Demokratlar’ın Kongre’nin iki kanadının da kontrolünü de ele geçirmesi “tarihi bir zafer” olarak yorumlanıyor. Bu sonuç, Donald Trump’ın başkanlığının son iki yılının gidişatını önemli derecede etkileyecek. Demokratların hem Senato’da hem de Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması, ocak ayı geldiğinde, ülkenin yasalarını geçirmekten sorumlu olan hükümet kolu Kongre’nin kontrolünün yeniden Demokratlara geçeceği anlamına geliyor.
Demokratların Kongre’nin kontrolünü ele geçirmesi Trump’ın başkanlık yetkilerini ortadan kaldırmasa da tüm yasama ve bütçe düzenlemelerinde Beyaz Saray’ın daha güçlü bir Kongre denetimiyle karşılaşması anlamına geliyor. Vergi politikaları, federal harcamalar, enerji düzenlemeleri, sağlık sistemi ve göçmenlik konularında yeni yasaların kabul edilmesi için Trump yönetiminin Demokratlarla uzlaşması gerekecek. Nitekim sonuçların belirginleşmesiyle yaptığı ilk açıklamasında Trump, Demokratlarla uzlaşmanın yolunu bulacağını ima etti.
Seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre’nin her iki kanadında da çoğunluğunu kaybetmesi, Trump yönetiminin özellikle ekonomi, göçmenlik ve dış politika alanlarındaki uygulamalarına yönelik seçmen memnuniyetsizliğinin net bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Seçim sonuçları, Cumhuriyetçi Parti’nin Trump’a ne ölçüde bağımlı olduğu sorusunu da yeniden gündeme getirdi.
Sonuçlar, Trump’ın görev süresinin kalan iki yılını etkilemenin ötesinde, 2028 başkanlık seçimlerine yönelik siyasi hesapları da yeniden şekillendirecek. Anayasa gereği iki kez başkan seçilen Trump’ın 2028’de yeniden aday olamaması, Cumhuriyetçi Parti içinde yeni liderlik arayışlarını gündeme getirecek. Bu süreçte Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio başta olmak üzere Trump sonrası dönemde Cumhuriyetçi Parti’nin liderliğine talip olabilecek isimlerin siyasi pozisyonları önem kazanacak.
Demokratlar açısından ise Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğun elde edilmesi, partinin 2028 başkanlık seçimlerine hazırlanması bakımından güçlü bir siyasi zemin anlamına gelebilecek.
ABD Başkanı Trump, ara seçimlerde yaşadığı yenilginin İran savaşıyla bağlantılı olup olmadığına ilişkin soruya cevabında, “Büyük ölçüde doğru, çünkü savaş kısa vadede benzin fiyatlarını biraz yükseltti. Savaşın bunu etkileyeceğini biliyordum” dedi. Trump ayrıca, İran’la savaş konusunda pişman olmadığını kaydederek, “Bunu tekrar yapmam gerekseydi, yine aynısını yapardım çünkü uzun vadede İran nükleer silaha sahip olmamalı” diye konuştu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance da yenilginin nedenini İran’la savaş ve İsrail’le ilişkilere bağladı. Seçmenleri geri kazanmak adına çözüm için 4 madde paylaşan Vance, “(İran’la) savaşa son verilmesi, hayat pahalılığı ve enflasyona odaklanılması, ‘önce Amerika’ anlayışının benimsenmesi ve İsrail ile olan ilişkilerin değiştirilmesi” dedi.
■ Sonuç Başkan Trump hakkında üçüncü kez azil süreci başlatılmasının da önünü açabilir. ABD’de azil suçlamalarının kabulü için Temsilciler Meclisi’nde basit çoğunluk yeterli olurken başkanın görevden alınması için Senato’da hazır bulunan üyelerin üçte ikisinin desteği gerekiyor. Trump yönetimine yönelik soruşturmaların artması da bekleniyor.
■ Elinde veto yetkisi olduğunu ve bunu kullanacağını zaman zaman dile getiren Trump, Kongre’de Demokratlarla uzlaşmak zorunda olsa da anayasal yetkileri çerçevesinde başkanlık kararnameleri çıkarmaya, federal kurumların faaliyetlerini yönlendirmeye ve dış politikada yürütme organına tanınan yetkileri kullanmaya devam edebilecek.
■ Trump’ın ikinci döneminin son iki yılında yeni ve kapsamlı yasalar çıkarmaktan ziyade mevcut başkanlık yetkilerini kullanmaya ve daha önce kabul edilen düzenlemeleri uygulamaya ağırlık vermesi muhtemel görünüyor.
■ Sonuçların Amerikan dış politikasına da yansıyacak. İran’a yönelik askeri operasyonların kapsamı, savaşın finansmanı ve Amerikan askerlerinin bölgedeki varlığı konusunda Beyaz Saray üzerindeki baskının artması bekleniyor. Rusya-Ukrayna savaşı, NATO ile ilişkiler, Çin politikası ve ABD’nin uluslararası ticaret politikaları gibi konularda da denetleme artacak.
