Diyet ve şekersiz gazlı içecekler, kilo kontrolüne yardımcı oldukları düşüncesiyle uzun yıllardır tercih ediliyor. Ancak yapay tatlandırıcıların sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmalar, bu içeceklerin gerçekten ne kadar güvenli olduğu sorusunu gündemde tutuyor. Liverpool Üniversitesi’nde yürütülen yeni bir araştırma ise diyet içecekler ve su arasında dikkat çekici bir karşılaştırma ortaya koydu.
İki yıl süren çalışmanın sonuçları, kilo vermeye çalışanların içecek tercihlerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Araştırmacılar, fazla kilolu veya obez 493 yetişkini çalışmaya dahil ederek katılımcıları rastgele iki gruba ayırdı. Gruplardan birine her gün sade su, diğerine ise piyasada bulunan diyet içecekleri tüketmesi önerildi.
Her iki grup da kilo vermeyi ve verilen kiloları korumayı amaçlayan yapılandırılmış bir davranışsal destek programına katıldı. Araştırmada kullanılan diyet içecekler, aspartam, asesülfam potasyum ve sukraloz gibi düşük veya sıfır kalorili tatlandırıcılar içeriyordu. Bilim insanları, iki yıl boyunca katılımcıların kilo değişimlerini ve sağlık göstergelerini takip ederek farklı içecek tercihlerinin sonuçlarını karşılaştırdı.
Çalışmanın sonunda her iki grupta da kilo kaybı yaşandığı belirlendi. Ancak sonuçlar, diyet içecek tüketen grupta daha dikkat çekici bir tablo ortaya çıkardı. İki yıllık takip sürecinde diyet içecek tüketen katılımcılar ortalama 4,8 kilogram verirken, su içen gruptaki katılımcıların ortalama kilo kaybı 3,8 kilogram oldu.
Her iki gruptaki katılımcıların da verdikleri kiloların önemli bir bölümünü koruduğu görüldü. Buna rağmen araştırmacılar, iki grup arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığını vurguladı. Bu nedenle diyet içeceklerin suya kıyasla daha fazla kilo kaybı sağladığını söylemek mümkün değil. Araştırmanın sonuçları, diyet içeceklerin kilo yönetiminde suya benzer bir alternatif olabileceğine işaret ediyor.
Katılımcıların bel ve kalça ölçülerinde azalma görülürken, vücut kompozisyonu ve metabolik sağlıkla ilişkili bazı göstergelerde de iyileşmeler kaydedildi. Ayrıca her iki grupta da şeker tüketimi azaldı. Bu düşüş, diyet içecek tüketenlerde bir miktar daha belirgin oldu.Araştırmacılara göre elde edilen bulgular, şekerli içeceklerin yerine düşük veya sıfır kalorili alternatifler tüketmenin kilo yönetimi sürecinde değerlendirilebileceğini gösteriyor.
Ancak bu sonuçlar, diyet içeceklerin suyun yerini alması gerektiği anlamına gelmiyor. Diyet gazlı içeceklerle ilgili tartışmaların merkezinde yalnızca kilo kaybı bulunmuyor. Bazı bilim insanları, yapay tatlandırıcıların açlık ve tokluk mekanizmalarını etkileyebileceğini, tatlı tüketme isteğini artırabileceğini ve bağırsak sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabileceğini öne sürüyor.
Daha önce yapılan bir araştırmada, sukraloz tüketiminin beyinde açlığın düzenlenmesinde rol oynayan hipotalamusta, şekere kıyasla daha fazla aktiviteyle ilişkili olduğu belirlendi. Bu etki özellikle obez katılımcılarda daha belirgin görüldü. Aynı katılımcılar, kendilerini daha aç hissettiklerini de bildirdi. Araştırmacılar ayrıca hipotalamus ile motivasyon ve karar verme süreçlerinde rol oynayan diğer beyin bölgeleri arasında daha güçlü bağlantılar gözlemledi.
Bu bulgular, yapay tatlandırıcıların bazı kişilerde iştahı ve yeme davranışlarını etkileyebileceği yönündeki endişeleri artırdı. Araştırmada değerlendirmelerde bulunan Profesör Jason Halford, besleyici olmayan tatlandırıcılar içeren içeceklerin kilo kontrolü sağlamaya çalışan kişiler için şekerli içeceklere alternatif sunabileceğini belirtti.
Halford, iki yıllık çalışma süresince diyet içeceklerin suyla benzer sonuçlar ortaya koyduğuna dikkat çekti.Liverpool Üniversitesi Psikoloji Fakültesi Dekanı Profesör Joanne Harrold da araştırmanın, tatlandırıcıların iştahı bozduğu veya kilo alımına yol açtığı yönündeki endişelerin uzun vadeli ve kontrollü bir çalışmada doğrulanmadığını gösterdiğini ifade etti.
Araştırmacılar, elde edilen verilerin yapay tatlandırıcıların uzun vadeli etkilerine ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırabileceğini düşünüyor. Ancak bulguların farklı gruplarda ve daha geniş araştırmalarla desteklenmesi, bu içeceklerin sağlık üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, uzun vadeli kilo kontrolü amacıyla şeker içermeyen tatlandırıcıların kullanılmasını önermiyor. Bu yaklaşımda, tatlandırıcıların uzun vadeli faydalarına ilişkin belirsizlikler ve gözlemsel çalışmalardan elde edilen kanıtlar etkili oluyor.Yeni araştırmanın sonuçları, bu konudaki mevcut önerilerin yeniden değerlendirilmesi tartışmalarını da gündeme getirebilir.
Halford, çalışmanın uluslararası tartışmalarda eksikliği hissedilen uzun vadeli klinik kanıtlar sağladığını ve bulguların gelecekteki sağlık rehberlerine katkıda bulunabileceğini belirtti. Öte yandan şeker tüketimini azaltmak, halk sağlığı açısından önemini koruyor. ABD’de 140 milyondan fazla kişinin düzenli olarak yapay tatlandırıcı tükettiği tahmin ediliyor.
Amerikan Kalp Derneği, günlük ilave şeker tüketiminin erkeklerde 9, kadınlarda ise 6 çay kaşığını aşmamasını öneriyor. Ancak ABD’de günlük ortalama tüketimin yaklaşık 17 çay kaşığı olduğu belirtiliyor.New York Post'un Unexpected truth about diet soda vs. water revealed in new study başlıklı haberinden derlenmiştir.





