Türkiye’de son haftalarda gündemin ilk sıralarında yer alan fon krizi ve finansal piyasalardaki gelişmeler uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının da radarına girdi.
Moody’s, Türkiye’de yaşanan fon krizinin finansal sistem açısından kredi riskinin sınırlı olduğunu belirtirken, yaşananların denetim mekanizmasındaki bazı boşlukları ortaya çıkardığına dikkat çekti.
Fitch ise Türk bankacılık sektörüne ilişkin görünümü “bozulan” kategorisinde değerlendirirken; artan sorunlu krediler, sermaye tamponlarındaki zayıflama ve yüksek faiz ortamının yarattığı baskılara işaret etti.
Sözcü Yazarı ve Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, iki uluslararası kredi derecelendirme kuruluşundan gelen değerlendirmelerin aynı noktaya işaret etmediğini ancak birlikte okunduğunda Türkiye’nin finansal sistemi açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.
“MOODY’S: KREDİ RİSKİ SINIRLI AMA DENETİM BOŞLUKLARI VAR”
Moody’s Ratings, 2 Ekim’de yayımladığı “Credit risk limited from Türkiye’s ‘Fund Run’ crisis but episode flags some oversight gaps” başlıklı değerlendirmesinde Türkiye’de yaşanan fon krizinin yarattığı kredi riskini sınırlı olarak nitelendirdi.
Bununla birlikte kuruluş, yaşanan sürecin gözetim ve denetim mekanizmasındaki bazı boşluklara işaret ettiğini belirtti.
Aydoğmuş, Moody’s’in değerlendirmesinde özellikle kullanılan dile dikkat çekerek şunları söyledi:
“Burada iki farklı mesajı birbirinden ayırmak gerekiyor. Moody’s bir taraftan yaşanan fon krizinin doğrudan finansal sistem açısından büyük bir kredi krizine dönüşmesini beklemediğini söylüyor. Bu olumlu tarafı.
Ancak hemen arkasından çok önemli bir uyarıda bulunuyor: Yaşananlar gözetim ve denetimde bazı boşlukların bulunduğunu gösteriyor.
Bence asıl üzerinde durulması gereken ifade de bu.”
“SORUN SADECE 455 BİN YATIRIMCININ PARASI DEĞİL”
Aydoğmuş’a göre fon krizinin yalnızca tasfiye edilen fonlar ve bu fonlarda parası bulunan yatırımcılar üzerinden değerlendirilmesi eksik kalıyor.
“Türkiye’de fon piyasası son yıllarda çok hızlı büyüdü. Yüz binlerce yatırımcı tasarruflarını bu sisteme emanet etti. Dolayısıyla burada konuştuğumuz mesele yalnızca belirli fonların başına ne geldiği değil.
Asıl mesele, bu kadar büyük bir finansal yapının gözetim ve denetiminin aynı hızda gelişip gelişmediği.
Moody’s’in ‘oversight gaps’, yani gözetim ve denetim boşlukları ifadesini kullanması bu nedenle önemli. Uluslararası bir kredi derecelendirme kuruluşu bize aslında sistemin kendisine ilişkin bir uyarıda bulunuyor.”
FITCH’TEN BANKACILIK SEKTÖRÜNE UYARI
Türkiye’ye ilişkin bir diğer dikkat çekici değerlendirme ise Fitch Ratings tarafından yapıldı.
Fitch’in gelişen ülke bankalarına ilişkin değerlendirmesinde Türk bankacılık sektörünün görünümü “deteriorating”, yani “bozulan” kategorisinde yer aldı.
Fitch’in Türkiye bankacılık sektörüne ilişkin son değerlendirmelerinde yüksek faiz ortamının bankaların kârlılığı üzerindeki baskısı, bireysel krediler ve KOBİ kredilerinde artan sorunlu krediler ile bankaların sermaye tamponlarındaki zayıflama öne çıkan riskler arasında bulunuyor.
