TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Portekiz'e düzenlediği resmi ziyaret öncesinde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, fon soruşturmasına ilişkin, "Ümit ederim ki herkes tarafından titizlikle takip edilen bu konuda yapanın yanına kar kalmayacak bir kararlılıkla meselenin üstüne gidilecektir." dedi. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında Meclis'te kurulacak İzleme Komisyonunun kuruluş takvimine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun oluşmasındaki "müzakereci yöntemi" burada da izleyeceklerini bildirdi. "Erken seçim" tartışmaları hakkında da bir soru üzerine değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, "Eğer TBMM'de 360'tan fazla milletvekili seçimi yenilemek isterse ve hangi tarihte yenilemek isterse o yenileme süreci başlamış olur." ifadelerini kullandı.

Son dakika... TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Portekiz'e düzenlediği resmi ziyaret öncesinde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

FON SORUŞTURMASI: HEPSİNDEN HESAP SORULMALIDIR

Fon soruşturmalarına ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, hassas bir konu olduğunu ve çok büyük bir kitleyi ilgilendirdiğini söyledi. Kurtulmuş, "Bu insanların tamamı 3-5 kuruş biriktirdikleri helal paralarından kazanç elde etmek için borsaya yatırım yapmışlar, bunların paraları üzerinde kim spekülasyon yaptı, kim haksız kazanç sağladıysa burunlarından fitil fitil getirilmelidir, hepsinden hesap sorulmalıdır." ifadelerini kullandı.

Meseleyi "helalleşmenin mümkün olmadığı" bir konu olarak tanımlayan Kurtulmuş, çok sayıda insanın gelecek hayaline el konulmasının "affedilemez" olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, "Ümit ederim ki, Türkiye ekonomisinin, sadece dar bir alanında, borsanın da dar bir alanında etkili olur ve kısa süre içerisinde alınan tedbirler sonuçlarını vererek de Borsa İstanbul selamete kavuşmuş olur." temennisinde bulundu.

Türkiye'de ekonomik güvenlik konusunda en ufak bir tartışmanın gündeme gelmeyeceği bir sürecin yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Ümit ederim ki herkes tarafından titizlikle takip edilen bu konuda yapanın yanına kar kalmayacak bir kararlılıkla meselenin üstüne gidilecektir." dedi.

Soruşturmada bazı milletvekillerinin adının da geçtiği anımsatılarak, "Eğer savcılık süreci, yargısal boyuta taşırsa ve Meclis'e tezkere gönderirse bu dönem içerisinde dokunulmazlıkların kaldırılması meselesi tıpkı diğer yolsuzluk süreçleriyle karşı karşıya kalan milletvekillerininkine benzer bir şekilde karşımıza çıkacak mı?" diye sorulması üzerine Kurtulmuş, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda Meclis Başkanlığına bırakılmış bir inisiyatif bulunmadığını dile getirdi.

Tezkerelerin Meclis Başkanlığı tarafından teamül gereği Karma Komisyona havale edildiğini anlatan Kurtulmuş, "Meclis henüz tatilde, bu konu Meclis'e gelmiş değil, herhangi bir fezleke oluşmuş değil. Fezlekeler geldiğinde de izlenecek süreç bellidir." açıklamasında bulundu.

"TÜRKİYE'NİN DİPLOMASİ ALANINDAKİ BÜYÜK BİR BAŞARISIDIR"

Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki (BMGK) konuşması ile Netanyahu'nun BM Genel Kurul'undaki Türkiye'ye yönelik sözlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, Erdoğan'ın insanlık cephesinin kararlılığını vurgulayan ve soykırımcı Netanyahu ve çetesinden hesap sorulması konusundaki küresel vicdanı dile getiren bir konuşma yaptığını anlattı.

Netanyahu'nun "köşeye sıkışmışlığın verdiği bir çaresizlikle konuştuğunu" belirten Kurtulmuş, Netanyahu'nun şimdiye kadar BMGK'deki en yoğun protestoya muhatap olduğuna işaret etti.

