Libya Temsilciler Meclisi, Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin imzalanan Mutabakat Zaptı'na onay verdi. Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşması, her iki ülkenin de Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını korumayı amaçlıyor. Anlaşma, Doğu Akdeniz'deki dengeleri önemli ölçüde değiştirme potansiyeli barındırıyor.​​​​​​​

Türkiye ve Libya arasındaki anlaşma, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin (GKRY) adanın tek sahibi gibi davranarak ve hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde 2003'ten bu yana deniz yetki alanını sınırlandırmaya yönelik attığı tek taraflı adımlara güçlü cevap niteliği taşıyor. Yunanistan, Doğu Akdeniz'de "Sevilla Haritası"yla vücut bulan maksimalist hedefleriyle Türkiye'yi Antalya Körfezi ve çevresinden ibaret dar bir deniz alanına hapsetmeyi amaçlıyordu.

CNN Türk Shorts

TÜRKİYE-LİBYA İLİŞKİLERİ YILLAR İÇİNDE NASIL ŞEKİLLENDİ?

Libya'daki siyasi çıkmazı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimler devam ederken Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Saddam Hafter ile yaptığı son görüşme, [1] Libya'nın farklı güç odaklarıyla yürütülen diyaloğun giderek genişlediğine işaret ediyor. Ankara, uzun yıllar Trablus'taki uluslararası toplum tarafından tanınan hükümeti desteklerken [2] son dönemde Libya'nın doğusundaki siyasi ve askeri liderliğiyle temaslarını da kademeli olarak genişletti. Bu yaklaşım, Libya'daki tüm temel aktörlerle diyalog kanallarını açık tutarak siyasi uzlaşıyı ve devlet kurumlarının yeniden birleşmesini desteklemeyi amaçlayan daha kapsamlı bir stratejinin yansımasıdır.

Halife Hafter'in 4 Nisan 2019'da Trablus'a yönelik saldırısının ardından Türkiye, Libya ile uluslararası toplum tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) üzerinden bir ilişki geliştirdi. Türkiye'nin desteği, başkentin savunulmasının ötesine geçerek savunma işbirliği, askeri eğitim ve güvenlik kurumlarının kapasitesinin artırılmasını kapsadı. Bu süreçte Libya'nın güvenlik yapılarının kurumsallaşması ve uzun vadede silahlı kuvvetlerin yeniden birleştirilmesine yönelik adımlar da desteklendi. Hafter'in ilerleyişini durdurarak sahadaki askeri dengeyi değiştiren bu müdahale, büyük çaplı çatışmaların sona ermesine katkı sağladı ve 2020'den bu yana büyük ölçüde korunan ateşkes sürecinin önünü açtı.

2020 ateşkesinin ardından Türkiye ile Libya'nın doğusu arasındaki temaslar, insani yardım ve yeniden imar alanlarında başlayarak zamanla siyasi, ekonomik ve savunma işbirliğini de kapsayacak şekilde genişledi. Saddam Hafter'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği çok sayıda ziyaret [3] ve üst düzey Türk yetkililerle yaptığı görüşmelerle bu yakınlaşmada merkezi bir rol oynadı.

Ankara'nın Libya'nın doğusuna yönelik açılımı, Trablus ile olan köklü ortaklığını zayıflatmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Abdulhamid Dibeybe ile işbirliğini teyit ederken [4] Türk yetkililer aynı zamanda ülkenin doğusundaki liderlerle olan ilişkilerini de derinleştirdi. Buna örnek olarak, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın'ın Bingazi'ye [5] yaptığı ziyaretler ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Saddam Hafter ile görüşmesi verilebilir. Bu bağlamda her iki tarafla da diyaloğu sürdüren Türkiye, Libya'nın siyasi uzlaşısını ve kurumsal yeniden birleşmesini destekleyebilecek az sayıdaki dış aktörden biri konumuna geliyor.

Öte yandan Libya'nın stratejik önemi, siyasi bağlamının ötesine uzanıyor. Afrika'nın en büyük kanıtlanmış petrol [7] rezervlerine sahip olan ülke, ihracat ve kamu gelirlerinin büyük bölümünü hidrokarbonlardan elde ediyor ve petrol, Libya ekonomisinin can damarı olma özelliği taşıyor. Ancak uzun süreli çatışma, siyasi parçalanma ve sık yaşanan üretim kesintileri, Libya'nın enerji kaynaklarından tam anlamıyla yararlanmasını engelledi. Bu da altyapının zarar görmesine ve yabancı yatırımın azalmasına yol açtı. Libya enerji sektörünü canlandırmaya çalışırken, Türkiye güvenlik alanındaki angajmanını giderek genişleyen ekonomik ve enerji işbirliğiyle tamamlıyor.

Son yılların önemli gelişmelerinden biri, 2019'da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzalanan ve Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarını belirleyen Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması oldu​​​​​​​. Bu mutabakat, Türkiye'nin stratejik çıkarlarını ilerletirken, aynı zamanda Libya'nın münhasır ekonomik bölgesi (MEB) üzerindeki deniz iddialarını ve egemenlik haklarını da güçlendirerek gelecekteki açık deniz enerji arama faaliyetleri ve daha derin ikili işbirliği için bir zemin oluşturdu.

Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi (TM) başlangıçta bu mutabakatı reddetmiş olsa da mutabakatı yeniden ele alma ve onaylama yönündeki son kararı, Ankara ile doğu Libya arasındaki ilişkilerde daha geniş bir iyileşmeye işaret ediyor. Onaylanması halinde mutabakat, ikili enerji işbirliğini güçlendirecek ve stratejik açıdan önemli bir konuda Libya'nın rakip güç merkezleri arasında artan bir yakınlaşmanın açık bir göstergesi olacak.

Günlük Haber Özetiniz

En Son Haberler