■ Temiz Enerji Dönüşümü ve Elektrifikasyon

■ Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri

■ Elektrifikasyon: 2035 yılına kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35’e çıkarılması.

■ Sıfır Atık ve Metan Azaltımı: Atık kaynaklı metan emisyonlarında yüzde 50 oranında küresel bir düşüş sağlanması.

■ Dirençli Şehirler ve Binalar: Bina enerji yoğunluğunun küresel ölçekte yüzde 25 azaltılması.

■ Yeşil Sanayileşme: Sanayi sektöründe döngüsel (geri dönüştürülmüş) malzeme kullanım payının yüzde 15’e ulaştırılması.

■ Her Alanda Farkındalık: 2030 yılına kadar okul müfredatlarında iklim eğitiminin yaygınlaştırılması ve 2035’e kadar toplum farkındalığının artırılması.

■ İklim Uygulama Köprüsü: Gelişmekte olan ülkelerin iklim projelerini hayata geçirebilmeleri için finansman ve teknoloji transferini kolaylaştıran bir iş birliği mekanizmasının kurulması.

Bakan Kurum, öncelikleri açıklarken şunları söyledi: “Sıfır Atık yaklaşımını güçlendirerek döngüsel üretim modellerini yaygınlaştırmayı; metan emisyonlarının ve gıda israfının azaltılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Dünyanın bütün gençlerinin iklim eğitimi süreçlerine ve iklim karar alma mekanizmalarına daha güçlü biçimde katılımını sağlayarak iklim okuryazarlığını artıracağız ve yeşil istihdam alanlarını geliştireceğiz. Su kıtlığına uyumlu tarım ve gıda sistemlerini desteklemeyi, kuraklık ve gıda için su yönetimi konularına odaklanmayı, gıdaya erişimi kolaylaştıracak araçlar geliştirmeyi hedefliyoruz. Yeşil sanayileşmeye geçiş sürecini hızlandıracağız. Enerji verimliliğini artırmayı ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırarak emisyonların azaltılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Akdeniz’den Afrika’ya ve Pasifik’e uzanan hatta dirençliliği sağlamak istiyoruz. İklim Eylemi Uygulama Mekanizması ile finansmanı harekete geçirmeyi planlıyoruz. Sürdürülebilir finansman ve risk sigorta mekanizmalarıyla iklime dirençli şehirlere ulaşmayı hedefliyoruz. Başta Akdeniz ve Pasifik olmak üzere hassas deniz ekosistemlerinde iklim direncini güçlendirmek için de çalışacağız.”

Elektrik günümüzde küresel nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 21’ini oluştururken küresel ekonominin yüzde 40’ından fazlasını temsil eden sektörler için de temel enerji kaynağı. Elektrik kullanımı küresel enerji talebinden yaklaşık dört kat daha hızlı büyüyor. Enerji dönüşümü, şebeke altyapısı, depolama, verimlilik, elektrifikasyon ve kritik teknolojilere erişimi kapıyor. Emisyonları azaltırken enerji arz güvenliğini güçlendirmeyi, enerjiyi uygun maliyetli kılmayı ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyor.

Elektrifikasyonun; yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve evrensel enerji erişimiyle birlikte hızlandırılması, binalar, ulaştırma ve sanayi dâhil pek çok sektörde emisyon azaltımı sağlayabilecek. Elektrifikasyon, insanların ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamak üzere elektrik sistemlerinin genişletilmesi ve fosil yakıt kullanımının, elektrifikasyona dayalı ulaşım, ısıtma, soğutma, yemek pişirme ve endüstriyel süreçlerle ikame edilmesi anlamına geliyor. Elektrifikasyon seviyeleri büyük ekonomiler genelinde önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Örneğin; nihai tüketimdeki elektrik payı, son on beş yılda diğer büyük ekonomilerden daha hızlı elektrifikasyon yapan Çin’de yaklaşık yüzde 28’e ulaşırken, bu oran Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık yüzde 22 ve Avrupa Birliği’nde yüzde 21 seviyelerinde.

Elektrifikasyon, enerji dönüşümünün en önemli bileşenlerinden biri. 2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefi iddialı ama ulaşılabilir bir hedef olarak görüldü. Yaklaşık 730 milyon insan elektriğe erişemezken, 2 milyar insan kirletici pişirme yöntemlerine bağımlı durumda; bu durum yılda 3.7 milyon erken ölümle ilişkilendiriliyor.

ABD Çevre Koruma Ajansı’na (EPA) göre sanayi, dünya genelindeki nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 37’sinden ve enerji kaynaklı küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 24’ünden sorumlu olduğundan, uluslararası iklim hedeflerine ulaşılması için endüstriyel dönüşüm büyük önem taşıyor. Sanayide yeşil dönüşümle üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının 2035’e kadar en az yüzde 15 seviyesine ulaşması ve böylece hem emisyon azaltımı hem de kaynak tasarrufu sağlanması bekleniyor. Uluslararası iş birliği ile rekabetçi, dayanıklı ve düşük karbonlu sanayi üretimini hızlandırılması amaçlanıyor.