"Bu, şimdiye kadar hiç olmamış bir şey." diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bir tarafta siyonist ideolojinin geldiği nokta açısından büyük bir nefret oluştuğunu görüyor, bir taraftan da bir savaş suçlusu olarak ilan edilmiş bir hükümet başkanı olarak akıbetinin ne olacağını o salondaki reaksiyonla görüyor. Çok net söylüyorum, salondaki reaksiyon, 7 Ekim saldırılarından sonra İsrail'in yaptığı soykırımlara karşı insanlığın vicdanının uyanışa geçmesidir. Artık hesap sorma vaktinin yaklaştığının göstergesidir. İsrail hükümeti, siyonist rejim oluşturduğu nefret dalgasında boğulacağını görüyor. Netanyahu'nun burada Türkiye'yi hedef alması, Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alması da bundan dolayıdır. Çünkü 7 Ekim'in hemen ertesi gününden itibaren, yani İsrail'in saldırıları başladığından itibaren en güçlü reaksiyonu ortaya koyan Türkiye'dir, Sayın Cumhurbaşkanımızdır, bizlerizdir."

7 Ekim'den bu yana katıldığı bütün uluslararası toplantılarda çoğu ülkenin siyonist lobinin gücünden korktuğu için "gık dahi çıkaramadığını" zaman içerisinde bunun hızlı bir şekilde yön değiştirdiğini kaydeden Kurtulmuş, "Hangi uluslararası toplantıya gidersek gidelim neredeyse İsrail lehine konuşacak tek tük ülke dışında kimse kalmadı. Herkes bizim ortaya koyduğumuz noktaya geldi. Bu aslında Türkiye'nin diplomasi alanındaki büyük bir başarısıdır. İnşallah soykırımcı çetenin de cezalandırıldığını görmek nasip olur." diye konuştu.

Kurtulmuş, "Acaba İsrail Netanyahu'dan kurtularak üzerindeki bu nefreti atmak gibi bir strateji içerisinde mi? Trump da buna dahil." şeklindeki soruya ise şu cevabı verdi:

"Netanyahu çok agresif bir politika izledi. İsrail devletinin siyonist ideolojiden vazgeçmesi mümkün değil. Zaman zaman İzak Rabin gibi sosyal demokratlar da İsrail'de yönetimde oldular, Filistinlilere daha çok hak tanıyan, insan hakları ve özgürlükleri konusunda daha duyarlı olan yönetimler geldi ama sonuç itibarıyla İsrail'de devlet politikası olarak hep siyonizm benimsendi. Siyonizme direkt karşı olan, siyonizmi hedef alan herhangi birisinin de İsrail'de çok uzun soluklu kalması mümkün olmadı. Bunu bilmek lazım. Ama öyle görünüyor ki bu hükümetin işi, oldukça zor."

"ESKİSİ KADAR YOĞUN BİR ÇALIŞMA TEMPOSU OLMAYACAK"

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında Meclis'te kurulacak İzleme Komisyonunun kuruluş takvimine ilişkin soruyu da yanıtlayan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun oluşmasındaki "müzakereci yöntemi" burada da izleyeceklerini bildirdi.

Meclis'in, "üçüncü göz" olarak sürecin nasıl devam ettiğini millet adına takip edeceğini belirten Kurtulmuş, "Komisyonu, ümit ediyorum en kısa süre içerisinde oluştururuz. Meclis'te grubu bulunan partilerin hepsinin temsil edileceği bir yapının olması, oluşması lazım. Bu süreçte Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında oluşturulan kurulla da işbirliği halinde, onlarla da temas halinde eğer bir yasal düzenleme ihtiyacı ortaya çıkarsa bunun oluşmasıyla ilgili süreci yönetmek ve hepsinden önemlisi de millet adına bu sürecin sahiplenilmesini temin etmektir. Eskisi kadar böyle yoğun bir çalışma temposu olmayacağı aşikar." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, "Bu komisyon bizzat sahada çalışacak mı?" sorusunu "Hayır. Sahada olup biteni izlemek devletin resmi güvenlik kurullarının görev ve sorumluluğu." şeklinde cevapladı.

