Duran, İletişim Başkanlığında düzenlenen "Ortak Gelecekte Biriz İletişim Kampanyası"nın lansman programına katıldı.
Burada konuşan Duran, bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan birinin toplumun ortak bir gelecek etrafında buluşabilme iradesi olduğunu söyledi.
Ortak geleceğin, geçmişten devralınan değerleri korumanın yanı sıra gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakılacağı konusunda ortak sorumluluk üstlenmeyi de gerektirdiğini belirten Duran, farklılıklarla birlikte yaşamanın herkesin hukukunu gözetmek ve ortak geleceğin inşasına katkı sunmak anlamına geldiğini vurguladı.
İletişim Başkanlığı olarak "Ortak Gelecekte Biriz" temasıyla bir iletişim seferberliği başlattıklarını aktaran Duran, projenin milli dayanışma ve kardeşlik sürecine anlamlı katkılar sunmasını temenni etti.
Bugün tarihi bir eşikte durduklarını dile getiren Duran, "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" idealinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğiyle ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla kısa sürede ülkenin geleceğine ilişkin kapsamlı bir hedefe dönüştüğünü belirtti.
"Toplumsal huzurumuz, dış gelişmeler karşısında en büyük direncimiz olacaktır"
Duran, TBMM'nin halkın uzun yıllar ağır bedeller ödediği terör sorununu milletin menfaatleri doğrultusunda ve hukuki bir düzen içerisinde ele aldığını söyledi.
İletişim Başkanı Duran, şöyle devam etti:
"Bugün bizlere Terörsüz Türkiye sürecinin ne olduğunu soruyorlar. Şunu ifade etmeliyim ki bu, ülkemiz için her şeyden önce bulunmaz bir imkandır. Gündelik hayat, ekonomik kalkınma, turizm, eğitim ve müreffeh bir gelecek için yeni açılmış bir penceredir. Bölgeye gelen yatırımlar artacak, enerjiden turizme yeni alanlar yeşerecek, üretim ve elbette bunlara bağlı olarak istihdam artacaktır. Bence daha da önemlisi, artık terörü gündemimizden çıkaracak ve gelecek nesillere daha fazla 'acı ve kayıp' mirası bırakmayacağız.
Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim ki, terörün sona ermesi, elbette başlı başına büyük bir hedef ve kazanımdır. Fakat bizim gelecek tasavvurumuz bundan ibaret de değildir. Asıl mesele, terörün gölgesinden kurtulan bir Türkiye'nin sahip olduğu imkanları nasıl değerlendireceği, toplumsal bağlarını nasıl güçlendireceği ve gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakacağıdır. Güvenliğin kalıcı huzura, huzurun toplumsal bütünleşmeye, toplumsal bütünleşmenin de ortak refah ve kalkınmaya dönüştüğü bir gelecekten bahsediyorum."
Bugün artık değişen bölgesel ve küresel şartların yoğun bir dış politika konsantrasyonu gerektirdiği günlerde olduklarını dile getiren Duran, "Bizler daha fazla insan kaynağımızı, enerjimizi, imkanlarımızı bölücü zihniyetlerin uğursuz projelerine kurban etmek istemiyoruz. Bizler artık üretim ve refah için çalışmak istiyoruz. Bölgesel krizler artarken, Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği 'iç cephenin tahkimi', bu müşterek gelecek için vazgeçilmezdir. Toplumsal huzurumuz, dış gelişmeler karşısında elbette en büyük direncimiz olacaktır." diye konuştu.
"Ortak geçmişimiz bir pranga değil, ortak geleceğimizin pusulası olacak"
Duran, bu tarihi hedefin TBMM'de karşılık bulmasının demokrasi bakımından ayrıca önem taşıdığını bildirdi.
Toplumsal zeminini Meclis'ten alan bu sürecin kamu otoritesi sarsılmadan ve milletin hassasiyetleri gözetilerek yürütülmüş olmasından büyük bir memnuniyet duyduklarını belirten Duran, farklı siyasi görüşlerin bir araya gelmesiyle hazırlanan ve TBMM'de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin 467 milletvekilinin onayıyla yasalaşmasının sürecin millet tarafından da sahiplenildiğini en net biçimde gösterdiğini ifade etti.
