Gül, "Bir hemşehrimizin bile tırnağına zarar gelsin istemeyiz. Dolayısıyla da 7 kişinin her biriyle ilgili içimiz yanıyor. Ailelerinin bu anlamda üzüntüleri var, sevenlerinin üzüntüleri var ve ateş de düştüğü yeri yakıyor. Aslında o kadar büyük bir sel geldi ki, 7 değil bugün Allah muhafaza, farklı rakamları konuşuyor olabilirdik." ifadelerini kullandı.
Yaşanan felakette toplumun ve ilgili kurumların sorumluluklarının bulunduğuna dikkati çeken Gül, dere yataklarına yapılan yapılar, ruhsatsız binalar ve depreme dayanıksız yapılaşmanın riskleri artırdığını belirtti. Gül, "Hemşehrilerimizin bunu dere yatağına yapması, tapusuz yere yapması, depreme dayanıksız yapması, evet onlar açısından bir kusur. Ama belediyeler olarak, devletin her mekanizmasındaki idareciler olarak bunlar yapılırken, bunlar oralarda oluşturulurken bir müdahalede bulunmamız gerekiyordu. Bu tabii 3 senenin, 5 senenin, 10 senenin meselesi değil. 50 senelik, 100 senelik hepimizin ve bizden öncekilerin de kusurları." değerlendirmesinde bulundu.
Taşkın yaşanan bölgelerde dere yataklarının daraltıldığının ve suyun akışını düzenleyecek tedbirlerin alınmadığının görüldüğünü aktaran Gül, bundan sonraki süreçte mevzuatla belirlenen görev ve sorumlulukların eksiksiz yerine getirilmesi, alınan kararların uygulamaya geçirilmesi ve dere yatakları başta olmak üzere riskli alanlarda kurallara aykırı yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.
"GEÇEN HAFTA YAŞADIĞIMIZ TAŞKINLAR MARMARA İÇİN MİLAT OLMALI"
Gül, yağışların hangi sıklıkla gerçekleşeceğinin kesin olarak öngörülemeyeceğini ancak gerekli önlemlerin alınmasıyla olası zararların azaltılabileceğini ifade etti.
Sel felaketinin yol açtığı ekonomik kayba da değinen Gül, "Yılda bir olur, üç yılda bir olur, bin yılda bir olur... Bunun ne zaman olacağı belli değil ve olduğunda bizim için sadece istatistik olan, 'Her yıl bu kadar yağış yağarken, bu sene bu kadar yağış yağdı.' diyebileceğimiz mesele birilerinin ocağını söndürüyor. Dolayısıyla da maddi manevi kayıplarımız var. Sadece bu son selde yaklaşık 10 milyara yakın doğrudan ve dolaylı bir zarar söz konusu. Vefat eden hemşerilerimizin acısı zaten parayla pulla ölçülmez." diye konuştu.
Su kaynaklarının doğru yönetilmesinin önemine işaret eden Gül, suyun kıtlığında kuraklıkla mücadele edilmesi, bol olduğu dönemlerde ise depolanması, korunması ve uygun koşullarda taşınmasına yönelik mühendislik çözümlerinin uygulanmasıyla sorunların giderilebileceğini ifade etti.
Gül, şöyle devam etti: "Bu aşamadan sonra nasıl 17 Ağustos depremi bir milat oldu, geçen hafta yaşadığımız taşkınlarla İstanbul'umuz başta olmak üzere Marmara için bir milat olması lazım. Bütün rakamlar değişti, bütün beklentilerimiz değişti. Ne zaman nerede akacağını çok kestiremiyoruz. Suyu usulüne uygun depoladığımız, usulüne uygun kanalları ıslah edip usulüne uygun engel olmadığımız müddetçe hiçbir riski yok, çok rahat yönetilebilir ve bundan istifade edilebilir."
"SU KAYNAKLARININ KORUNMASI VE VERİMLİ KULLANILMASI ÖNEMLİ"
Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever de iklim değişikliğinin Türkiye'nin su kaynakları ve afet yönetimi üzerindeki etkilerine değindi. Sever, Paris Anlaşması'nın hedefleri doğrultusunda Türkiye'nin 2053 yılı için net sıfır emisyon hedefi belirlediğini kaydederek, iklim değişikliğine uyum çalışmalarının su, tarım ve sanayi gibi birbiriyle ilişkili sektörler açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Türkiye'de mevcut durumda Gediz, Meriç-Ergene, Akarçay ve Konya havzalarının su açığı verdiğini belirten Sever, gerekli tedbirlerin alınmaması halinde 2030 yılına kadar diğer havzaların da benzer sorunlarla karşılaşabileceğine dikkati çekti. Sever, Marmara Havzası'nda su açığının giderilmesi ve gerekli tedbirlerin uygulanması için 85 milyar liralık bir yatırım ihtiyacının bulunduğunu belirtti.
Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılmasının önemine işaret eden Sever, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Emine Erdoğan'ın öncülüğünde yürütülen "Suda Sıfır Kayıp" ilkesi kapsamında su verimliliğinin artırılmasına yönelik çalışmaların önemli olduğunu vurguladı. Sever, evlerde suyun tasarruflu kullanılması, çatılarda biriken yağmur sularının değerlendirilmesi, gri suların arıtılarak yeniden kullanılması ve şehirlerde suyun doğal yollarla tutulmasını sağlayan "sünger şehir" uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti.
Toplantıda ayrıca Marmara Havzası'ndaki su yönetimine ilişkin genel bir değerlendirme yapıldı. Program kapsamında su kaynaklarının korunmasına yönelik tedbirler ve Marmara Havzası Taşkın Yönetim Planı hakkında sunumlar gerçekleştirildi.
Toplantıda, 2025 yılı Marmara Havza Su Kurulu kararları ile 2026 yılı Marmara Havzası İl Su Kurulu kararları da değerlendirilerek, havzadaki mevcut duruma ilişkin analiz yapıldı.