ABD Başkanı Donald Trump, seçim sonuçlarının belli olmaya başlamasının ardından ilk açıklamasını Truth Social hesabından yaptı ve “Bu seçimde ben aday değildim. Olsaydım ezici farkla kazanırdık!” dedi. Trump, sonuçların ardından yenilgiyi kişisel bir başarısızlık olarak görmediğini söyledi, Fox News’e verdiği demeçte seçmenlerin Cumhuriyetçi adayları beğenmediğini savundu. New York Times gazetesine konuşan Trump, “Bu sonuçları kesinlikle kabul etmeye hazırım” diyerek karşı partiyle çalışmaya hazır olduğunu belirtti. “Onlarla birlikte çalışmayı bekliyoruz” diyen Trump, “Muhtemelen bir uzlaşma yolu buluruz” ifadelerini kullandı. Demokratların başarısını “İyi iş çıkardılar” diyerek kabul eden Trump, olası siyasi anlaşmazlıklara da değindi, “Eğer bu gerçekleşirse sanırım ben de Bay Veto olurum” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte sosyal medyasından da “VETO” yazan bir şapka görseli paylaştı.
Seçimde sonuç elde edebilmek adına hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar kesenin ağzını sonuna kadar açtı. Ara seçimin, yaklaşık 12 milyar dolarlık harcamayla ülke tarihinin en pahalı ara seçimleri olduğu ifade ediliyor. Bu durum, milyarderlerin ve büyük şirketlerin Amerikan siyaseti üzerindeki artan etkisini de gözler önüne seriyor. Siyasi reklam harcamalarının rekor kırmasına rağmen bunların seçmen tercihleri üzerindeki etkisi belirsizliğini koruyor.
- Temsiciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries
- Teksas’ı 38 yıl sonra kaybeden Cumhuriyetçiler
- Cumhuriyetçi kampanyaya milyarlarını aktaran Vivek Ramaswamy
- Kansas’ı 19332’den sonra ilk kez kaybeden Cumhuriyetçi Roger Marshall
- Çoğunlukla Cumhuriyetçi adayları ya da Cumhuriyetçileri destekleyen Demokratlara yatırım yapan İsrail yanlısı lobi kuruluşu AIPAC.
Michigan’da kazanan Mısır asıllı Abdül El-Sayed, İsrail lobisinin rakibine desteğine ve başta Donald Trump tarafından olmak üzere dini inancı nedeniyle hedef alınmasına rağmen seçimi kazanarak tarihe geçti. Sayed, seçim sonuçlarına ilişkin bugüne kadar “İnşallah” ifadesini kullandığını, ancak artık bunu “Elhamdülillah” olarak değiştiğini belirtti. Trump’a seslenen Sayed, “Donald, biliyorum, ismimi söylemekte zorlandın. Bu yüzden JD Vance ocak ayında yemin ettirdikten sonra bana sadece ‘Senatör’ diyebilirsin” dedi. Vance’e de seslenen Sayed, “J.D., habibi (sevgilim) Ocak’ta bana yemin ettirmekle anayasal olarak yükümlü olman gerçeğinde nefis bir ironi var” diye konuştu.
Sayed, kampanyası boyunca kendisine karşı faaliyet yürüttüğünü belirttiği siyasi bağış kuruluşlarını da eleştirerek, ABD’deki İsrail yanlısı lobi kuruluşu Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nin (AIPAC) seçimleri kaybetmesi için 42 milyon dolar harcadığını söyledi. Sayed, “Filistinli çocukların atalarının topraklarında, bizim vergilerimizle öldürülmeden büyümesi gerektiğine inanıyorsanız size ‘nefret dolu’ diyorlar” diye konuştu.
■ Demokrat adaylar Cumhuriyetçilerin elindeki Teksas, Kuzey Carolina ve Güney Carolina’da Senato yarışını kazandı. Teksas’ta 1988’den bu yana ilk kez hem valilik hem de senatörlük seçimini Demokrat adaylar kazandı. Güney Carolina 1998’den beri Cumhuriyetçilerdeydi. Kansas en son 1932’de Demokrat Senatör seçimişti.
■ Michigan’da Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed, ABD’nin ilk Müslüman senatörü oldu.
■ New Hampshire’da Demokrat aday Chris Pappas, ABD Senatosu’na seçilen ve eşcinsel kimliğini açıkça ifade eden ilk erkek olarak tarihe geçti.
■ Georgia’da Demokrat Keisha Lance Bottoms valilik seçimini kazandı ve ABD tarihinde valiliğe seçilen ilk siyah kadın olarak tarihe geçti.
■ Deb Haaland, New Mexico eyaletindeki valilik yarışını önde tamamladı ve ülke tarihinde eyalet valiliğine seçilen ilk yerli kadın oldu.
■ Demokrat Hakeem Jeffries ülke tarihinde Temsilciler Meclisi Başkanı olarak görev alan ilk siyahi olacak.
■ New York’ta Filistin kökenli Amerikalı siyasetçi Aber Kawas, Queens bölgesinden eyalet senatosuna seçildiğini duyurarak bir başka tarihi başarıya imza attı.