Siyasetin çok hevesli olmadığı ve "ağırdan alındığına yönelik eleştirilerin bulunduğu hatırlatılan Kurtulmuş, "Sürece ilişkin bir teklifi açık söyleyeyim 467 oyla kabul etmiş olan bir parlamento, Türkiye siyasetinin merkezi, Türkiye siyasetinin kalbi bu konuyu asla ağırdan almayacağını da deklare etmiş demektir." diye konuştu.

Büyük bir kamuoyu desteği bulunan süreçten hoşlanmayan, bu işin olmaması için seferber olanların süreci akamete uğratmak istediğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Siyaseti itibarsızlaştırmak için 'Kararsızlar, işi zamana yayıyorlar.' şeklindeki eleştirilerin tamamının art niyetli olduğunu düşünüyorum. Açıkçası her şey tıkır tıkır kendi süreci içerisinde işliyor. İnşallah örgüt bir an evvel silahları bıraktığını gösterir, bu tespit ve teyit edilir, tabi bundan daha da önemli olan şey zihinlerindeki silahları bırakırlar ve artık silahın olmadığı, sözün olduğu ve insanların birlikte barış içinde yaşadığı bir süreci başlatırız." dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Herkesin ayrılıkçı bir dil kullanmaktan vazgeçmesi, bazı çevrelerin de ayrımcı bir dil kullanmaktan vazgeçmesi lazım. Yeni dönem, hiç şüphesiz yeni bir dili gerektiriyor, yeni bir anlayışı gerektiriyor. Buna uygun hareket edilmesi, herkesin menfaatinedir." ifadelerini kullandı.

Terör meselesinin en kısa süre içerisinde geride kalacağını belirten Kurtulmuş, sürece çomak sokmaya çalışanların kaybedeceğini, Terörsüz Türkiye konusunda asla taviz verilmeyeceğini vurguladı.

"BU KADAR YÜKSEK OYLA KABUL EDİLEN BAŞKA BİR HUKUKİ METİN YOKTUR"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, bir soru üzerine PJAK'ın da kendileri açısından bir risk olmaktan çıktığını belirtti.

Irak'ta da silahlı milislerin hızlı bir şekilde devlete entegrasyonunun temin edilmesiyle sadece "Terörsüz Türkiye" değil "terörsüz bölge"nin de yavaş yavaş gerçekleşmeye başlayacağını kaydeden Kurtulmuş, "Bu işten rahatsız olan başta İsrail olmak üzere birtakım provokatif unsurların varlığını biliyoruz. Herkes çok dikkatli olsun. Söz kolaydır, sözü herkes söyler, söylenen sözün eylem olarak bir karşılığı yoksa bir önemi yok. Mühim olan sahada bunların gerçekleştirilmesi, yürürlüğe geçmesi ve barış ve kardeşlik üzerine kurulu yeni bir dönemin tesis edilmesidir." ifadesini kullandı.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin 467 "kabul" oyuyla yasalaşmasına ilişkin bir soruya Kurtulmuş, "Çok büyük bir oy alacağını bekliyorduk ama bu beklentilerin üstünde bir rakamdır. Gerçekten çok iyi bir sonuçtur. Bildiğim kadarıyla parlamento tarihimizde de bu kadar yüksek oyla kabul edilen başka bir hukuki metin yoktur." diyerek karşılık verdi.

"SİYASİ GÜNDEM SEÇİMİN YENİLENMESİ DEĞİLDİR"

Kurtulmuş, Türkiye'nin sivil, çağdaş, kapsayıcı, kuşatıcı, demokratik yeni bir anayasaya ihtiyacının olduğunu belirterek, "Bu Meclisin bunu yapma gücüne, kudretine sahip olduğu kanaatindeyim. Bazılarının konuştuğu 'kurucu Meclis' gibi tartışmaları tamamıyla antidemokratik bulurum. Bu Meclis, yeni anayasayı yapabilir. Ayrıca tam da zamanıdır. 'Başka bir mevsime bırakalım' görüşünü de doğru bulmam." diye konuştu.

"Erken seçim" tartışmaları hakkında da bir soru üzerine değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, "Eğer TBMM'de 360'tan fazla milletvekili seçimi yenilemek isterse ve hangi tarihte yenilemek isterse o yenileme süreci başlamış olur." dedi.

