* Babaların yüzde 89’u evde yaptıkları bakım işine, ücretli işleri kadar değer verdiklerini belirtiyor.
* Ancak yüzde 87’si ihtiyaç duydukları desteğin tamamını alamadıklarını, yüzde 83’ü ise işverenlerinin esnek çalışma olanağı tanımadığını ifade ediyor.
* Araştırmaya katılan babaların yaklaşık üçte ikisi, kamu bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması için vergilerin artırılmasını destekleyeceğini belirtiyor.
Annelere ve babalara sunulan ücretli ebeveyn izni süreleri arasında çarpıcı bir eşitsizlik bulunuyor.
* 190 ülkede anneler, ortalama olarak babalara kıyasla yaklaşık 8 kat daha fazla ücretli izin hakkına sahip: anneler için 196 takvim günü, babalar için ise 25 gün.
* Ülkelerin üçte birinden fazlasında (66) babaların ücretli izin hakkı yasal olarak bulunmuyor.
* Ücretli babalık izni sağlayan 124 ülkenin yarısında izin süresi iki haftadan daha kısa.
* İncelenen ülkeler arasında yalnızca dört tanesi anneler ve babalar arasındaki izin süresinde eşitliğe yaklaşabilmiş durumda.
* Kadınlar ve kız çocukları bugün hâlâ erkeklere kıyasla ücretsiz bakım ve ev işlerine günde 2,5 kat daha fazla zaman ayırıyor.
* 61 ülkede annelere sağlanan ücretli izin süresi, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) asgari 14 haftalık standardının altında kalıyor.
* 6 ülkede anneler için hiçbir ücretli izin güvencesi bulunmuyor.
* Birçok ülkede aileler parçalı ve kayıt dışı bakım çözümlerine başvurmak zorunda kalıyor. Bu durum annelerin işe girmesini, işte kalmasını ve kariyerlerinde ilerlemesini zorlaştırıyor.
* Ülkelerin 44’ünde üç yaş altı çocuklara yönelik kurumsal bakım hizmetlerini düzenleyen herhangi bir yasal çerçeve bulunmuyor.
* Equimundo’nun 2023 araştırmasına göre katılımcıların yaklaşık dörtte biri aynı anda hem çocuklara hem de yaşlı bireylere bakım verdiğini belirtiyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) Türkiye Ülke Ofisi, 29 Ekim Uluslararası Bakım ve Destek Günü vesilesiyle “Bakım Ekonomisi Neden Çağımızın En Dönüştürücü Yatırımlarından Biri? İşte 5 Neden” başlıklı yeni bir rapor yayınladı. Bakım ekonomisinin temel kavramlarını tanıtan yayın, bakıma yatırım yapmanın toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletmenin, insana yakışır işler yaratmanın, sosyal korumayı güçlendirmenin ve toplumların dayanıklılığını artırmanın en etkili yollarından biri olduğunu ortaya koyan kanıtlar sunuyor. Temel veriler ve istatistiklerden hareketle yayın, erişilebilir, ekonomik ve kaliteli bakım sistemlerinin bireyler, topluluklar ve ekonomiler için neden faydalı olduğunu beş temel gerekçe üzerinden ele alıyor.
Geçen yıl Brezilya’nın Belém kentinde kabul edilen Belém Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı (2026-2034), BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi tarihinde bakım emeğini ilk kez açık biçimde bir başlık olarak tanımladı. Plan, ülkelerden iklim değişikliği bağlamında bakım emeğine ilişkin ulusal değerlendirmelerini Mart 2027’ye kadar sunmalarını istiyor. Aynı zirvede kurulan Belém Adil Dönüşüm Mekanizması ise adil dönüşüme Sözleşme içinde ilk kez kurumsal bir adres verdi. 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31’de UN Women, çeşitli paydaşlarla birlikte bakım ekonomisini ve politikalarını toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle ele alacak.






