Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Güllü adıyla tanınan şarkıcı Gül Tut’un (52) ölümüne ilişkin davada kızı Tuğyan Ülkem Gülter’e verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının gerekçesini açıkladı. 25 sayfalık kararda, olayın tek görgü tanığı Sultan Nur Ulu’nun yeminli beyanlarına neden itibar edildiği ve tasarlama koşullarının neden oluşmadığı anlatıldı.

Mahkeme, Ulu’nun anlatımını kamera kayıtları, bilirkişi raporları ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirerek Gülter’in annesini kasten öldürdüğünün sabit olduğuna karar verdi. Gülter’e “kadına ve üstsoya karşı kasten öldürme” suçundan verilen cezada takdiri indirim uygulanmadı, tutukluluğunun devamına hükmedildi.

TANIK, İLK İFADESİNİ NEDEN DEĞİŞTİRDİĞİNİ ANLATTI

Gerekçeli kararda, olay sırasında evde yalnızca Gül Tut, kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve Sultan Nur Ulu’nun bulunduğu belirtildi. Ev ve apartman kameralarının incelenmesi sonucunda, olaydan önceki gün boyunca ve ölüm saatine kadar bu üç kişi dışında eve kimsenin girip çıkmadığının tespit edildiği kaydedildi.

Ulu, duruşmadaki ifadesinde Gül Tut’un odaya geldiğini, kendisinin aynaya döndüğü sırada Gülter’in annesini arkasından üst baldırından tutarak pencereden attığını gördüğünü anlattı. İlk ifadelerinde düşme anını görmediğini söyleyen Ulu, farklı beyanda bulunmasının nedenini sanığın kendisine zarar vermesinden ve suçu üzerine atmasından korkmasıyla açıkladı.

Mahkeme, tanığın bu çelişkiye ilişkin açıklamalarını birbiriyle uyumlu buldu. Kararda, Ulu’nun sanığa iftira atmasını gerektirecek somut bir husumet nedeninin bulunmadığı ve suçlanmaktan korktuğuna ilişkin anlatımının dosyadaki diğer ifadelerle desteklendiği belirtildi.

KAMERA KAYITLARI VE ADLİ TIP BULGULARI

Karara göre kamera kayıtlarında Gül Tut’un 26 Eylül 2025’te saat 01.22 sıralarında tuvalete girdiği, 01.23.58 sıralarında çıkarak “Herkes tamam mı?” dediği ve kızının odasına yöneldiği görüldü. Saat 01.26.37 sıralarında ise düşmenin ardından Gülter ile Ulu’nun panikle dış kapıya yönelip merdivenlere koştukları belirtildi.

Bilirkişi raporlarında, odadaki iki kişinin Gül Tut’a yakın mesafede olduğu ve düşme seslerinin ardından ani bir refleks bağırmasının duyulmadığı kaydedildi. Odada kayganlık sağlayan bir madde bulunduğu iddiası üzerine yapılan kriminal incelemede herhangi bir madde kalıntısına rastlanmadı.

Adli Tıp Kurumu raporlarında da zehirlenerek öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı belirtildi. Ölümün, yüksekten düşmeye bağlı ağır beden travması, kırıklar, beyin kanaması ve iç organ yaralanmalarından kaynaklanan iç kanama sonucu meydana geldiği ifade edildi.

TASARLAMA KOŞULLARI KANITLANAMADI

Mahkeme, Gülter’in öldürme eylemini önceden ve kesin olarak ne zaman kararlaştırdığının dosyadaki delillerle tam olarak belirlenemediğini değerlendirdi. Suç kararının alınması ile eylem arasında tasarlamanın gerektirdiği koşulların oluştuğu ortaya konulamadığı için şüpheden sanığın yararlanması ilkesi doğrultusunda tasarlayarak öldürme suçunun oluşmadığına hükmetti.

Gül Tut, 26 Eylül 2025’te Yalova’nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi’ndeki altı katlı binada bulunan evinin penceresinden düşerek yaşamını yitirmişti. Soruşturmada Gülter ile Ulu gözaltına alınmış, Gülter 13 Aralık 2025’te kasten öldürme suçlamasıyla tutuklanmış, Ulu hakkında ev hapsi kararı verilmişti.

Gülter hakkında tasarlayarak üstsoya karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet istemiyle açılan davanın ilk duruşması 1 Ekim 2026’da yapılmıştı. Mahkeme, 9 Ekim’deki ikinci duruşmada hükmünü açıklamıştı. Kararın, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf edilebileceği belirtildi.

AVUKATI: “BU KARAR HUKUKA AYKIRIDIR”

Gülter’in avukatı Merve Uçanok, DHA’ya yaptığı açıklamada mahkûmiyetin büyük ölçüde Ulu’nun beyanına dayandırıldığını savundu. Tanık anlatımına neden üstünlük tanındığının somut ve denetlenebilir gerekçelerle açıklanmadığını ileri süren Uçanok, “Bu karar hukuka aykırıdır. Tüm üst kanun yollarına başvurma haklarımızı kullanacağız.” dedi.

Uçanok, diğer delillerle desteklenmeyen ve çelişkileri giderilmeyen tek bir tanık beyanının mahkûmiyet için yeterli kabul edilemeyeceğini ifade etti.