen Trump’ı askeri müdahaleye ikna etmişti. Ancak dört haftada zaferle çıkmayı hedeflediği savaşta Trump, beklemediği bir çıkmaza saplandı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya almasıyla patlak veren enerji krizi, akaryakıt ve nakliye maliyetlerini artırdı. Temel gıda ürünlerine yansıyan enflasyon Amerikan halkının geçim sıkıntısını ağırlaştırdı. İran krizi, iki yıl önce ABD’yi yeni savaşlardan uzak tutma sözüyle iktidara gelen Trump’ın kendi seçmenleri arasındaki desteğini eritti. Başkan Yardımcısı JD Vance seçimi kaybetmelerinin nedenini İran’la savaşa bağlarken, Trump seçim sonrasında Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada inşaatı süren balo salonunu dakikalarca övdükten sonra, bir gazetecinin Vance’in sözlerini hatırlatması üzerine, “Yine olsa aynı şeyi yapardım. İran nükleere sahip olmamalı” diyerek savundu.
Trump’ın Kongre’yi kaybetmesinde halkın öncelikleriyle kendi “hayalleri” arasındaki uçurum da etkili oldu. ABD’liler hayat pahalılığıyla boğuşurken, Trump balo salonu, Washington’a diktirmeyi planladığı zafer takı ve Yansıma Havuzu’nu yenilemek gibi “kendi ihtişamını yansıtacak” projelerle uğraştı. Trump, halkın şikâyetlerini defalarca “aldatmaca” olarak nitelendirirken; Demokratlar seçim kampanyası boyunca geçim sıkıntısını hafifletecek yasalar çıkarma sözü verdi.
Trump’ın Gazze’de büyük vaatlerle duyurduğu ancak hayata geçiremediği barış planı da seçim yenilgisinin nedenleri arasında. 10 Ekim 2025’te İsrail ile Hamas arasında sağlanan ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları durmadı, ateşkesten bu yana 1602 Filistinli öldürüldü. Trump’ın liderlik ettiği Barış Kurulu ise ne saldırıların önüne geçebildi ne de Gazze’nin yeniden imarı için somut bir adım atabildi. ABD Başkanı’nın Filistinlileri değil, Netanyahu’yu kayıran Gazze planı, 2024’te kendisine oy veren Arap Amerikalıları hayal kırıklığına uğrattı. 2024’teki seçim zaferinde etkili olan Arap kökenli nüfus bu defa Trump’a sırtını döndü.
Trump’ın kendisine sadık isimleri aday göstermesi de ona pahalıya mal oldu. Teksas’ta deneyimli senatör John Cornyn yerine hakkında yolsuzluk suçlamaları bulunan Ken Paxton’ı aday gösteren Trump, eyaletin 33 yılın üzerine Demokratlara geçmesine yol açtı. Kuzey Carolina’da Trump’ın bizzat aday gösterilmesini istediği Michael Whatley, Güney Carolina’da ise Darline Graham ağır hezimete uğradı. Trump, yaptığı bir açıklamada adayların acemiliğinden dert yanarak, “Bazılarının çok fazla kusuru vardı ve açıkça seçmenler tarafından kabul görmediler” dedi.