Bu konuda hazırlık olmadığını ifade eden Kurtulmuş, "Seçimin yenilenmesi meselesi, siyasi iklim meselesidir. Şu anda Türkiye'nin gündeminde etkin, hakim olan siyasi gündem, seçimin yenilenmesi değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, "Yeni Anayasa" çalışmaları konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini belirterek, bu dönem bu çalışmaların yapılabileceğini aktardı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin büyük oranda oturduğunu ifade eden Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Halk tarafından da kabul gördüğü kanaatindeyim. Çünkü kaç kere seçime gidildi, anayasa dahil. O anayasanın gerektirdiği cumhurbaşkanlığı seçimleri dahil Türkiye üç kere seçime, yani bir referandum iki genel seçime gitti. Dolayısıyla bu sistemi fiilen millet onaylamış oldu. Ama daha evvel de Cumhurbaşkanlığı bünyesinde çalışmalar yapıldı, diğer siyasi partilerin teklifleri mutlaka olacaktır; aksayan, eksik yönleri, revize edilmesi gereken yönleri tabi ki gündeme getirilebilir. Ayrıca bir anayasa yapmaktan bahsediyorsak, hele hele anayasada belli köklü değişikliklerden bahsediyorsak bunun yolu masaya herkesin getirdiği fikirlerde uzlaşmaktır. Bunun için de partiler kendileri açısından kırmızı çizgileri ortaya koyarlar, eğer o kırmızı çizgilerin olmadığı alanlarda bir uzlaşı çıkarsa, ortaya bir mutabakat metni de çıkar diye düşünüyorum. Zor ama dediğim gibi daha zor olanı başarmış bir Meclis'te konuşuyoruz."

"DERDİMİZ BU ÇALIŞMALARIN DAHA VERİMLİ HALDE OLMASINI TEMİN ETMEK"

Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nun değiştirilmesi gerektiğine yönelik açıklamalarını şu ifadelerle değerlendirdi:

"Bu teklifi, doğru ve yerinde bir teklif olarak telakki ediyorum. Siyasi hayatım boyunca şuna inanmış birisiyim. Bir ülkenin demokratik topografyasını dört yasal metin ortaya koyar. Anayasası, siyasi partiler yasası, seçim yasası ve Meclis İçtüzüğü. Bu dört metnin demokratik bir revizyona ihtiyaç duyduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla bu Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasasının değiştirilmesi teklifini son derece olumlu ve yerinde buluyorum."

Meclis İçtüzüğünün de değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, "Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, dünyanın en uzun çalışan, en ciddi çalışan, en kesintisiz çalışan parlamentolarından birisi TBMM ama verimlilik açısından TBMM nasıl diye sorarsanız, o konuda aynı şeyi söyleyemiyoruz maalesef. Derdimiz bu çalışmaların daha verimli halde olmasını temin etmektir. Yoksa A partisinin ya da B partisinin sözünün kesilmesi, kısılması değildir." şeklinde konuştu.

Mekke Savunma Anlaşması'nın Husilerin yaptığı söylenen saldırı üzerine kurulduğu fikrinin çok yanlış olduğunu anlatan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Bölge ülkeleri açık bir tehditle karşı karşıya. Dolayısıyla Mekke Savunma Anlaşması aslında bölge ülkelerini şimdiye kadar korunamadıkları saldırılardan koruyabilmek için gündeme gelmiş olan bir anlaşma. Henüz fikir safhasında. Evet, anlaşma imzalandı, ortaya bir sonuç çıktı, genel sekreteri atandı, çok taze bir gelişme. Ümit ediyorum ki bu anlaşma genişleyerek devam etsin. Diğer bölge ülkelerinin de içinde olduğu, hatta ve hatta geniş İslam coğrafyasından ülkelerin de katkı sunduğu bir ortak şemsiye haline dönsün. Böyle baktığınız zaman zaten Mekke Savunma Anlaşması ilk andan itibaren söylenildiği gibi herhangi bir savunma paktına alternatif değildir, herhangi bir devlete de karşı yapılmış bir anlaşma değildir."

Kurtulmuş, Mekke Savunma Anlaşması'nın TBMM'nin de gündemine geleceğini aktardı.