Türkiye'nin 40 yılı aşkın bir süre boyunca terör nedeniyle büyük kayıplar yaşadığını söyleyen Duran, şehitlerin, gazilerin ve canları pahasına bu vatanı savunanların ilelebet kahraman olduklarını vurguladı.
İletişim Başkanı Duran, 1000 yılı aşkın süredir bu topraklarda yaşadıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Lakin, etnik unsur, dini topluluk, yerel güç gibi kavramların çarpıtılmasıyla körüklenen husumetin tarihi de yüzyıldan biraz fazladır. Birinci Dünya Savaşı öncesine dayanan bu süreçte binlerce yıldır mabetleri, dilleri ve kültürleriyle bir arada yaşamış toplulukları emperyalist müdahalelerle birbirlerine düşman etmeye çalıştılar. Bu emperyalist çabalar bölgemize vekalet düzenekleri, kırılgan siyasi yapılar ve terör sorununu bıraktı. Bizler şimdi bu prangalardan kurtuluyoruz. Farklı tecrübelerimizin, hassasiyetlerimizin ve beklentilerimizin bulunduğunu biliyoruz. Önemli olan, bu farklılıkları ortak geleceğimizin önünde bir engel olarak koymamak, aksine toplumsal hayatımızın gerçeği olarak kabul etmek ve birbirimizi dinleyebileceğimiz ortak zeminleri güçlendirmektir. Ortak gelecekteki birliğimiz, emperyalistlerin bir yüzyılı aşkın kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacaktır. Ortak geçmişimiz bir pranga değil, ortak geleceğimizin pusulası olacaktır."
"Arzumuz, çocukların terör korkusu olmadan büyümesidir"
Duran, terörün kalıcı bir biçimde ortadan kalkmasıyla Türkiye'nin enerjisinin ve kaynaklarının daha etkin biçimde değerlendirilmesinin mümkün olacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliği ve siyasi iradesiyle Türkiye'yi daima istikrar, huzur ve kalkınma rotasında ilerletmek zorunda olduklarını belirten Duran, "Kuşkusuz Türkiye'nin bu tarihi hedef doğrultusunda elde edeceği kazanımlar, kendi sınırlarımızla mahdut değildir. Terörsüz Türkiye hedefimizi, Terörsüz Bölge ufkuyla birlikte ele alıyor, kardeşliğimizin güçlenmesini bütün bölgemizin huzuruna katkı sunacak bir kazanım olarak görüyoruz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Suriye ve Irak başta olmak üzere yakın çevremiz, yıllardır özlemini çektiği huzur ve istikrar iklimine kavuşacaktır." sözünü anımsatan Duran, şöyle konuştu:
"Türkiye olarak bizim arzumuz, çocukların terör korkusu olmadan büyümesidir. Kalbimizden geçen, savaş ve işgallerle yerle bir edilen ancak bir zamanlar dünyanın en önemli başkentleri olan kadim şehirlerimizin tekrar 'emin belde' haline dönmesi ve yeniden ticaretin, ilmin, sanatın ve kültürün merkezleri haline gelmesidir. Elbette böylesine kapsamlı ve tarihi bir hedefin hayata geçirilmesi, dikkatli, kararlı ve sorumlu bir yaklaşımı gerektirir. Toplumsal kardeşliğin ve güvenliğin güçlenmesinden rahatsızlık duyan çevreler var. Onlar bu süreci zayıflatmaya yönelik girişimlerde bulunacaklar. Ancak milletçe bunlara karşı agah olmak durumundayız. Silah bırakma süreci Meclisimizin çizdiği çerçevede yürütülürken, bu alandaki provokasyonlara karşı teyakkuz halindeyiz.