Aydoğmuş, burada önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirtti:
“Fitch Türkiye’nin ülke kredi notunu veya ülke kredi notu görünümünü düşürmüş değil. Burada söz konusu olan Türk bankacılık sektörüne ilişkin sektör görünümü.
Dolayısıyla ‘Fitch Türkiye’nin görünümünü düşürdü’ şeklinde okunması teknik olarak doğru olmaz.
Ancak bankacılık sektörünün görünümünün ‘bozulan’ olarak değerlendirilmesi de hafife alınabilecek bir gelişme değil.”
“BANKALARDA ÇATLAKLAR YÜZEYİN ALTINDA”
Fitch’in 30 Eylül’de İstanbul’da gerçekleştirdiği Türkiye toplantısının bankacılık bölümünde kullanılan başlıklardan biri de dikkat çekiciydi:
“Cracks Beneath the Surface: Rising NPLs and Thinning Capital Buffers.”
“Yüzeyin altındaki çatlaklar: Artan takipteki krediler ve incelen sermaye tamponları.”
Aydoğmuş, Fitch’in bu ifadelerinin Türkiye’de uygulanan yüksek faiz ve dezenflasyon politikasının bankacılık sistemine yansımaları açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Bir ekonomide faizleri uzun süre yüksek tuttuğunuzda bunun yalnızca kredi faizlerine yansımasını görmezsiniz.
Şirketlerin finansman maliyeti yükselir, hanehalkının borç ödeme kapasitesi zorlanır, kredi geri ödemelerinde sorunlar ortaya çıkmaya başlar.
Fitch’in özellikle bireysel ve KOBİ kredilerindeki varlık kalitesine ve sermaye tamponlarına dikkat çekmesi bu nedenle önemli.”
“İKİ KURULUŞ, İKİ AYRI RİSKE İŞARET EDİYOR”
Aydoğmuş, Moody’s ve Fitch’in değerlendirmelerinin birlikte okunması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Moody’s bize fon piyasasının gözetim ve denetim tarafında bir uyarı yapıyor.
Fitch ise bankacılık sektöründe yüksek faiz, artan takipteki krediler ve sermaye tamponları üzerinden başka bir risk alanına dikkat çekiyor.
Yani biri sermaye piyasalarının denetimine, diğeri bankacılık sisteminin bilanço dinamiklerine bakıyor.
Bunları aynı riskmiş gibi değerlendirmek doğru olmaz. Fakat ikisinin aynı dönemde Türkiye’nin finansal sisteminin farklı noktalarına dikkat çekmesi önemlidir.”
“FİNANSAL SİSTEMİN EN ÖNEMLİ SERMAYESİ GÜVENDİR”
Aydoğmuş’a göre Türkiye açısından temel mesele yalnızca bankaların sermaye yeterliliği veya fonların büyüklüğü değil:
“Finansal sistem rakamlardan ibaret değildir. Bu sistemin görünmeyen ama belki de en önemli sermayesi güvendir.
Vatandaş parasını bankaya yatırırken de yatırım fonuna verirken de sistemin kurallarına ve o kuralları denetleyen kurumlara güvenmek ister.
Bir ülkede yüz milyarlarca, hatta trilyonlarca liralık tasarrufu finansal sisteme çekmek istiyorsanız önce o tasarruf sahibine şunu garanti etmek zorundasınız:
Sorun ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce sistem çalışacak.”
“Moody’s’in fon krizinde kredi riskini sınırlı görmesi elbette önemli.
Fitch’in değerlendirmesi de Türk bankacılık sisteminin yarın bir kriz yaşayacağı anlamına gelmiyor.
Ama uluslararası kuruluşlar aynı dönemde bize iki farklı yerden sarı ışık yakıyorsa, yapılması gereken o ışık kırmızıya dönmeden tedbir almaktır.
Çünkü finans piyasalarında krizlerin maliyeti ortaya çıktıktan sonra değil, güven kaybedildiği anda başlar.”





