Kura çekiminde son torbadan, 16. ve son seri başı olarak çıkan milliler, Vincenzo Montella’nın da işaret ettiği üzere bu düzeyde peş peşe maç temposuna henüz alışık değil. Güçlü rakipler karşısında şimdilik tecrübe biriktirirken sahada üretilen fırsatlar skora yansımıyor: Dört maçta ortalama 6,8 beklenen gol (xG) değerine rağmen yalnızca iki gol atılabildi. Bu sonuçla birlikte Ekim 1987-Mart 1988 döneminden bu yana ilk kez üst üste dört mağlubiyet yaşandı.
Dört kademenin tamamında Türkiye’den daha fazla gol yiyen yalnızca üç ülke bulunuyor: A Ligi’nde 3 puanla 3. sırada bulunan Hırvatistan (14), B Ligi’nde Romanya (13) ve C Ligi’nde San Marino (16). Aynı dönemde kura çekimine bir üst sıradan giren Yunanistan ise Almanya, Hollanda ve Sırbistan’ın yer aldığı grupta liderlik yarışının içinde.
Format değişikliği, düşme riskini bir miktar yumuşatıyor. Bu sezona özel olarak A Ligi’nde yalnızca en kötü iki grup sonuncusu doğrudan B Ligi’ne inecek; diğer iki grup sonuncusu ile en kötü iki grup üçüncüsü, B Ligi’nden gelecek takımlarla play-off oynayacak. Dolayısıyla Türkiye grubu son sırada bitirse bile diğer grup sonuncularından daha fazla puan toplarsa play-off hakkı elde edebilir. Çekya ve Sırbistan’ın da puansız olması, Fransa ve Belçika maçlarını daha kritik hale getiriyor. Son iki karşılaşmayı kazanıp Belçika’yı ikili averajla geride bırakma ihtimali teorik olarak duruyor; ancak bu senaryo zor görünüyor ve üçüncü sırada kalınsa bile play-off olasılığı ağır basıyor.