Aynı şekilde şehit yakınlarımızın, gazilerimizin ve terörden etkilenen vatandaşlarımızın duyarlılıklarını 'yumuşak karın' haline getirmek isteyenlere karşı da oldukça dikkatliyiz. Bu noktada özellikle belirtmek isterim ki, şehit yakınlarımızın, gazilerimizin ve terörden etkilenmiş vatandaşlarımızın hassasiyetlerini yalnızca korunması gereken bir toplumsal duyarlılık olarak görmüyoruz, aynı zamanda dinlenmesi ve dikkate alınması gereken haklı beklentiler olarak görüyoruz."
"Kaynağı bilinmeyen dezenformasyonlara karşı uyanık olmak zorundayız"
Duran, Terörsüz Türkiye başarısının toplumun farklı kesimlerinin kaygılarının ve beklentilerinin anlaşılmasıyla yakından ilgili olduğunu, toplumun güvenlik ve adalet beklentilerini gözeterek hassasiyetle yürütülen bu sürecin provokatif bilgilerle tahrik edilmesine izin vermeyeceklerinin altını çizdi.
Bu kapsamda İletişim Başkanlığı olarak bilhassa konvansiyonel ve yeni medya mecralarındaki potansiyel tehditlere karşı gerekli önlemleri aldıklarını vurgulayan Duran, "Kaynağı bilinmeyen dezenformasyonlara karşı uyanık olmak zorundayız. Bu kardeşlik hukukumuzun bir gereğidir." dedi.
"Ortak Gelecekte Biriz" teması altında başlattıkları iletişim seferberliğinin en önemli amaçlarından birisinin bu sürecin doğru anlaşılması olduğunu, başlattıkları seferberliğin yalnızca bir bilgilendirme faaliyeti olmadığını belirten Duran, "Toplumun farklı kesimlerinin beklentilerini, kaygılarını ve önerilerini dinleyen, ortak değerlerimizi ve gelecek hedeflerimizi birlikte konuşmaya imkan sağlayan kapsamlı bir toplumsal iletişim sürecidir." diye konuştu.
Duran, bu çerçevede iletişim seferberliğinin üç temel işlevi olduğunu, birincisinin süreci doğru bilgilerle anlatmak ve toplumun sağlıklı bilgiye erişimini sağlamak, ikincisinin toplumun farklı kesimlerini dinlemek, beklentilerini, kaygılarını ve önerilerini anlamak, üçüncüsünün ise farklı toplumsal kesimler arasında ortak bir gelecek tahayyülünün gelişmesine katkı sunmak olduğunu söyledi.
İlerleyen günlerde İletişim Başkanlığına bağlı 17 bölge müdürlüğü aracılığıyla "Ortak Gelecekte Biriz" başlığıyla çalıştaylar düzenleyeceklerini bildiren Duran, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu çalıştaylarda toplumun farklı kesimlerinden temsilcileri, akademisyenleri, uzmanları, sivil toplum kuruluşlarını bir araya getireceğiz. Bunun yanı sıra üniversitelerimizle işbirliği yaparak gençlerimizin de sürece katkı sağlamasını sağlayacağız. Çünkü gençlerimiz yalnızca geleceğin sahipleri değiller, aynı zamanda toplumsal dönüşümün önemli aktörleridirler. Onların beklentilerini, fikirlerini ve gelecek tasavvurlarını dinlemek, ortak geleceğimizi daha güçlü temeller üzerinde inşa etmemiz gereklidir. Amacımız, inşallah beklentilerin ve görüşlerin dile getirileceği, soruların ve itirazların gündeme geleceği verimli bir istişare zemini oluşturmaktır. Milletimizin ortak iradesi, tarihi birikimi ve geleceğe ilişkin beklentileri, kardeşlik hedefimiz doğrultusunda hepimize önemli sorumluluklar yüklemektedir. Dileğimiz ve gayretimiz, Türkiye Yüzyılı'nın bütün bölgemiz için barış, istikrar ve müreffeh yüzyılı getirmesidir."
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un da katıldığı programda, "Ortak Gelecekte Biriz İletişim Kampanyası"na ilişkin hazırlanan video da izletildi.


