Demirci, son 4-5 yılda eczacılık alanında istihdam sorununun önemli bir gündem haline geldiğini belirtti.
Eczacıların istihdam olanaklarının artırılması amacıyla çalışmalar yürüttüklerini anlatan Demirci, bu kapsamda İŞKUR ile genç eczacıların eczanelerde yardımcı eczacı olarak istihdam edilmesine yönelik protokol imzalandığını bildirdi.
Protokolün yürürlüğe girmesinin ardından son bir ayda yaklaşık 1600 eczacının eczanelerde çalışmaya başladığını aktaran Demirci, "Eczacıların koşullarını iyileştirebilmek amacıyla daha iyi bir ücret politikası oluşturulması noktası için çalışıyoruz. İŞKUR'la işbirliğimizi geliştirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Demirci, eczacı istihdamının yalnızca eczanelerle sınırlı olmadığını vurgulayarak, kamu kurumları, hastaneler, sağlık müdürlükleri, evde bakım hizmetleri ve AR-GE laboratuvarlarının da eczacılar için önemli istihdam alanları olduğunu söyledi.
TEB Başkanı Demirci, ilaç sanayisinin de eczacılar için önemli bir çalışma alanı olduğunu dile getirerek, "İlaç sanayindeki eczacı oranına baktığımız zaman yüzde 1'ler civarında. Bu sektörde eczacı çalışmasının önünü açmamız gerekiyor. Bunun için İŞKUR protokolünün ilaç sanayisine uyarlanmasıyla ilgili bir çalışma içerisindeyiz" dedi.
İlaç sanayisinin ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip eczacıların yetiştirilmesinin önemine işaret eden Demirci, üniversitelerdeki eğitim müfredatının da bu doğrultuda yeniden ele alınması gerektiğini kaydetti.
Demirci, "Sanayide, özellikle üretimde çalışabilecek eczacıların yetişmesini sağlayacak bir eğitim müfredatının planlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda da adımlar atıyoruz. 10 bin civarında eczacı meslektaşımızın atama beklediğini biliyoruz. Sağlık Bakanlığının bu konuda atama sayılarını artırmasını bekliyoruz" diye konuştu.
SGK ile ilaç alım protokolüne ilişkin görüşmelerin sürdüğünü de aktaran Demirci, "Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilaç alım protokolünde imza safhasındayız. Görüşmelerimiz yapılıyor. Eczanelerimizin ayakta kalması gerekiyor. Türkiye'de 31 bin eczane, Türkiye'nin her noktasına dağılmış bir biçimde hizmet sunuyor. Sağlık hizmeti sunumunda biz bir paydaşız. Burada da eczanelerimizin adına bir iyileştirme bekliyoruz" açıklamasında bulundu.
İlaç fiyatlandırmasının da ekonomik parametrelerle paralel ve gerçekçi biçimde yürütülmesi gerektiğini savunan Demirci, "Bu olmazsa ilaca erişim noktasında sıkıntılar çıkabilir. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. İlaç olmazsa olmaz bir üründür. İlaç, ticari bir ürün değildir. İlaç, sağlıkla ilgili bir üründür. Bakışın böyle olması lazım. Eczanelerin ayakta kalabilmesi için de bu anlamda gerçekçi parametrelerin üzerinde yürümek gerekiyor" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'nin ilaç üretiminde daha fazla kendi kendine yeter hale gelmesi gerektiğini dile getiren Demirci, kutu bazında ilaç üretiminin yüzde 80'in üzerinde olmasına karşın parasal değer açısından oranın daha düşük seviyede bulunduğunu söyledi.
Demirci, ilaç tedarikinde ciddi sorunlar yaşandığına ve ilaç maliyetlerinin yükseldiğine işaret ederek, "Yeni çıkan tedaviler çok pahalı ve maliyetli. Türkiye, meslek örgütleriyle, üniversiteleriyle, sanayisiyle, sağlık otoriteleriyle, sağlık finansmanı yapanlarla birlikte kendi ilacını üretecek bir hale gelmeli" şeklinde konuştu.





